Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,16
BIST 94.082
%-0,31
Dolar 4,7910
%0,16
Euro 5,6122
%0,33
Altın 189,69
Limak REKLAM

1.FRANK’IN HATIRA DEFTERİ

51 defa okundu kategorisinde, 16 Nis 2018 - 07:18 tarihinde yayınlandı
1.FRANK’IN HATIRA DEFTERİ

ERDEN BALIBEK

Haftaya böyle bir yazıyla başlamak istemezdim ama koşullar zorluyor insanı. Savaş rüzgarlarının esmeye başladığı şu günlerde bundan söz etmemek olur mu? Savaş deyince aklıma önce çocuklar geliyor. Aslında savaş ve çocuk sözcükleri asla yan yana gelmemesi gereken iki sözcük.

Çocuk demek; oyun demek, oyuncak demek, sevgi, şefkat, umut, gelecek, mutluluk demek. Savaş hepsini alıp götürüyor bunların.

Anne Frank’ın Hatıra Defteri, 2. Dünya savaşının acımasızlığını, vahşetini, yarattığı korku ve umutsuzluğu bir çocuğun gözünden anlatan bir kitap, bir günlük. O kız çocuğu Nazi askerlerinin yarattığı ortamı her gün gören, yaşayan biri. Sonunda, iki yıl saklandığı evde bombaların altında kalarak öldü. Günlüklerini babası Otto Frank’a, yıkıntıların arasından bulup teslim etti hayatta kalabilenler. O kitap, 30 dile çevrildi, milyonlarca sattı.

Şimdi, daha nice hatıra defterleri, günlükler, mektuplar yazıyor savaşın çocukları. Çekilen acılar, duyulan korkular, dökülen gözyaşları eskiyle kıyaslanamayacak kadar çok. Filistin’de, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Afrika’da, daha pek çok yerde ağlayan çocuk sesleri yükseliyor.

“Saçlarım tutuştu önce            /             Gözlerim yandı kavruldu

Bir avuç kül oluverdim            /              Külüm havaya savruldu”.

Böyle diyor Nazım Hikmet bir şiirinde bir çocuğun ağzından.

2.Dünya Savaşından bu yana dünyada 181 savaş çıkmış. Sadece 1990-92 yılları arasında çıkan savaş sayısı 49. Bu savaşlarda ölenlerin üçte ikisi de siviller. En çok zararı siviller görüyor savaşta. Ya çocuklar?

Son 10 yılda ölen çocuk sayısı 2 milyondan fazla. 6 milyon çocuk yaralanmış ya da kalıcı şekilde sakatlanmış.  1 milyondan fazla çocuk annesiz babasız kalırken 12 milyon çocuk evini yitirmiş.

Sorunun bir başka yönü daha var; çocuk askerler. Kaçırılan, kandırılan, ailesi tarafından para ile satılan çocuk askerler var çeşitli ülkelerde. Küçük oldukları, göze çarpmadıkları, kolay feda edilebildikleri, kolayca kandırıldıkları için çocukları kullanıyor çeşitli çeteler. Bunların sayıları da 300 binden fazla.

Rakamlar acı, üzücü ama gerçek; on bin çocuk mayın kurbanı, 25 milyon çocuk evinden ailesinden ayrı.

İşkence görenler, tecavüze uğrayan küçücük kız çocukları… Saymaya artık gücüm yetmiyor.

Kimi atılan bombalardan, patlayan silahlardan gözünü kaybetmiş çocukların. Kimi kolunu, kimi bacağını. Yüzünün yarısı gitmiş bir çocuğun. Biri ölen kardeşini arıyor, öteki şokta, evinde unuttuğu bebeğini.

Dünyaya hükmettiğini sanan bir adam adı Trump mı ne, her an vurabiliriz Suriye’yi diyor. Çömezi İngiltere yanında. Sırada başkaları da var. Basacaklar düğmeye, fırlatacaklar füzeleri ve öldürecekler yine sivilleri, çocukları.

Ölen insanlar değil artık; insanlığın kendisi ölmüş.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı