Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,16
BIST 94.082
%-0,31
Dolar 4,7910
%0,16
Euro 5,6122
%0,33
Altın 189,69
Limak REKLAM

ÂDEMOĞLU NEREDEYDİN?

41 defa okundu kategorisinde, 07 Nis 2017 - 07:25 tarihinde yayınlandı
ÂDEMOĞLU NEREDEYDİN?

YELDEĞİRMENİ

1 Şubat 2011’de “Yeldeğirmeni” köşemde “Âdemoğlu Neredeydin?” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Bu soru cümlesi Henrick Böll’ün kitabının ismidir. Kitaptan savaşları sorgular.

2011 yılında Yemen’de, Mısır’da iç karışıklıklar sürerken bu kitabı hatırlamıştım. 2017’nin Nisan ayı yaşanırken Suriye’nin İdlib kentinde Esad yönetiminin kimyasal silah kullandığı iddiaları var. Kendi halkına klor gazı ile saldırıyor. Olay sınırımızın 80 km. ötesinde. Bazı yaralılar tedavi için Türkiye’ye getiriliyor.

Ben yine Henrick Böll’ün kitabını hatırladım. “Âdemoğlu Neredeydin?” yazarı bu soruyu 2.Dünya Savaşı’nın acıları ve yıkımı için sormuştu.

Henrick Böll diyor ki; “Ey insanoğlu insanlık denilen değer kavramını temsil eden Âdemoğlu Sen Neredeydin? Bunca zulme, acıya, yıkıma neden izin verdin.”

Berkhold Brecht’te “Cesaret Ana Ve Çocukları” isimli tiyatro oyununda aynı konuyu işler. Cesaret Ana çocuklarını savaşta kaybetmiştir. Elinde kalan kırık dökük eşyaları arabaya yüklerken haykırır.

“İnsan savaşta çöp yer, paçavra giyer ve kocaman bir palavra dinler…

“Zafer uzakta değil”

Bir düşünür der ki, “kaybedilmiş bir savaştan sonrası en kötü şey kazanılmış zaferdir. Çünkü kazanan da kaybeden de savaştan çıkmıştır.”

Savaşlardan sonra ölenler ölmüştür ama yaşayanlar gerçekten yaşıyorlar mı?

Bu sorunun cevabını yine bir filmden alıntıyla verelim:”25.Saat” isimli film.

2.Dünya Savaşı bitmiştir. Savaşta Yahudi olmadığı halde Yahudi sanılarak susturulan bir kişinin başına gelenler anlatılır.

Adamın eşi kocasını kurtarmak için didiniyor. Başvurmadık makam bırakmıyor, özlemle, umutsuzlukla ama bitmeyen bir umutla savaş ortamında çabalıyor. Ve nihayet mutlu bir son gerçekleşiyor, aile ana baba çocuklar biraraya geliyor.

Ama gülmeyi unutmuşlar. Özlemle geçen yıllarda karı-koca birbirlerine yabancılaşmışlar.

Gazeteciler ailenin mutluluğunu görüntülemek istiyor, “Haydi elini tut, biraz gülümse, haydi ne olur poz verin” diyorlar.

Ama… Yaşantının doğallığı bozulmuş aile artık o eski günlerdeki 24 saati yaşayamıyor. Yaşadıkları zaman daha önce tanımadıkları 25.Saattir artık. Nedeni belli olmayan endişeli belisizlik, mutsuzluk ortamıdır yaşadıkları.

Âdemoğlu Neredeydin diye sormuştu Henrick Böll.

2.Dünya Savaşı biteli 60 yıldan çok zaman geçti.

Bugün de ne yazık ki Henrick Böll’ün sorusu hala geçerliliğini koruyor. Âdemoğlu Neredeydin?

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı