Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1,84
BIST 94.682
%0,37
Dolar 5,6721
%-0,14
Euro 6,5081
%-0,02
Altın 222,94
REKLAM

ATATÜRK VE BARIŞ

90 defa okundu kategorisinde, 01 Kas 2017 - 00:27 tarihinde yayınlandı
ATATÜRK VE BARIŞ

ERDEN BALIBEK

Bugünlerde nereye baksam Atatürk’ü görüyorum. Her yerde, her şeyde o var. Bu beni mutlu ediyor. Atatürk anlaşıldıkça, öğrenildikçe ona olan sevgi ve bağlılık da artıyor. Özellikle gençler Atatürk sevgilerini çok ilginç biçimlerde gösteriyorlar. Daha önce de belirttiğim gibi umutlanıyorum, geleceğe daha güvenle bakıyorum. Arada bir çıkan çatlak sesleri bir kenara koyarsak çığ gibi gelişen, büyüyen bir Atatürkçülük var.

Atatürkçülük bir düşünce sistemidir, bir ilkeler bütünüdür. Bu düşüncelerden biri de barışçılıktır. “Yurtta barış, dünyada barış” diyerek bu görüşünü açıkça ortaya koymuştur Atatürk.

O, savaşlar kazanmış, destanlar yazmış bir asker, bir kahramandır ama savaş meydanlarında bile barışı düşünmüştür. TBMM’de yaptığı konuşmalarda şöyle demiştir:

“Kuşkusuz hakkımız alınıncaya kadar silahı elden bırakmayız. Ama bundan  bizim aşırı savaş yanlısı olduğumuz çıkarılmasın.  Böyle bir düşünce çok haksızlık olur. Tersine biz herkesle barış yapmak istiyoruz. Hakkımızı barış yoluyla elde etmek için her yolu denedik. Bu konuda hiç kusur etmedik. Ama bizim tüm iyi niyetlerimizi, ciddiyetimizi uygarlık dünyasından sakladılar. Ancak ilkel kavimlere uygulanabilecek davranışlar ve birtakım anlamsız korkutmalarla karşımıza çıktılar.

Efendiler, bütün dünya bilmelidir ki, Türkiye halkı , TBMM ve hükümeti uşak muamelesine katlanamaz. Her uygar ulus gibi, hükümet gibi varlığının özgürlük ve bağımsızlığının tanınmasını istemekte kararlıdır. Ve tüm davası bundan ibarettir.”

Çanakkale kahramanı olarak anıldığı günlerde kendisiyle görüşme yapan bir gazeteciye, daha o zaman şöyle demişti;

“En kuvvetli deyiminden amacın yalnız silah kuvveti olduğunu sanmayınız. Tersine; asker olmama karşın benim dilediğim, maneviyat, bilim, teknik ve ahlak yönünden güçlü olmaktır. Çünkü saydığım niteliklerden yoksun olan bir ulusun bütün bireylerinin en son teknolojik silahlarla donatıldığını varsaysak bile kuvvetli olduğunu kabul etmek doğru olmaz”.

Atatürk, bu toprakları işgal eden devletlerle bile savaş sonrası barış görüşmeleri yaptı. Onlarla eşit koşullarda, onlar gibi özgür ve bağımsız olarak görüştü, dostluk elini uzattı. Bu davranışı büyük saygı uyandırdı. Avrupa’dan, Amerika’dan gazeteciler gelip kendisiyle görüştü, röportajlar yaptı. Hepsi, bu büyük insana karşı hayranlık içindeydi. Nasıl oluyordu da, kendileriyle amansız bir savaşa giren bir ulusun önderi, kin gütmeden barıştan söz ediyordu.

Söyledikleri özetle şuydu; “Hiçbir zaman boş yere kan dökmek istemedik, istemeyiz de. Ulusumuzun ve TBMM’nin gerçek zihniyeti budur. Şimdiye kadar dökülen kanların sorumluları uygarlık alemince öğrenilmişse, facianın sürüp gitmesine gerek kalmamıştır demektir.”

İnanıyorum; Atatürk derinliğine öğrenildikçe daha çok sevilecektir. O her şeyi bizim için yaptı. Bize düşen görev de onun yolundan gitmektir. Başka yol yok.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı