Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,16
BIST 94.082
%-0,19
Dolar 4,7819
%0,19
Euro 5,6227
%-0,13
Altın 189,44
Limak REKLAM

AYLA 

38 defa okundu kategorisinde, 07 Ara 2017 - 03:30 tarihinde yayınlandı
AYLA 

ERDEN BALIBEK

 

Şeytanın bacağını kırdık, yıllar sonra eşime birlikte sinemaya gittik. Son günlerde adından çokça söz edilen “Ayla” adlı filmi izledik.

Bir sinema eleştirmeni değilim; filmi teknik yönden irdelemeyeceğim. Seyirci olarak çok beğendim, zaman zaman gözlerim yaşardı. Zaten işin içinde çocuk varsa başka türlü olmam mümkün değil. Savaşların bütün zahmetini, vahşetini onlar çekiyor, hayat boyu devam edecek acılar, üzüntüler içinde yaşıyorlar.

İzlemeyi düşünenlerin keyfini kaçırmamak için filmi anlatmayacağım. Sadece buradan yola çıkarak çocukların çektikleri üzerinde duracağım. Önce Cahit Külebi’den bir dörtlük:

“Ağacım senin kaderin             /    Bütün çocukların kaderi

Neler etmedi yirminci yüzyıl   /     Sabi sübyan demedi.”

Sadece yirminci yüz yıl mı? Yirmi birinci yüzyılda değişen ne var ki? Yine savaşlar oluyor, yine çocuklar ölüyor ya da öksüz-yetim kalıyor.

UNICEF ve Sivil Toplum Kuruluşlarının raporlarına göre şu anda dünyada 140 milyondan fazla öksüz ve yetim çocuk var. Ya ölenler? Savaşlar, doğal afetler, salgın hastalıklar, yetersiz beslenme, kıtlık gibi nedenler en çok çocukları vuruyor, bu yüzden her gün 10 bine yakın çocuk can veriyor. Bu, yılda 3.5 milyon demek.

Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamları biraz farklı. Onlara göre her gün 5 yaşın altında olup da ölen çocuk sayısı 16 bine yakın. Sadece 2015 yılında ölen bu yaşlardaki çocuklar 5.9 milyon.

Hangi sayıyı alırsanız alın, ortada ciddi bir sorun var. Anneye, babaya; onların ilgisine, sevgisine, şefkatine, bakımına muhtaç binlerce, on binlerce, milyonlarca çocuk ölüyor ya da hayatta yalnız kalıyor.

2015 yılında Avrupa’ya 1 milyon sığınmacı insan ulaşmış. Bunların %27’si çocuk. Çocuklarla ilgili bir başka gerçek daha var; kayıp çocuklar…Avrupa’ya giden çocukların bir kısmı kayıp. Nerede oldukları, ne yaptıkları bilinmiyor. Aynı durumu ülkesinde yaşayanlar da var.

Tekrar ölen çocuklara dönelim; Suriye’deki iç savaşta ölen çocuk sayısı 1 milyon. Irak ise Suriye’yi beşe  katlıyor. Orada can veren çocuk sayısı 5 milyon. Afganistan’ı unutmayalım; orada da 2 milyon çocuk iç savaş nedeniyle yaşama veda etmiş. Daha bunun Afrika’sı var, başka ülkeler var.

Türkiye, bütün dünyaya ders olacak bir fedakarlık örneği gösteriyor bu konuda. Hayatta kalmış ama anne ve babasını yitirmiş sığınmacı çocuklara kucağını açıyor. Verilere göre 510 bin çocuk sokaklardan toplanmış, barınmaları sağlanmış, eğitime alınmış. UNICEF bu nedenle Türkiye’yi dünyanın en fazla sığınmacı çocuğuna ev sahipliği yapan ülkesi  ilan etmiş.

Ayla filmindeki küçük kız çocuğunun bakışları, gözlerinden süzülen yaşları beni nerelere götürdü. Cahit Külebi’nin aynı şiirindeki bir başka dörtlüğü ile koyalım noktayı:

“Bir nazlı kuşa benzer         /          Çocuk dediğin

Ev ister, ekmek ister            /           Öpülmek okşanmak ister.”

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı