Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,23
BIST 95.240
%-0,95
Dolar 4,7455
%-0,98
Euro 5,5574
%-1,55
Altın 186,76
Limak REKLAM

BAŞARISIZLIK

43 defa okundu kategorisinde, 12 Nis 2017 - 01:39 tarihinde yayınlandı
BAŞARISIZLIK

Başarısızlık kelimesi her zaman olumsuz çağrı-şımları beraberinde getirmiştir. İnsanlardaki başa-ramama korkusu çoğu zaman öyle kuvvetlidir ki şanslarını ve kendilerini yeni şeyleri denemekten alıkoyar.

 

Oysa başarısızlık faydalarıyla birlikte gelir. Karak-teri geliştirir. Sizi daha güçlü, daha esnek ve daha zeki kılar. Neyin işe yarayıp yaramadığını keşfe-dersiniz. Yaratıcı olmayı, absürt gözüken şeyleri denemeyi ve kendinize yeni bir yol açmayı öğre-nirsiniz.

 

En önemlisi başarısızlık sizi korkusuz yapabilir. Bir kez dibe vurduğunuzda, yeni bir şey denerken başınıza gelebilecek en kötü şeyi deneyimlemiş-sinizdir zaten; başarısız olmuşsunuz.

 

Tekrar ve tekrar denemekte özgür olursunuz.

Dünyanın en başarılı insanlarından bazıları, olağanüstü ölçüde başarısızlığı deneyimlemiş kişilerdir. Yine de direnip neyin işe yaradığını eninde sonunda buldular.

 

Başarısızlık,
Zamanımı boşa harcadım demek değildir.
Yeniden başlamam için bir nedenim var demektir.

 

Başarısızlık,
Vazgeçmeliyim. Demek değildir.
Daha sıkı çalışmalıyım demektir.

Başarısızlık Hikâyeleri

 

Hayal edin.

  1. Dünya Savaşı’nda, bir askeri havaalanında görevlisiniz. Gö-reviniz çarpışmadan dönen uçakları incelemek, tamir etmek, tekrar savaş alanına göndermek.

 

Karşınızda yere yeni inmiş bir uçak duruyor. Pilotun oturduğu yerin hemen arkasındaki yüzeyde büyük bir delik var. Bu böl-meye onlarca kurşun isabet etmiş. Olanaklarınız, yedek parça-larınız kısıtlı. Son bir haftada çok uçak kaybettiniz. Elinizdeki sayılı malzeme ile hemen hasarlı bölgeyi tamir etmeye başlı-yorsunuz.

 

Başka uçaklarda da bu yüzeyi birçok kez tamir ettiğiniz aklını-za geliyor. Bu deneyimden yola çıkarak tamirat sonrası bir ra-por hazırlıyorsunuz. Uçakların üretildiği fabrikaya bir sonraki üretimde bu sürekli hasar alan yüzeyi daha dayanıklı hale ge-tirmelerini öneriyorsunuz.

 

Şu an hayal ettiğiniz bu hikâye birçok genç mühendisin gerçek-ten başına gelmiş. Sonunda ortaya çıkan rapor ve öneri de ak-la mantıklı geliyor.

 

Abraham Wald, savaş sırasında Amerikan ordusunda görev yapan, verileri inceleyen, strateji geliştiren bir istatistikçi. Yaz-dığınız rapor fabrikaya ulaştığında şans eseri onun da önüne geliyor. Fabrika daha önerinizi değerlendirip hayata geçireme-den Dr. Wald süreci durduruyor. Tüm iyi niyetinizle hazırladığı-nız önerinizdeki kusuru gösteriyor.

 

Hatayı bulabildiniz mi?

 

Hangi Hikâye?

 

Başarı hikâyeleri her yerde. Milyarlık girişimler, efsanevi CEO’lar, çığır açan stratejiler, çok satan kitaplar, Oscar alan oyuncular, transferi olay yaratan futbolcular.

 

Üzerine kitaplar yazılıyor, tartışılıyor, derslerde okutuluyor, inceleniyor. Internet “Başarılı iş insanlarının 10 özelliği” tar-zında listelerle dolu.

 

Bu yaklaşım ilk bakışta ilgi çekici, bazen mutlu edici, keyifli ve mantıklı gelse de aslında pek bir faydası yok.

 

Başarı hikâyelerini incelemek çok önemli bir bilgiyi, anlayışı gölgeliyor. Bize gösterilen, deneyimlediğimiz bu resimlerde çok büyük bir açık var.

 

 

Abraham Wald, bu açığı görüyor. Önünüzde duran uçak, bir başarı hikayesi. Turunu atmış, savaşmış, size geri dönmüş. Savaş, sizi analizlerinizi yalnızca başarı hikâyeleri üzerinden yapmaya mecbur tutuyor. Amacınıza ulaşmanıza engel oluyor.

Nasıl mı?

 

Size düşen uçakları göstermiyor. Amacınız uçakların bir sonraki turlarında düşmelerine engel olmak, tekrar geri gelmelerini sağ-lamak. Şu an tamir ettiğiniz uçaktaki hasar düşmesine sebep olmamış. Birçok uçak size bu tip bir hasarla geri geliyor. İşin daha da önemli tarafı, eğer vurulduğunda uçakların düşmesine neden olan kritik bir bölme varsa, siz bu bölmesi hasarlı hiçbir uçak görmüyorsunuz!

 

Düşen uçaklar gibi batan girişimleri, ortalama CEO’ları, vasat stratejileri, basılamayan kitapları, bir türlü bekledikleri çıkışı ya-kalayamayan oyuncuları ve zamansız sakatlanıp kariyerlerini erkenden sonlandıran sporcuları görmüyoruz.

 

Başarı hikayeleri bize başarısızlık ve nedenleri hakkında çok az bilgi veriyor.

 

Şansın Gizli Rolü

 

Başarı hikâyelerinin göz önünde olmasının bir başka yan etkisi, başarısızların sayısını gizlemesi. Eğer on binlerce girişimci, iş adamı, oyuncu, sporcu en tepede olmak için mücadele veriyor ve bir avuç insan bu seviyelere çıkabiliyorsa (ki günümüzdeki durum böyle), başarıyı sağlayan sihirli bir formül olma olasılığı oldukça düşük demek.

 

Zira eğer böyle bir formül olsaydı, benzer özellikli insanlar arasında başarı oranı bu kadar düşük olmazdı.

 

Bu noktada şansın rolü devreye giriyor. Birileri başarılı olmak zorunda. Elbette yetenekliler. Ancak sonunda onları diğer yeteneklilerden ayrıştıran şey büyük oranda içinde bulundukları ortam, tanıdıkları insanlar, kendileri dışında gelişen kontrol dışı dış etkenler oluyor.

 

Başarıyı yakaladıktan sonra üzerine konuşmak, bunu zaten başından beri belliymiş gibi anlatmak, kitabını yazmak kolay. Ancak bu yaklaşım sanki başarısız olmaları olası bile değilmiş gibi bir yanılgı yaratıyor.

 

İnsanlar bu hikâyelerden garip ve an-lamsız dersler çıkarıyor. Yanlış yere odaklanıyor, zaman ve enerjilerini boşa harcıyorlar.

 

 

(*) Emre Soyer’ in benzer içerikli bir yazısından yararlanılmıştır.

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı