Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,99
BIST 95.770
%-0,06
Dolar 5,7686
%0,04
Euro 6,5714
%-0,48
Altın 260,23
REKLAM

BEKLEMEK Mİ GÜZEL, BEKLEMEMEK Mİ?

90 defa okundu kategorisinde, 07 Şub 2019 - 02:37 tarihinde yayınlandı
BEKLEMEK Mİ GÜZEL, BEKLEMEMEK Mİ?

ERDEN BALIBEK

Yaşamımız hep beklemekle geçiyor. Hasta, iyi olmayı bekler. Mahpus, özgürlüğüne kavuşmayı. Öğrenci, okulunu bitirme derdindedir. Evlenmek, erkekse askere gitmek, iş sahibi olmak, para kazanmak, eve, arabaya kavuşmak… Beklenen o kadar çok şey var ki!

Kimi yazar beklemeye övgüler düzer. Beklemenin güzelliğinden söz eder. Kimi tersini iddia eder; beklemeyin, der. Orhan Veli demiyor mu “Beklememek güzel beklemekten” diye.

Kış gelince baharı bekleriz. Bahar olur, yaz beklenir. Seçim olur, yenisi beklenir. Kış dedim, oradan devam edeyim; daha şubat  ayının ortası bile olmadı ama bir bahar havası hissetmeye başladım gibi. Daha göreceğimiz ne soğuklar var. Belki kar bile yağacak, olsun, bahar geliyor ya (Yine bir bekleme düşüncesi).

Bunun dışında ben artık beklemekten vazgeçtim. Hiçbir şeyi –en azından şimdilik- beklememeye karar verdim. Ne demişler: “Üzgün olmak istiyorsanız geçmişte yaşayın! Endişeli olmak istiyorsanız gelecekte yaşayın! Huzurlu olmak istiyorsanız ‘şimdi’de’ yaşayın!

Ben huzurlu olmak istiyorum. Geçmişi ve geleceği –en azından şimdilik- düşünmüyorum.

Alfred D. Souza’nın sözlerinden de cesaret alıyorum: “Uzun zamandan beridir hayatın –gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı”.

Devam ediyor Souza: “Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz an’dan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır”.

Aralarına zaman zaman katıldığım bir arkadaş grubu var. Bir de onların “off” günü. Her hafta perşembe günü saat 12.00 de aynı yerde toplanıp yemek yiyorlar, sohbet ediyorlar. Orada kişisel konular, günlük olaylar, siyaset, geçmiş-gelecek  konuşulmuyor. Herkes şalteri “off” konumuna getiriyor, bunların dışında havadan-sudan konuşuyor, fıkralar anlatıyor, bilimden, sanattan, felsefeden, edebiyattan söz ediyor. Saat 14.00 olunca yemek bitiyor, şalter kaldırılıyor ve günlük yaşama dönülüyor.

Bu “off” gününü ben 2 saatle sınırlamak istemiyorum artık. Tüm gün, tüm zaman sürmesini istiyorum. Artık hiçbir şeyi beklemek niyetinde değilim. Geçmiş de, Mevlana’nın dediği gibi geçti gitti. Elimizde sadece “bugün” var. Bu güzel günü niye endişelerle, üzüntülerle heba edeyim.

Havada bahar kokusu var. Kır çiçekleri açmaya başladı bile. Güneş ikide bir göz kırpıyor. Kuşlar cıvıldaşarak uçuyor sanki. Boyum uzun değil ama bu kadar mutluluk da yetiyor bana.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı