Bilgi ve Paylaşım - Yeni Haber GazetesiYeni Haber Gazetesi
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,64
BIST 90.186
%1,09
Dolar 6,1364
%1,34
Euro 7,0797
%1,28
Altın 235,64
REKLAM

BİLGİ VE PAYLAŞIM

109 defa okundu kategorisinde, 16 May 2018 - 08:12 tarihinde yayınlandı
BİLGİ VE PAYLAŞIM

BİLGİ GÜNCESİ – 155 

Sözlük anlamıyla bilgi, öğrenme, araştırma ve gözlem yoluyla elde edilen her türlü gerçek, malumat ve kavrayışın tümüdür. Bilgi, çok farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Bilgi doğruluğu ispatlanmış inançlardır. Bilgi, önceden belirlenen bir dizi sistematik kural ve prosedüre uygun bir biçimde işlenmiş enformasyondur. Bilgi, sosyal varlık olan insanlar arasındaki iletişim sırasında paylaşılan, aktarılan ve yeniden şekillendirilen tecrübe ve enformasyonlardır.  Bilgi, belirli bir durum, sorun, ilişki, teori veya kurala ait veri ve enformasyondan oluşan anlayışlardır. Bilgi içinde yaşadığımız dünyayı ve olayları yorumlamak ve yönetmek için uyguladığımız bir dizi anlayış, kavrayış ve genellemeler ile bize güçlü bir kavrayış ve bakış açısı kazandıran her türlü zihni faaliyettir. Bilgi, sosyal olaylarda karşımıza çıkan eylem ve olayları anlamamıza yardım eden işaret ve kodlamalardır. Bilgi, insanların ve organizasyonların etkin bir biçimde eylem gerçekleştirmeleri için sahip olmaları gereken kapasitedir.

Bilgi, deney, tecrübe, yorum ya da fikrin bir araya gelmesi ile oluşan enformasyondur. Bilgi, sosyal olaylarda, karar ve eylemler için uygulanmaya hazır yüksek değerde bir enformasyon şeklidir. Bilgi kişisel anlamda düzenlenmiş enformasyondur ve genelde deney ve tecrübelerin bileşiminden oluşur.

 

Anlam piramidinin en üstünde yer alan akıl ve bilgelik ise, sosyal olaylarda doğru ya da yanlış olanı ayırt etmemize yarayan bütün bilgileri kapsar. Sosyal olayların nedenlerini doğru bir şekilde kavramamıza ve en doğru ya da en güzeli seçmemize yardımcı olan anlama, kavrama ve akıl yürütme aşamalarında isabetli karar almamız bilginin sistematik bir biçimde işlenmesi, gözlem ve tecrübelerle yeniden şekillendirilmesi halinde mümkün olabilir. Bu aşama anlam piramidindeki son aşamayı, yani akıl-bilgelik aşamasını simgeler.

 

İnsanoğlu kendi dışındaki nesneleri algıladığı gibi, kendi iç dünyasını da algılar. İnsandaki bu algılama ve tanıma etkinliğine “bilme”, elde edilene de “bilgi” denir. Bilginin oluşumunda iki öğe vardır. Bunlardan birisi algılayan, bilen, yani insandır. Diğeri ise bilinen, araştırılan, kendisine yönelinilen şeydir. Bilgi edinme yalnızca algıya dayanmaz, düşünme de bilgi edinme yollarından biridir. Hem gerçek olanları hem de gerçek olmayanları içine alır.

 

İnsan çok yönlü bir varlıktır. Bu durum insanın birbirinden farklı soyut ve somut varlıklarla ilişki kurmasını sağlar. Dolayısıyla insan için tek bir bilgi türünden değil birçok bilgi türünden söz etmek gerekir. Bunu şöyle açıklamak mümkündür: İnsan, varlığı üzerinde düşünmek ve yaşamının amacını anlayabilmek için felsefe bilgisine; yaşadığı dünyayı ve toplumu anlayabilmek için bilimsel bilgiye; doğada var olan nesneleri araç gerece dönüştüre bilmek için teknik bilgiye; kendisindeki güzellik ve beğeni duygusunu geliştirebilmek için sanat bilgisine ve arınmak için dini bilgiye gereksinim duymuştur. Bunların her biri farklı bilgi türleridir. Bu bilgi türlerinin belki de tek ortak noktaları özne ile nesne arasında kurulan ilişki sonucu ortaya çıkmış olmalarıdır.

 

Bir seçim yapmamız söz konusu olduğunda gereksinim duyduğumuz şey bilgidir. Daha önceden bildiklerimizi değiştiren de bilgidir. Bu nedenle bilgi daha çok etkilerine dayanılarak tanımlanmaktadır.

 

Aşağıda sizlere bilgiyi nasıl edindiğimizi anlatan iki anekdot paylaşmak istiyorum.

 

Bilgi ve Bilge

“Bir bilge, gölün kıyısındaki ağacın altına oturmuş, dinlenmektedir.

Fark eder ki; susamış olan bir köpek, devamlı olarak gölün kıyısına gelip su içmeye yeltenmekte, tam eğilip sudan içmeye hazırlanırken birdenbire gerisin geriye kaçmaktadır…

 

Bilge dikkatlice izler bu ilginç olayı… Sonunda köpeğin su içmek için suya eğildiğinde, sudaki kendi yansımasını görüp korktuğunu anlar… Ancak bir müddet sonra, köpek sıcağa dayanamayıp serinlemek için kendini gölün içine atar, suda kendi yansımasını görmediği içinde aynı zamanda kana kana su da içip, susuzluğunu da gidermiş olur.

 

Bilge o an bunun kendince yorumunu yaparak; bu durumun ona bir şey öğrettiğini düşünür…

 

“Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içindeki korkulardır… İnsan bu korkularını aşabilirse; isteklerini ve hedeflerini gerçekleştirebilir.”

 

Fakat bilge, bu konu üzerinde biraz daha düşününce; aslında öğrendiğinin daha farklı bir şey olduğunun farkına varır…O da şudur:

 

“İnsan, bilge de olsa; bir köpekten dahi öğreneceği bilgi vardır… Bunun için dağarcığında ne varsa başkaları ile paylaş. Ki senden de öğrenilecek bir şeyler mutlaka vardır başkaları için…”  

 

Acıyı Unutmak…

“Tek oğlunu kaybeden kadın bir bilgeye gider ve “hangi duaları etsem, hangi büyüleri yaptırsam oğlumu bana geri getirir?” diye sorar…

 

Bilge, ona birtakım teselli sözleri söyleyip, geri yollamaya kalkışır ama bir yandan da anlar ki bunlar acılı anneyi ikna etmeye yetmez… Bunun üzerine acılı anneye; “bana asla acıyı tatmamış bir evden, bir adet hardal tohumu getir. Onu senin yaşamındaki acıyı yok etmek için kullanacağız” der.

 

Kadın hemen yola koyulur. Çok güzel, kocaman bir evin önüne gelince, gider kapıyı çalar. Kapıyı açana: “Asla acıyı tatmamış bir ev arıyorum. Burası öyle midir? Bu benim için çok önemli…” diye sorar.

 

Onu içeri buyur ederler ve “sen yanlış yerdesin” diye söze başlarlar. Akabinde de ailenin uzak ve yakın geçmişinde, başından geçenleri anlatırlar bir bir… Bazı aile bireylerinin yaşadıkları çok trajiktir örneğin… Acılı anne kendi kendine; “bunlar benden daha acılı, bunlara birinin yardımcı olması gerekir.”der ve bir müddet o evde kalıp insanlara yardımcı olmaya çabalar.

 

Daha sonra tekrar yola koyulup, başka “acıyı tatmamış” evler aramaya devam eder. Ama hangi evin kapısını çalsa, her birinden “acı dolu” binbir hikaye dinler… İnsanların acıları karşısında onlara yardımcı olabilmek için kendini öylesine kaptırır ki; neredeyse oğlunun acısını ve ona o acıyı unutturacak olan “hardal tohumunu” aramayı unutur…

 

Ve böylece “acı” yaşamından yavaş, yavaş çıkar gider.”

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı