Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 145.903
%-0,01
Dolar 4,8455
%0,03
Euro 5,6800
%-0,06
Altın 193,36
Limak REKLAM

DENİZYILDIZI

67 defa okundu kategorisinde, 11 Tem 2018 - 07:45 tarihinde yayınlandı
DENİZYILDIZI

BİLGİ GÜNCESİ – 163

11.07.2018 

İş dünyası 90 lı yıllarda yeni yeni yönetim kavramları ile tanışıyordu. Bu kavramlardan biri de Toplam Kalite Yönetimi idi.

Yaygın olarak “Müşterinin beklentisinin aşılmasını hedefleyen, ekip çalışmasını destekleyen, tüm süreçlerin gözden geçirilmesini ve iyileştirilmesini sağlayan bir yönetim felsefesidir.” Diye tanımlanıyordu.

Bunun yanı sıra iş hayatında bir ekip olarak çalışmanın sağlayacağı faydalar ön plana çıkartılıyor, yaratılacak küçük değişikliklerin yaratabileceği büyük faydalar dile getiriliyordu. Bu bir iş yapış biçiminden öte bir felsefe idi. Bu felsefenin kabul görebilmesi, yayılımının sağlanması ve sürdürülebilir hale gelmesi için bazı hikâyeler ile desteklenmesi gerekiyordu.

İşte o dönemde Toplam Kalite Yönetimi ile ilgili yapılan her toplantı, seminer, eğitim v.b. etkinliğin olmaz ise olmaz hikâyesi “Denizyıldızı” idi.

Denizyıldızı bir deniz canlısı olup gerçekte de bir yıldız biçimindedirler. Denizyıldızı, avları yutulamayacak şekilde büyük olduğu takdirde, midelerini ağızdan çıkararak avlarını sarar, dış ortamda sindirirler. Sindirimin sonunda midelerini tekrar içeri çekerler.

Avustralya Aborjinlerinin anlattığı bir efsanede bazı hayvanların okyanusu geçmek için kanoya ihtiyaçları olduğu ve kanosunu ödünç vermeyi reddeden balinayı denizyıldızının nasıl masallar anlatarak, balinanın parazitlerini temizleyerek meşgul ettiği ve diğer hayvanların da kanoyu çaldığı anlatılır. Efsanenin sonunda kandırıldığını anlayan balina denizyıldızını döver ve yamyassı hâle getirir ki denizyıldızları günümüzde hâlâ bu şekle sahiptir.

Çok defa denizin kabarması sırasında sahilin sığ yerlerine ilerler, deniz çekilince de burada kalıp, kuruyarak ölürler. Denizin inmesi sırasında, kayalık bölgelerdeki kayaların arasındaki su birikintilerinde kalmış olanlar, ölümden kurtulur ve bir dahaki kabarmaya kadar yaşayabilirler.

İşte Denizyıldızı Hikâyesi’ de bu olay ile ilgilidir. İşte Hikâyemiz;

“Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere Okyanus sahiline giden aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında dans eder gibi hareketler yapan bir insan silüeti görmüş. Başlayan güne dans eden biri olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu ve dans etmediğini görmüş. Birkaç adım koşuyor, yerden bir şey alıyor ve Okyanusa fırlatıyormuş. Biraz daha yaklaşınca seslenmiş;

-Günaydın ne yapıyorsun böyle?

Genç adam durmuş, başını kaldırmış ve cevap vermiş:

-Okyanusa denizyıldızı atıyorum.

-“Sanırım şöyle sormalıydım” demiş Bilge adam

-“Neden okyanusa denizyıldızı atıyorsun?”

-Güneş çoktan yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsam ölecekler.

-Ama delikanlı görmüyor musun ki kilometrelerce sahil var ve baştan aşağı denizyıldızlarıyla dolu. Hiçbir şey fark etmez.

Genç adam kibarca dinlemiş, eğilerek yerden bir denizyıldızı daha almış ve dalgalanan denize doğru fırlatmış.

-Bunun için fark etti!

 

Bu cevap bilgeyi şaşırtmış, ne söyleyeceğini bilememiş. Geriye dönmüş, yazısının başına geçmek üzere kulübesine gitmiş. Gün boyunca bir şeyler yazmaya çalışırken genç adamın görüntüsü önünden gitmemiş. Aklından çıkarmaya çalışmış, bir türlü olmamış. Nihayet akşama doğru fark etmiş ki, o koca bilim adamı, o büyük şair, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış. Çünkü bu gencin aslında yaptığının evrende bir gözlemci olmayı ve bir fark yaratmayı seçmek olduğunu anlamış. Utanmış. O gece sıkıntı içerisinde yatmış. Sabah olduğunda bir şey yapması gerektiğini düşünerek uyanmış. Yataktan kalkmış giyinmiş, sahile inmiş ve o genci bulmuş. Ve bütün sabahı onunla Okyanusa denizyıldızı atarak geçirmiş.”

“Bunun için fark etti.” Cümlesi felsefenin temelini oluşturuyordu. Bu felsefeyi iş yaşamı ve kalite bağlamından çıkartıp toplumsal bir bağlama oturttuğumuzda çok daha anlamlı hale geleceği bir gerçektir.

Yapacağımız küçücük bir iyiliğin, iyileştirmenin kimler için fark yaratacağını, fayda sağlayacağını bir düşününün.

Sezen Aksu 2008 yılında hazırladığı Deniz Yıldızı albümündeki aynı isimli şarkısında şöyle diyor…

Bebeğim, işte hepsi bu kadar
Deniz yıldızı’ nın hikâyesidir hayat
Ne kadar kurtarırsan kâr
Kurtarırsan kâr, kurtarırsan kâr
Bebeğim, işte hepsi bu kadar
Deniz yıldızının hikâyesidir hayat
Kaç hayat kurtarırsan kâr

“Geriye dönüp baktığımızda kaç hayat kurtardık diye…”  cevabımız nedir?

Bunun için olağanüstü gayretlere, çok paraya ve de zamana gerek olmadığını anlatan küçük bir hikâye ile bitirelim.

“Büyük Rus yazarı Turgenyev, soğuk bir akşamüstü evine doğru yola çıkmış. Yolda bir dilenci kendisinden para istemiş. Bütün ceplerini kurcalayan Turgenyev, ne yazık ki hiç para bulamamış. Bunun üzerine kendisine uzatılan soğuk elleri kendi elleriyle ısıtarak:

‘Kusura bakma kardeşim sana verecek bir şeyim yok’ demiş.

Dilenci; ‘Verdiniz ya efendim’ demiş. ‘Bana kardeşim dediniz’ ”

Bu kadar kolay, bu kadar yalın, bu kadar basit ve bu kadar değerli…

İnsanlara değer vermek, saygı duymak, sevgi göstermek, empati yapmak; onlar için bir fark yaratacaktır. Birbirimiz için fark yaratarak dalga dalga büyüyen iyilikler gerçekleştirmemiz mümkün olacaktır.

İyilik yapmayı bir alışkanlık haline getirerek “Onun için fark yaratabiliriz.”

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı