Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1,84
BIST 94.682
%-0,03
Dolar 5,6672
%-0,03
Euro 6,5009
%0,08
Altın 222,95
REKLAM

DİN ODAKLI DÜŞÜNCE SİSTEMİ VE ÇAĞDAŞLIK

63 defa okundu kategorisinde, 14 Kas 2017 - 00:04 tarihinde yayınlandı
DİN ODAKLI DÜŞÜNCE SİSTEMİ VE ÇAĞDAŞLIK

DÜŞÜNDÜĞÜM GİBİ
Ataman ALDEMİR

 

Fransız sosyolog Edgar Morin, 27.10.2009 tarihli Liberation gazetesi’ndeki söyleşisinde özetle şöyle diyordu:
“Çağdaş Avrupa’nın en büyük özelliği Post Hıristiyan olmasıdır. (Post Hıristiyanlık; ilimde demokraside, hukukta, eğitimde din etkisinin olmaması demektir.) Dahası Hıristiyanlığın kaynağını oluşturan “İncil kardeşliği”nin yerini, “laikliğin “ almasıdır.
Örneğin Fransız laikliği; Hıristiyanlığa değil, demokrasiye, hukuka, bilime olan inançla ilerleyip gelişti. Bugün bunun sonucu Batı’da çağdaşlaşma olarak görülmektedir.
***
Edgar Mori’nin yukarıdaki sözlerinden İslam dünyası ile ilgili sonuçlar çıkartmak elbette mümkündür. Örneğin İslam dünyası da çağa uyum sağlayabilmesi için böyle bir adım atılmaz mı? Bizce konu çok açık:
Demokrasi, bilim, teknoloji,hukuk, eğitim başta olmak üzere tüm değerlerin dini referansların çok ötesinde laiklik tabanına oturtulması gerekir.
Japonya’nın 1945’e kadar süregelen bir uygulaması vardı. “Batı’nın teknolojisini alıp, kendi inanç ve geleneklerine sahip çıkmak! 1945’ten sonra Japonya’da bile iflas eden bu görüşe, bizde bazı aydınlar hala onay vermektedirler. Oysa olacak şey değildir.
Şöyle ki:
Din odaklı ve ortalığı içindeki Arap sermayesiyle istediğiniz kadar Batı’nın gökdelenini, yolunu, köprüsünü yapın, montaj sanayini (imalatını değil) kurun, yürümez bu iş… Para tekniği, sanayi vs. satın alır ama emeği ve nitelikli üretimi sağlayamaz ve satın alamaz.
Bunun için skolâstik (din-inanç odaklı) görüşlerin ve bunu kendi yararları için kullanan ülkelerin boyunduruğundan çıkmak gerekir. Bu da her şeyden önce laik eğitim düzeni ile olur.
***
Müslüman dünyasını genel görüşüne şöyle bir bakınız…. Türkiye daha düne kadar bu prototipe hiç uymuyordu. Türkiye’nin belki yeterli sermayesi, petrolü yoktu ama iyi yerleştirilmiş, eğitilmiş bir insan gücü vardı. Bu gücün yarattığı bir demokrasi anlayışı, teknolojisi, hukuku vardı. Bunların tümü laik bir temele dayanıyordu. Bu sayededir ki, Batı ile yarışabilir bir duruma gelmiştik.
Şimdi bunların hiçbiri yok…
***
Sonuçta Türkiye’de laik düzenin yerine, din odaklı bir düzen kabul etmekle yürümüyor bu işler. Hele hele islamı da yozlaştıran karı-koca üfürüğüyle hiç yürümüyor.
Olan da zavallı halka oluyor.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı