Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 103.328
%1,91
Dolar 4,7584
%1,82
Euro 5,6010
%1,98
Altın 197,74

EĞİTİM SEN’DEN, “HAYIR” ÇAĞRISI!

1 defa okundu kategorisinde, 06 Nis 2017 - 00:08 tarihinde yayınlandı
EĞİTİM SEN’DEN,  “HAYIR” ÇAĞRISI!

Haber: Cengiz GÜNER

KESK’e bağlı Eğitim Sen Balıkesir Şubesi, “laik-bilimsel eğitim, eşit-özgür ve demokratik bir yaşam için vatandaşları referandumda ‘Hayır’ oyu kullanmaya çağırdı. Eğitim Sen Balıkesir Şube Başkanı Abdurrahman Bulut’un açıklaması sık sık “Hayır” sloganı ile kesildi. Açıklamanın ardından vatandaşlara “hayır” broşürü dağıtıldı.

 

Eğitim Sen Balıkesir Şube Başkanı Abdurrahman Bulut, açıklamasında yıllardır özellikle eğitim sistemi üzerinden hayata geçirilen ve eğitim biliminin en temel ilkelerine tamamen aykırı olan laiklik ve bilim düşmanı politika ve uygulamaların, geçtiğimiz 15 yıl içinde tarihte hiç olmadığı kadar arttığını söyledi. Okulöncesi eğitimden, yükseköğretime kadar eğitim sisteminin bütün kademelerinde, bilimin en temel evrensel gerçekleri yok sayılmış, eğitim sistemi büyük ölçüde dini kural ve referanslara göre biçimlendirilmeye başlandığını dile getiren Bulut, “Siyasi iktidar, başta eğitim sistemi olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarını kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda, tekçi, baskıcı ve otoriter uygulamalar  üzerinden hayata geçirmekte, kendi dünya görüşünü geniş toplum kesimlerine dayatmaktadır” dedi.

Eğitimde bilimsel, laik ve demokratik ilke ve değerleri temel almak yerine, farklı din, mezhep ve kimlikleri yok sayan ayrımcı ve dışlayıcı politikalar hayata geçirildiğini, çok inançlı, çok dilli, çok kültürlü Türkiye halklarının, iktidar tarafından okulda, işyerinde, mahallede ve sokakta inanç ve kimlik farklılıkları  üzerinden kutuplaştırıp karşı karşıya getirilerek bölünmeye çalışıldığını anlatan Bulut, “Yıllardır toplumsal yaşamın her alanında sürekli kamplaşma ve kutuplaştırma yaratmak üzerinden siyaset yapanlar, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında benzer bir bölünmeyi okullarda öğrenciler, öğretmenler ve veliler arasında oluşturmaya çalışmış ve bunda kısmen de olsa başarılı olmuşlardır” diye konuştu.

Türkiye’de, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında alınan OHAL kararı ve ülkeyi KHK’ler ile yönetme anlayışı ile hayata geçirilen “olağanüstü rejim” uygulamalarının ekonomik ve toplumsal yaşamda yarattığı olumsuzlukların giderek ağırlaştığı koşullarda referanduma gidildiğini belirten Bulut, açıklamasında “Siyasi iktidar, kendisi gibi düşünmeyenlere yönelik baskı, tehdit ve sindirme uygulamalarını kalıcı hale getirmek için  bütün devlet olanaklarını kullanarak hareket etmekte, başta okullar olmak üzere tüm eğitim kurumlarını ve öğrencileri ‘Evet’ propagandasına alet ederek adeta seçim çalışması yapmaktadır.

Eğitimde siyasal kadrolaşma uygulamalarının yukarıdan aşağıya doğru organize bir şekilde gerçekleştirilmesi, okullarda yaşanan şiddetin artması, eğitim emekçilerine yönelik çeşitli saldırı ve tehditlerin ihraçlar, açığa almalar, soruşturma, sürgün ve cezaların sürmesi gibi anti demokratik uygulamalar, okulların fiilen kışla ya da cezaevi haline getirilmesini beraberinde getirmiştir. 

OHAL ve sonrasında çıkarılan KHK’ler ile yaşanan ihraçlar sorununun sürmesi, darbe girişimi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan ekonomik, siyasi ve idari kararlar ile ülkenin yönetilmeye başlanması, 16 Nisan’da sandıktan ‘Evet’ çıkması durumunda, ülkenin sürekli OHAL koşullarında ve Cumhurbaşkanı’nın çıkaracağı KHK’ler ile yönetilmesini  gündeme getirecek, 15 Temmuz sonrasında ülke nasıl yönetiliyorsa, öyle yönetilmeye devam edilecek, OHAL uygulamaları olağan yönetim biçimi haline getirilecektir.

Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koştuğu, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın zirve yaptığı, farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği koşullarda anayasa değişiklikleri yapılacaktır. Gerçek anlamda eşit, özgür ve laik bir eğitim sisteminin oluşması, demokrasinin, eşitliğin, temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesi, bütün yurttaşların eşit haklar temelinde, barış içinde bir arada yaşaması ile mümkündür. 16 Nisan’da oylanacak olan sadece anayasanın belli maddeleri değil, aynı zamanda eğitimin ve ülkenin geleceğidir.  16 Nisan referandumu hem ülkemiz açısından, hem de nüfusun büyük bölümünü oluşturan emekçilerin çalışma ve yaşam koşulları ile gelecekleri açısından önemli bir dönemeç olacaktır.  Eğitim Sen olarak, eğitimin gerçek anlamda demokratik, bilimsel ve laik bir içerikte örgütlenmesi, herkese eşit ve parasız eğitim hakkı için tüm halkımızı, çocuklarının ve ülkenin geleceğinden endişe eden velilerimizi, bütün eğitim ve bilim emekçilerini 16 Nisan referandumunda güçlü bir şekilde ‘hayır’ oyu kullanmaya davet ediyoruz” görüşlerine yer verdi.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı