Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1,03
BIST 96.455
%-0,00
Dolar 5,6435
%0,74
Euro 6,4981
%0,13
Altın 222,49
REKLAM

EĞİTİMDE LİYAKAT İSTEDİ FETÖ’YÜ HATIRLATTI!

318 defa okundu kategorisinde, 19 Eyl 2018 - 07:54 tarihinde yayınlandı
EĞİTİMDE LİYAKAT İSTEDİ  FETÖ’YÜ HATIRLATTI!

Haber: İlkan TOPRAK

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Balıkesir İl Başkanı Serkan Sarı, eğitimde liyakat üzerine atamalar yapılması gerektiğini açıklayarak, geçmişteki FETÖ referanslarını hatırlattı. Sarı, liyakat olmadan yapılan atamaların nelere yol açtığını herkesin gördüğünü söyledi.

 

CHP Balıkesir İl Başkanı Serkan Sarı, dün beraberinde CHP Karesi İlçe Başkanı Dilek Yalçın ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Türkiye’deki eğitimin sorunlarını dile getirdi. Eğitimin hayati bir konu olduğunu söyleyen Başkan Sarı, eğitimde 12 ana sorunu bulunduğunu açıkladı. Ülkenin kıt kanatlarını betona değil, beyine harcanması gerektiğini ifade eden Sarı, özellikle liyakata dikkat çekti ve bu olmadığı takdirde FETÖ’yü hatırlattı.

Sarı açıklamasında özetle şunları dile getirdi: “Eğitim; 81 milyonun sorunudur, gelecek planıdır, umududur. AKP’ye ve tek adamların insiyatifine bırakılmayacak kadar hayati bir konudur. Eğitim sistemini felç edenler boşuna heveslenmesin, karanlık hedeflerine ulaşamayacaklar. Eğitim çözümsüz değildir. Biz varız.

Tasarruf tedbirleri kapsamında Milli Eğitime ayrılan bütçeden kesinti yapıldı. Hiçbir medeni ülkede eğitim bütçesinden kısılarak tasarrufa gidilemez. Ülkenin can damarları kesilerek tasarruf yapılamaz.

Aksine krizlerin pençesinden kurtulmak için eğitime daha fazla bütçe ayırmak gerekir. Çünkü eğitime ayrılan pay geleceğe yapılan yatırımdır.

Laik, bilimsel, demokratik ve herkese parasız eğitim verilmelidir.  Milli Eğitim Bakanlığı tarikat ve cemaatlerin eğitimle olan ilişkisini kesmeli, kimi vakıf ve derneklerle yaptığı protokolleri derhal iptal etmelidir. Sorgulayan, biat etmeyen, çağdaş ve aydın bir nesil yetiştirmek için mücadele etmeliyiz.  Dünya ekonomik forumunun yayınladığı eğitim kalitesi 2018 raporuna göre Türkiye 137 ÜLKE arasında 99. Sırada yer alabilmiştir. Geçtiğimiz yıllarda yapılan  PİSA testi sonuçları da içinde bulunduğumuz duru net  olarak göstermektedir. 72 ülke arasında 50. Olabildik.

EĞİTİMDE BAKIŞ AÇISI  DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYAÇ VARDIR

Sadece piyasacı, pragmatik ve çağ dışı eğitime dayalı öğretim programı anlayışı ile öğrenci yetiştirilemez. Eğitim felsefemiz çağdaş eğitim anlayışına dayanmalıdır.  Çocuklarımızı geleceğe hazırlayan, geleceğin dünyası ile buluşturan, çağdaş, demokratik, laik ve bilimsel öğretim programları oluşturulmalıdır.

EĞİTİM, PARTİZANCA SİYASETİN UYGULAMA ALANI DEĞİLDİR

Eğitime siyaset sokulmamalı, eğitim politikası, siyasi anlayışa değil, bilime göre düzenlenmelidir. Siyasetin etkisindeki eğitim bilimsellikten uzaklaşır. Kadrolaşmayı hedefleyen atamalar sonlandırılmalıdır. AKP’li eski milletvekillerinin Rektör olarak atanmaları kamu vicdanını yaralamıştır. Rektörlük için 3 yıl profesörlük şartının kaldırılarak, kişiye özel atama yapılması kabul edilemez.  Üniversitelerin siyasallaşması yanlıştır. Üniversiteler özgür üretim ortamları olmalıdır. Rektör ve dekanlar atamayla değil, öğretim üyeleri tarafından seçimle belirlenmelidir.

SINAV ODAKLI EĞİTİM DERHAL TERKEDİLMELİDİR

Çocukların yeteneklerini ve ilgi alanlarını ortaya çıkartacak eğitim modellerinin hayata geçirilmesi gerekir. Ezberci ve sınav odaklı eğitimden vazgeçilmelidir. Çocuklarımızı istemedikleri okul türlerinde okumaya zorlayan LGS sistemi kaldırılmalıdır.   Çocuklarımız ilgi alanlarına ve yeteneklerine göre yönlendirilerek, istedikleri lise türünde okumaları sağlanmalıdır.  Başarının sırrı, öğrencilerin ilgi alanlarının ve yeteneklerinin tespit edilerek o alana yönlendirilmesinde gizlidir.

EĞİTİMDE LİYAKAT ESAS ALINMALIDIR.

Eğitimde, liyakata dayalı bir sistem kurulmalıdır. Atamalar siyasete değil, liyakata bakılarak yapılmalıdır. Geçmişte, FETÖ referansıyla yapılan atamaların, Ülkemizi büyük problemlerle karşı karşıya bıraktığı açıktır.

Şehrimizden bir örnek vermek gerekirse Şimdi de sebebi ve nedeni ne olduğu belli olmayan gerekçelerle yönetmeliklere aykırı bir şekilde Ayvalık ve Altıeylül ilçe milli eğitim müdürleri atanmıştır. Mili eğitim bakanlığı idareci atama yönetmeliğinde yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olma ve 2 yıl şube müdürlüğü yapma şartı olmasına rağmen bu atanan müdürler bu şartlara uymamıştır. AKP usulsüz bir şekilde bu atamaları yapmıştır.

Öğretmen görevlendirmelerinde ise puan ve maaş karşılığı sağlayıp sağlamadığına bakılması gerekirken, yandaş sendika üyeleri bu konuda korunurken bazı sendika üyeleri ise haksız yere köylere görevlendirilmektedir.  Kayırmacı anlayış burada da ortaya çıkmaktadır.

EĞİTİMDE 1+8+4 SİSTEMİNE GEÇİLMELİDİR

Eğitim sistemi, 1 yıl okul öncesi eğitim olmak üzere, 13 yıla çıkartılmalıdır.

Eğitim yapısının ürettiği temel sorunlardan birisi de açık liselerdir. Bugün bu liselerde 1.586.823 öğrenci bulunmaktadır. Bu gidişle önümüzdeki yıl bu sayı 2 milyonu aşacaktır.

Eğitimin toplumla, ekonomiyle ve bilimle ilişkisini yeniden kurmalı ve ona göre etkin yapılanma, çağdaş-bilimsel içerik, yetişmiş öğretmen, güçlendirilmiş okul ve edilgen olmayan öğrenci dikkate alınarak eğitim yeniden yapılandırılmalıdır.

ÖĞRETMENLERE HAK ETTİKLERİ DEĞER VERİLMELİDİR

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü ve 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde birer maaş ikramiye verilmelidir. Öğretmenlerin ek göstergeleri 3600’e çıkartılmalıdır.  Öğretmenlerimizi az da olsa rahatlatmak için 2018 Eylül ayında ödenecek 1.121.- TL’lik hazırlık ödeneği de bir maaş seviyesine çekilmelidir. Tüm öğretmenler kadroya alınarak, ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen, kadrolu öğretmen ayrımına son verilmelidir.  Şu anda ücretli  öğretmenler  neredeyse ¼ oranında maaş ile, özlük haklarından yoksun bir şekilde çalışıyorlar. 400.000 civarında atama bekleyen öğretmen var iken okullarımızda 110.000 öğretmen açığı var. Bu kadrolara biran önce atanarak hem atama bekleyen öğretmenlerimizin sorunu çözülmüş olacaktır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu Çıkarılmalıdır. Bizim bu konudaki çalışmalarımız devam etmektedir.

   KARMA EĞİTİMDEN VAZGEÇİLEMEZ

1739 sayılı kanunda tanımlanmış olan karma eğitim Cemaat, tarikat ve kimi oluşumların baskısıyla Kurum Açma Kapatma Yönetmeliğinden çıkarılarak tartışmaya açılmıştır. Anayasa ve Milli Eğitim Temel Kanunu’ndaki “karma eğitim” zorunluluğunu görmezden gelenler, kafalarını kuma gömüyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı karma eğitimden vazgeçilemeyeceğini, Cumhurbaşkanlığı ise karma eğitiminde esneklik sinyalleri veriyor.  Eğitimde çocuklarımızın üstün yararı söz konusudur. Pedegojik olarak doğru olan karma eğitim uygulamasıdır. Bunu da en iyi Milli Eğitim Bakanı bilir.

Çocuklarımız eşit haklara sahip cinsiyet ayrımı yapmadan, haremlik selamlık anlayışı ile çocuklarımızı ayırmadan ülkenin geleceği için yararlı birer vatandaş olarak yetiştirmeli, düşünmeyi ve üretmeyi öncelikli hedef olarak olmalıyız.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı