Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,81
BIST 99.806
%-0,46
Dolar 5,6856
%-0,27
Euro 6,3871
%0,74
Altın 260,17
REKLAM

ENTELEKTÜELLİK – ELİTİZM

63 defa okundu kategorisinde, 26 Haz 2019 - 07:48 tarihinde yayınlandı
ENTELEKTÜELLİK – ELİTİZM

 BİLGİ GÜNCESİ – 211

26.06.2019 

Entelektüel, zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da şahsî amaçlarına erişmekte kullanan kişi. Entelektüel kelimesinin kökeni Latince intellectus (anlamak) sözcüğüne dayanır ve günümüzde genellikle şu anlamlardan birinde kullanılır: Kapsamlı bilgi ve birikim gerektiren soyut konularla derinlemesine ilgilenen kişi. Ya da Mesleği, mal ve hizmet üreten diğer meslek gruplarından farklı olarak, fikir ve bilgi üretmek ve/veya yaymak olan kişi (akademisyenler, bilim insanları vb).

 

Kültür ve sanat konularında uzman kabul edilen, bu konulardaki bilgisi birikimi kültürel bir otorite olmasına olanak sağlayan ve toplum karşısında çeşitli konularda değerlendirmeler yapan kişi de entelektüel olarak tanımlanmaktadır.

Erol Anar matematiksel.org sitesindeki makalesinde tanımlamaları şöyle yapıyor;Entelektüeller: Dünyayı izleyen ve olayları evrensel anlamda kavramlarla ve tarihsel gelişmelerle birlikte yorumlayan, aynı zamanda dünya tarafından da izlenen kişilerdir. Entelektüel eğilimli aydınlar: Dünyayı izleyen ve olaylara yine evrensel anlamda bakmaya ve tarihsel gelişmelerle yorumlamaya çalışan, ancak daha çok yerelde izlenen ve dūnya ölçeğinde izlenmeyen, etkisi olamayan aydınlar. Aydınlar: Dünyadan çok bulunduğu bölgedeki gelişmeleri izleyen, olaylardan yola çıkan, tarihsel ve kavramsal bütünlükten ziyade daha yüzeysel olarak değerlendirmelerde bulunan kapasitesi sınırlı, yerel kişilerdir.”

Bir de Elitizm var tabii ki. Bu konuyu İlber ORTAYLI ile yapılan söyleşilerin derlenmesi ile hazırlanan “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” adlı kitaptan alıntılarla sürdürmek isterim. Ortaylı şöyle diyor; “ Eğitim doğrudan doğruya elitist olmak zorundadır. Elit olmaktan korkmayın. Bu utanılacak bir şey değildir. Elitist olmayan, elitlerini iyi değerlendirmeyen bir toplum dekadansa (düşüşün gerilemenin başlangıcı) mahkûmdur. Çok açık ki insanların aklını ve kabiliyetini eşitleyemezsiniz, demek ki bu akla ve kabiliyete göre bir eğitim vermeniz gerekir.”

İlber ORTAYLI elit olmayı şöyle tarif ediyor; “ Elitlik, işini iyi yapan insanların toplumda dikeyine sınıflandırılmasıdır. Elit sistem demek irsi aristokratlık, soyluluk değildir; paranın elitizmi değildir; aklın, yeteneğin elitizmidir. Aklın elitizmi illa ki matematik, fizik dâhisi çıkaracak bir elitizm değildir; el emeği uzmanlarınızda eliti vardır; yani parmakların ve ellerin de eliti bulunur.”

Yukarıdaki görüşünü desteklemek için verdiği örnek oldukça ilgi çekici. Döşemeciler Loncası eski başkanlarından Hüsnü Diker usta. “ … Hüsnü usta dikişi diye bir dikiş geliştirmiş. Adam hususi bir dikiş geliştirmiş; yani ordinaryüslüğe ulaşmış, metot bırakmış…”

Genellikle bir küçümseme ya da yerme sözcüğü olarak kullanılan elit ya da elitizm için ORTAYLI’ ın yaklaşımı çok farklı, şöyle diyor; “ Elitlik, illa paranın ve mülkün gücüne sahip olmak ve iktidar üyesi olmak demek değildir; illa bir diploma almak değildir. Toplum bunu iyi tespit edip örgütlenmelidir. Elit lafından zinhar kaçınmayacaksınız. Tam aksine çocuklarımızın bir düstur olarak elit biçimde yetişmesi gerekiyor.”

Eğitim – Elitizm ilişkisi için yorumu ise şöyle; “… Şüphesiz!  Yanılgı şurada başlıyor: Türk halkı, eğitimi yukarı tırmanmak için bir araç olarak görüyor. En zor durumdaki köylüden şehirdeki bürokrata, serbest meslek sahibinden büyük tüccara ve sanayiciye kadar bu böyle.” “…Kimi çocuğun tarihe, hukuka kabiliyeti vardır; kiminin de marangozluğa… Onları elit bir hukukçu, elit bir marangoz olarak yetiştirmemiz gerekir. “

Sonuç olarak; “ Altını tekrar çizelim: Kabiliyetleri tespit eden, çocukları ona göre yetiştiren bir sistem kurmamız gerekiyor. Çok açık ki elitizmden, seçkinci eğitimden katiyen uzaklaşmamalıyız; Çünkü Türkiye eğitiminin en büyük sorunu elitizmden uzaklaşmaktır. Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir.”

Genel kanıya baktığımızda; yorum şudur; “Toplumumuzda, entelektüel kişiler, boyunlarına fular bağlamış, pahalı restoranlarda şarap eşliğinde klasik müzik dinleyen, şuh kahkahalar atan, Fransızca/ İngilizce terimler kullanıp şairlerden alıntılar yapan kişiler olarak tasavvur edilir. Toplumdan kopuk olmakla suçlanıp aşağılanır. “

“İlerici, çağdaş, akil ve evrensel insanlara entelektüel denebilir. Bunun yanında sadece çok kitap okumak ve okuduklarını birleştirip yorumlamak ve okuduklarını / bildiklerini başkalarına karşı üstünlük sağlama egolarından çok farklı parametreler içermektedir entelektüel olmak. Bu bilgilerini karşı cinsi etkileme hobisine takılanlar da hariçtir bu kapsamdan.”

Sartre’ye göre entelektüel sınıfsızdır. Bilgisini belli bir sınıfın çıkarlarına yontan kişi entel değildir.

Bukowski’ye göre Entelektüel  “kolay anlatılabilecek bir şeyi zor bir şekilde anlatan kişiye” denir. Bukowski Zor olanı kolay anlatana da sanatçı der.

Öte yandan Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’ te “Aydın, Fikir sorunlarıyla ilgili” şeklinde açıklamakta entelektüel kelimesini…

Oldukça sığ ve bağlanımdan kopuk bu tanım toplumdaki olumsuz algıyı gidermeye yetmemekte hatta derinleştirmektedir.

 

“Sizi Olduğunuzdan Daha Entelektüel Gösterecek 11 Stratejik İpucu” başlıklı çalışmalara bile rastlamak mümkün.

Örnek mi istiyorsunuz? “Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmiyle ilgili konuşulduğunda filme damgasını vuran “Vicdan genelde korkakların sevdiği bir sözcüktür. Ve öncelikle güçlüleri dehşete salmaya yarar” cümlesinin aslında Shakespeare’in 3. Richard oyunundan alıntılandığını söylemeniz bir anda sizi ortamın en entelektüel kişisi yapacaktır.

Y a da “Nereye gidiyor olursanız olun okumasanız da elinizin altında daima bulundurmanız gereken en entelektüel üç kitap 1-Rilke şiirleri 2-Kierkegaard’ın “ya/ya da”sı 3-Borges’in herhangi bir hikaye kitabı. Hele bir de Borges’i tanıyan biriyle karşılaştığınızda Umberto Eco’nun unutulmaz romanı “Gül’ün Adı”ndaki kör kütüphaneci karakterini Borges’ten esinlenerek yarattığını söyleyebilirseniz ortamın yıldızısınız demektir.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı