Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,84
BIST 97.149
%-0,19
Dolar 5,7590
%0,27
Euro 6,4170
%1,74
Altın 282,79
REKLAM

GÖRÜNTÜLÜ YALANLAR

106 defa okundu kategorisinde, 24 May 2019 - 01:35 tarihinde yayınlandı
GÖRÜNTÜLÜ YALANLAR

ERDEN BALIBEK

 

Gazetemiz yazarı sayın Güran Tatlıoğlu’nun uzun yıllar süren araştırma ve üç yılı aşan yazma süreci sonunda yazdığı ve lütfedip gönderdiği  “HİTLER Öncesi ve Sonrası” adlı 660 sayfalık kitabı büyük bir dikkatle okudum. Hatta bazı bölümlerini tekrar tekrar okudum. Hitler’i, dönemini, yaptıklarını, 2. Dünya Savaşını, çekilenleri, çevresindekileri iyi kötü biliyordum. Ama bu kitabı okuyunca bildiklerimin çok az olduğuna inandım. Sayın Tatlıoğlu, kamuoyunun bile bilmediğini sandığım öyle ayrıntılar veriyor ki hayret etmemek elde değil.

Bir diktatörü, öncesini ve sonrasını iyice öğrenmek isteyenlere bu kitabı hararetle öneriyorum.

Sayın Tatlıoğlu’nun hoşgörüsüne sığınarak kitaptan bir cümle almak istiyorum. Hitler’in şöyle bir sözü var: “Yalan söyleyin, mutlaka inanan biri çıkacaktır”.

Yalan… Aldatmak ereğiyle ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz. Sıfat olarak kullandığımızda da doğru, gerçek olmayan uydurma, asılsız anlamında. İsim de olsa, sıfat da olsa değişen bir şey yok. Yalan, gerçek değildir. Doğru değildir. Uydurmadır, asılsızdır. İnsanları yanıltmak, aldatmak, kandırmak amacı güder.

Hitler ve yakın çevresi yalanı bol bol kullandı. İnsanları kandırdı.

Şimdi buradan yola çıkarak başka yerlere uzanacağım. Siyah-beyaz döneminde çekilen yerli filmlerde şöyle bir görüntü ile karşılaşırdık. Konu İstanbul’un fethi. Surlara tırmanmış yeniçeriler Bizanslılarla savaşıyor. Arka planda ise, Boğaz’dan geçen Şehir Hatları vapurlar! Demek ki 1453 yılında da böyle vapurlar varmış!

Bir başka film. Kahramanımız bir elinde kılıç, bir elinde kalkan yine yüzyıllar öncesinde hasmı ile dövüşüyor. O d ne? Kolunda saat!

Bunlar gözden kaçan ayrıntılar, dikkatsizlik, yani yalanla ilgisi yok. Güler geçerdik. Şimdi ise, buna benzer şeyler yine var. Ancak ikisi birbirinden oldukça farklı. Birincisinde kötü niyet yok, ikincisi ise tümüyle öyle.

Ben bunlara görüntülü yalanlar diyorum. Yalanlar şimdi artık sadece sözle olmuyor. O var, hatta fazlasıyla var.Her gün, her saat bir şekilde duyuyor, işitiyoruz sözlü yalanları. Ama bunlar anlaşılan yetmiyor ki şimdi de görüntülü yalanlar var.

Adına foto-shop mu diyorlar, foto-montaj mı diyorlar, ne dediklerini bile tam bilemiyorum ama böyle şeylerle insanları kandırıyorlar, aldatıyorlar.

Örneğin aynı siyasal partiden iki kişi. Yan yana gelmişler, el sıkışıyorlar. Bundan daha doğal ne olabilir? Bu iki kişiden birinin kafasını çıkar, onun yerine bir İsrail başbakanının kafasını koy ve karala! Al sana görüntülü yalan!

Bu, tek örnek değil. Böyle onlarcası var. Amaç; o kişiyi, o partiyi, o örgütü, o kurumu karalamak, gözden düşürmek. Ne için? (Ne açıklar veriyorlar bu arada!)

Volter’in sözü aklıma geliyor: “Söylediklerinizin hiçbirine inanmıyorum ama söz söyleme özgürlüğünüzü ömrümün sonuna dek savunacağım”. Ne kadar uzağız buna.

Sözünü kesmeler, konuşmayı engellemeler, şiddete başvurmalar, yalanlar, dolanlar, iftiralar, gerçek olmayan görüntüler…

Biz böyle değildik, değiliz. Ne demişti Bilge Kaan: “Ey Türk, titre ve kendine dön”. Kendimize dönelim bir an önce.

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı