Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,59
BIST 99.547
%-0,28
Dolar 6,1351
%-0,11
Euro 7,2262
%-0,11
Altın 236,86
REKLAM

HEKİMLER DE, HAKİMLER GİBİ HAK ETTİKLERİ EMEKLİLİK MAAŞI ALMALI

106 defa okundu kategorisinde, 14 Mar 2018 - 08:12 tarihinde yayınlandı
HEKİMLER DE, HAKİMLER GİBİ  HAK ETTİKLERİ EMEKLİLİK MAAŞI ALMALI

14 Mart Tıp Bayramı ile ilgili olarak Balıkesir Tabipler Odası Başkanı Necdet Uçan ile seçildikleri günden buyana yaptıkları hizmetleri değerlendirdik. 

Biz diyoruz ki “Gecekondu Fakülteler olmamalı.” Önce alt yapı, sonra öğretim kadrosu sonra da araç gereç kadrosunu tamamlaması gerekir. Ama biz önce açıyoruz. Günlerce mağduriyet yaşanıyor. Reçete bile yazılamadığı günler oldu. Birinci basamakla ilgili ciddi anlamda sıkıntı var. Bu Sağlıkta Dönüşüm Programında uygulamaya geçerken 10-15 sene “önce aile hekimliği getirilecek herkesin aile hekimi olacak, şöyle güzel olacak, böyle güzel olacak denildi ve bu maliyet düşecek, hastanelerdeki yığılmalar azalacak” diye söylemlerde bulunuldu.

Sayın Uçan, Balıkesir Tabipler Odası olarak seçildiğiniz günden bu yana gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Biz 20 Nisan 2016 da göreve başladık. Yaklaşık 3 ay sonra 15 Temmuz oldu. Yaptığımız tüm çalışmaları OHAL sürecinde yaptık. OHAL ile ilgili ilk basın açıklamasını da biz yaptık. Darbelere karşı olduğumuzu ama köprüde askerlerin kafasının kesilmesine de karşı olduğumuzu tarzında 17 Temmuz’da açıklama yaparak başladık. Hedeflerimiz vardı. Bu hedeflerimizden ulaşabildiklerimiz oldu. Epeyce yol katettiklerimiz oldu ve başlamadıklarımız da var. Hedeflerimizden birisi hekim meclisi oluşturmaktı. Sadece yönetimde 7 kişinin her şeye karar vermesi değil, diğer kurumlar , merkezde Altıeylül ve Karesi temsilcileri, hastane temsilcileri, ilçe temsilcileri yani tüm ilçelerin sorunları farklı olabiliyor. Hem sorunların çeşitliliğini görebilmek için hem de onların da sorunlarının gündeme getirmelerini sağlayabilmek için bir meclis kurduk ve şu ana kadar da dört kez yaptık. Bunun ilkini Bandırma’da, ikincisini Balıkesir’de, Edremit ve dördüncüsünü yine Balıkesir’de yaptık. Katılım yoğun oldu, güzel öneriler aldık. Bunlardan resmi kurumlara, Sağlık Müdürlüğüne, Halk Sağlığı Müdürlüğüne iletilmesi gerekenler vardı. Bunları ilgili yerlere bildirdik. Çalışmayı biraz daha tabana yaymış olduk. Sonra sosyal sorumluluk projesi kapsamında çalışmamız oldu. Bunlardan bir tanesi Lozan ile tartışmalar olduğu dönemde, biz Lozan2ın ülkemizin tapusu olduğunu belirterek Nutuk kampanyası başlattık. Milli Eğitim Müdürlüğünden onayını alarak okullara, Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, BAÇEV gibi öğrencilere burs veren, öğrencilerle yakın ilişkisi olduğu yerlere Nutuk verdik ve okunduğunu düşünüyorum. Özellikle merkez yerlerine değil de daha periferdeki okullara dağıttık. Onun dışında ÇYDD’ nin Tıbbiyeli Kardelenlerle ilgili çalışmasında onlara destek verdik. BAÜN Tıp Fakültesi’nde okuyan öğrencilerle ilgili 7 öğrenciye Tabipler Odsası olarak katkıda bulunuyoruz. Burs yönetmeliğimizi çıkardık o da Balıkesirli olup Tıp Fakültesinde okuyan diğer illerde okuyan 6 öğrenciye de burs veriyoruz. Tabip Odası’nın bütçesiyle değil üyelerimizin kendilerinin verdiği bir katkı.

Öğrenci komisyonumuz vardı ve önceki dönemde kaldırıldı. Biz onu yeniden oluşturduk. Ciddi anlamda çalışıyorlar. 14 Mart ile ilgili özel ek hazırlıyorlar. Zaman zaman şeker ve tansiyonla ilgili TÜİK Meydanında hemen hemen her sene tarama yapıyorlar. Hayatı tanımaya biraz daha erken başlıyorlar. Burada deneyim paylaşımı yaptığımız ve bizim de katıldığımız toplantıya buradan 40-50 öğrencinin kendi uzmanlık alanı olduğu bilgi paylaşımında bulunuldu. İyi bir iletişimimiz var. Ankara da toplantılar ve geziler oluyor, bunlara katılıyorlar. Bu konuda biz katkıda bulunuyoruz. 

FETÖ’den görevden uzaklaştırılan 4 kişiden 2 si göreve geri döndü. Son durum nedir?

Aslında Balıkesir’ de 60 civarında hekim uzaklaştırıldı. Bunların 27 tanesi Tıp Fakültesindeydi. Bu ilk etaptaki ciddi anlamdaki FETÖ operasyonundaki muhalif olan herkese yayılmaya başlandı. Haksız uzaklaştırmalar oldu. Edremit’ te bir hekim arkadaşımız iki tanede burada bulunan hekim arkadaşımız. Bunlardan diğer biri de bir yıldır hiçbir işlem yapılmıyordu. Onların göreve döndüğü kararnamede onlar ihraç edildi. Onunla da ilgili süreç devam ediyor. Üyelerimize hukuksal yardım konusunda ciddi bir yol kat ettik. Özellikle bir bayan arkadaşımızın  aile hekimliği feshedildi. Kanser hastası. Şimdi devlet memurlarında 18 aya kadar rapor alabiliyorsunuz. Aile hekimlerinde bu 6 ay rapor aldı diye onunla ilgili dava açtık. Ayrıca Edremit Devlet Hastanesi’nde hekim arkadaşımızın şiddet ile ilgili konusu vardı ve onun haberi de yapıldı. Karşı taraf ertelenmeksizin ceza aldı ve hapis yatıyor. Onun dışında açtığımız davalar var ve onlar devam ediyor. Hukuksal bir etkinlik oluşturduk ve devam ediyor. Diğer STK’larla işbirliğimiz var. Referandum da Hayır kampanyasına da demokrasi platformu olarak yer aldık. Mümkün olduğunca.. Yine AKOP’ la birlikte iki kez Cumhuriyet Buluşması düzenledik 29  Ekim’lerdi. Onun dışında 1/5000’ lik imarla ilgili hayır dedik. Yine Paşaköy’ deki termik santral ile ilgili Mimarlar Odası, Baro, Elektrik Mühendisleri Odası, TÜKODER ve köyden birkaç kişiyi müdahil olarak kabul etti. BU ÇED yapılmıştı ve ona da itiraz ettik. Sağlık olarak. Balıkesir’in Türkiye’de ikinci il olduğunu ve su kaynakları ile toprağın kirleneceğini ve insan sağlığını olumsuz etkileyeceğini özet olarak anlattık ve ÇED iptal edildi. Sonra Albayrak’lar yeni bir ÇED hazırladı, ona da itiraz ettik. Onun hukuksal süreci devam ediyor. Yine TTB’nin Halk Sağlığı kolundan 20 tane öğretim üyesi gelince hem Balya’da hem Bandırma’da Manyas gölü ile ilgili çalışmalarımız oldu ve yine rapor hazırladılar ve bizim katkımız oldu. Yine sosyal aktivitelerde Selanik, Gökçeada ve Sakız Adası’na geziler düzenledik. Gökçeada’ya bile 80 kişi katılacaktık o bile yarıya düştü OHAL’ den. İnsanlar il dışına çıkmayı bile çekindiler biz de 45 kişi kadar gittik. Sinema günleri yaptık ve film gösterildi. Biz Güzel sanatlar akademisinden hocalar çağırdık. Biz film mi izliyormuşuz yoksa başka şey mi izliyormuşuz onu öğrendik. Hiç göremiyormuşuz. “Geçmiş reddetme” konusuna gelince, biz dergi çıkarıyorduk “Balıkesir Hekim” diye. Onların zamanında 7. Yılındaydı, şimdi 9. Yılına girdi. Sanki 7 yıl hiç çıkarılmamış gibi adını değiştirdiler. Balıkesir Tabip Odası dergisi yaptılar. Sayıyı 1 den başlattılar ve önceki emeği yok saydılar. Biz göreve geldiğimizden beri 8 sayı çıkardık. Ve buna ilaveten BATO dergisi çıkardık. Yine Karesi Kent Konseyinin odaların ortak bir çalışması olmuştu yine. Kitap çıkardılar. Biz de onlara teşekkür ettik. Savaştepe Çamköy’de hatıra ormanı yapmışlardı. Ancak gittiğimizde kuruyan çamların yerine yenilerini diktik. Sık sık basın açıklaması yaptık ama en üzücü olanı Hekime Şiddet konusunda yaptık. Bunun ilk sırada olması üzüyor. Yöneticiler de böyle öven sözler söyleyince üzülüyoruz. Keşke performans ve nitelik yerine niceliği ön plana çıkarıp da daha fazla hasta bakmaya zorlamasalar da şiddet olayları azalır diye düşünüyoruz. Şiddet yasası ile ilgili yıllardır bir talebimiz var ve o yasayı çıkarmıyorlar. Yani cezaların arttırılmasıyla ilgili Türk Tabipler Birliği ve CHP aracılığı ile meclise bir kanun tasarısı verildi ama hala bekliyor.

Göğüs Hastalıkları Hastanesi kaldırıldı ve o bina atıl durumda bırakıldı. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

Geçen yıl taşınır taşınmaz biz Sağlık Bakanlığına başvuruda bulunduk. Bursa Anıtlar Kurulu’ndan tescil olan yerin müze olması diğer kısımların da sağlıkçılar ile ilgili sosyal tesis olmasıyla ilgili olarak sağlıktaki tüm sendikalar odalar görüş farkı olmaksızın Memur-Sen, Türk Sağlık-Sen de dahil basın açıklaması ve imza kampanyası yaptık. Aslında çok güzel ve iyi de olacaktı. Şu anda oraya yaşlı  bakım  merkezi gibi bir şey ASEMA falan yaptılar. Onlarda sağlık alanı ancak bizim korkumuz oraları ileride Sit alanından çıkarılıp yerlerine AVM’ler falan yapılmaz. Biz kalıcı birşeyler olsun diye uğraştık. Sağlık Bakanlığı orayı kendi ihtiyaçları için kullanacaklarını söylediler ve orayı kullanıyorlar.

Savaştepe’deki  Tıbbiyeli Hikmet Anıtıyla ilgili bilgi verir misiniz?

Balıkesir’in bir değeri Tıbbiyeli Hikmet. Savaştepe’de doğmuş ve Orhan Boran’ın oğlu. Şu ana kadar hiç bir şey yapılmamış oysa ki ulusal bir değer. Biz ne yapabiliriz dedik. Ve Savaştepeli olan Sezgin  Çetin’in çok katkısı oldu. Savaştepe Belediye Başkanı ile görüştük, Kaymakam ile görüştük. Önce heykeli yapabileceğimiz yeri belirledik. Ondan sonra da nasıl yapabiliriz dedik. Tabii bir zorluğu vardı. Bizlerde Sarıkamış’ta çekilmiş bir fotoğrafı vardı. Birçok yer ile görüştük ancak İzmir’deki heykeltraşla yapmaya karar verdik. Ancak biz bu fotoğrafla çok net çalışamayız dediler. Nasıl yaparız dedik?  Başka fotoğraf varsa olabilir dediler. Biz de torununu bulduk İstanbul’da. Beyin cerrahı Burak Orhan Boran, bir de kız kardeşi var. Ailede böyle bir fotoğraf var mı dedik, yok dediler.Kendisi Askeri hekim olmasından dolayı Genel Kurmay kaynaklarını araştırdık ve oradan bulduk. Ben onu torununa gönderdim. Fotoğrafta oğlu Orhan Boran da vardı. Heykeltraşa gönderdik, olur dediler. Geçen sene 14 Mart Tıp Haftası nedeniyle 11 Mart tarihinde heykelimizin açılışını yaptık Savaştepe’de. Torunu Burak Orhan Burak geldi. Aynı parkın adı Ceylan Park. Öğretmen Okulunun kurucularından Sıtkı Akkay’ın da anıtı vardı. CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’de gelmişti o gün açılışa. Biz daha sonra parkın adıyla ilgili olarak Belediye Başkanı ile görüştük. İki heykel olduğu için adını Sıtkı Akkay Tıbbiyeli Hikmet Parkı olarak Belediye Meclis kararı ile değişti. Tabelasını hazırladık ve geçtiğimiz haftasonu açılışını yaptık.

Yeni yapılan Şehir Hastanesi hakkında neler söylemek istersiniz? Biliyorsunuz ki orayla ilgili çok söylemler var.

İlimizdeki sağlık hizmetlerinde mevcut yaşanan sorunlar diye hem birinci basamak, hem ikinci basamak, hem de üniversite ile ilgili bir hazırlık yaptık. Özet olarak şunu söyleyebiliriz. Birincisi mevcut Şehir Hastanesi diye adı geçen aslında Şehir Hastanesi değil. Şehir Hastanelerinin özelliği şu. Devlet KDV muafiyeti sağlıyor, arsa veriyor, Diğer vergilerde düşüş sağlıyor ve müteahhite veriyor, devlette ona kira ödeyerek şehir hastanesi yaptırıyor. Mersin, Isparta, Adana öyle. Bizim burayı kamu yaptı. Ve %80 hasta doluluk garantisi veriyor. Havaalanları, otoyollar gibi, köprüler gibi. Yani orada verdikleri sayıda hastaneye insan yatmazsa devlet sübvanse ediyor yine. 25, 30, 49 yıllığına kiralıyorlar. 3 yılda devletin ödediği kira, hastanenin maliyetini zaten karşılıyor. Yani geriye kalan zaman da bedava işletmiş oluyor. Eğer yeterli hasta olmazsa onun da farkını devletten alıyor. Dolayısıyla burası Şehir Hastanesi değil. Sadece Cumhurbaşkanı, Sağlık Bakanı buraya geldiğinde “buranın adı Şehir Hastanesi olsun” demişler. Hatta hastaneye gittiğinizde ilk girişte Balıkesir Atatürk  Devlet Hastanesi yazar tabelada ama hastanenin üstünde Balıkesir Şehir Hastanesi yazıyor. Ayrıca gerek yer zemininden dolayı gerekse Çimento Fabrikasından dolayı yer seçimi doğru değil. Ayrıca Göğüs Hastalıkları kliniği de fabrikaya doğru bakıyor. Yazın camı açtığınız zaman fabrikanın tozları Göğüs Hastalıkları Kliniğine doğru doluyor. Çok ironik. Bir de döner sermaye ile ilgili kaygılar nedeniyle sürekli Devlet Hastanesi’ndeki insanları oraya taşıyorlar. Oraya alışkanlıklar var. Orayı da butik hastane gibi bırakıp tüm Anjiyo, Onkoloji, Kalp damar Cerrahisi hepsi yeni hastaneye gitti. Yakında mevcut binayı yıkıp yeni bina yapacaklar oraya. Ama Cumhurbaşkanı geldiğinde Şehir Hastanesi sözü vermiş. Bir şehirde bir tane şehir hastanesi olur. Bizim Sağlık Müdürü ile görüşmemizde orası hastane olarak kalacak yeni Şehir Hastanesi yapılacak diyorlar. Devlet Hastanesinde de çoğu branşta tek kişi bıraktılar. Sonuçta hala Balıkesir Devlet Hastanesinin acil sayısı 1000, Şehir Hastanesinin 500.bu kadar yeni hastaneye yönlendirmelere rağmen çok hasta geliyor. Üçüncü basamakla ilgili bazı bölümlerde hoca yok, öğrenciler mezun oluyorlar ama ilgili stajları burada yapamadan. Kadın Doğum bölümünde ihtisas veriyorlar ama doğumhanesi yok. Çok ironik o da. Daha acil servisi yok fakültenin. Yani üçüncü basamak hastalarının çoğu Bursa vs. gibi yerlere gidiyorlar. 70-75 civarı öğretim üyesi vardı 27 ‘si gitti. Hala daha bu azalan sayıyı yerine getirmiş değiller ki mevcut sayı şu anda çok az. Yani işlevsel değil Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi. Biz diyoruz ki “Gecekondu Fakülteler olmamalı.” Önce alt yapı, sonra öğretim kadrosu sonra da araç gereç kadrosunu tamamlaması gerekir. Ama biz önce açıyoruz. Günlerce mağduriyet yaşanıyor. Reçete bile yazılamadığı günler oldu. Birinci basamakla ilgili ciddi anlamda sıkıntı var. Bu Sağlıkta Dönüşüm Programında uygulamaya geçerken 10-15 sene önce aile hekimliği getirilecek herkesin aile hekimi olacak, şöyle güzel olacak böyle güzel olacak denilmişti ve bu maliyet düşecek, hastanelerdeki yığılmalar azalacak diye. O zaman Sağlık Bakanı Recep Akdağ idi. Yazılı açıklamalar var. Şu anda bilimsel bir gerçek, dünyanın her yerinde tüm sağlık sorunlarının %90-95’i birinci basamak ile aynı oluyor. Birinci basamak bunu % 5 ‘i için tahlil, ameliyat için hastaneye gönderiyor, hastanede kendisine gelenin %90-95’ini kendi hallediyor, diğer kalanı için üniversiteye gönderecek. yani 1.,2. Ve 3. Basamağın ilişkisinin böyle olması gerekiyor. Başı ağrıyan Tıp Fakültesine gidiyor. Fakülte nedir vakaları araştırmak, öğrencileri iyi eğitmek, araştırma faaliyeti yapmak. Performans peşinde bve günlük hasta takibi peşinde. Sıradan hastalık durumu olan hastalar gidiyor ve fakültenin sanıyorum ki 30 Trilyonun üzerinde borcu var. Aile Hekimliği kanunu çıkarken “Aile Hekimliğinde nöbet tutulmayacak esastır” diye çıkmıştı. Zaten aciller onun için var. Mesai saatlerinde 1. Basamak çalışacak, 2. Ve 3. Basamağın acilleri de mesai saatlerinin dışında çalışacak diye yapıldı. Ama ne oldu? Aslında 20-25 yıldır acillerde çalışan arkadaşlar vardı acil uzmanı gibi olmuşlar, onların orada tutulması gerekiyordu. Ücret artışı verilecekti, onları orada tutabilmenin yollarını bulacaklardı. Hepsi ayrıldı ve Aile hekimliğine geçtiler ve o zaman inanılmaz sorunlar yaşandı. Yeni mezunlar geldi. Bunlar hep kervanı yolda dizmenin sıkıntılarıydı. Şimdi son zamanlarda öğrenciler ASM’lerde. Bütün öğrenciler dedi ki, bizim öğretmenimiz, müdürümüz dedi ki şu güne kadar bu rapor alınacak diye. Keşmekeşlik var. Sonuçta sağlık raporunu gönül rahatlığıyla, tetkik ederek vermek gerekir. Eskiden 1. Basamak yani sağlık ocakları gıda numunesi, su numunesi alırdı o zaman gıda ile ilgili şeyler Sağlık Bakanlığındaydı, şimdi bunlar Tarım Bakanlığı’nda. Aynı mahalleden üç tane vaka geldiği zaman belediye şu sokakta kirlilik var suyunda var diye sağlık ocaklarına bildirdi. Şimdi aynı sokakta her bir kişi farklı hekimlerdeler.

Çocuk felcinin yeniden çıktığı söyleniyor. Gerçek mi?

1995 yılında Çocuk Felci hastalığı  Polio elemine edilmişti. Kızamık hastalığı da 2010 yılında artık Türkiye de hiç kalmayacak şekilde planlamalar yapılmıştı. Avrupa’da bu tamamen kalmadı. Ama özellikle güney illerinde göç olayları olduğundan beri ne yazık ki Çocuk Felci ve Kızamık vakaları görülmeye başlandı. Ve bu vakalar İstanbul’da da görülmeye başlanmış.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bizim geçen yıl dört öncelikli talebimiz vardı. Birincisi şiddetin önlenmesiydi. İkincisi ücret konusuydu çalışanlara. Çalışanlar döner sermaye ile besleniyor ve emekli olamıyorlar. Hekimler emekli olduğu zaman 2000 TL civarında emekli ücreti alıyor. Dolayısıyla emekli olamıyorlar. Emeklilikte bir hakime  ne veriyorsan hekime de emekli ücreti eşit olsun. Tam gün yasası vardı, hekimlere iyi ücret veriliyordu. İş barışını bozan, rekabetçi bir şekilde eğildi. Biz o tam gün yasasına uygun ücretlerin arttırılmasının ve emekliliğe de yansıtılmasını istedik. Her yıl Mart ayında yıpranmayla ilgili olarak  Sağlık Bakanlığı  açıklama yapıyorlar. Tıp Bayramı geçince verilen sözler 24 Kasım Öğretmenler Günü’ndeki gibi tutulmuyor. Haksız, hukuksuz görevden alınanların iadesini istedik. Şu anda 1000 civarında hekim güvenlik soruşturması nedeniyle göreve başlatılmıyor Türkiye’de. Suriyeli hekimler işe başlatılıyor ve ne yazık ki güvenlik soruşturması yapılmadan.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı