Yeni Haber Gazetesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

TRENLER

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

TRENLER

İlk tren yolculuğunu küçük yaşlarda babamla birlikte yapmış ve Bandırma’ya gitmiştik. O kara trenin tahta koltuklarına oturduğumda kendimi başka bir dünyada sanmıştım. Uzun uzun öten düdük, lokomotifin bacasından çıkan yoğ

un duman, tekerleklerin çıkardığı ses, beni bulunduğum yerden almış, bir yerlere götürmüştü sanki. Heyecan, merak, biraz şaşkınlık, biraz sevinç ve trene binmiş olmanın gururu…

Sonra Erhan ağ

abeyimle birlikte Savaştepe’deki öğrenci kampına gittik yine trenle. İlkokul yıllarıydı. O yol bize ne kadar uzun gelmişti. Nasıl da keyif almıştık. Ama asıl uzun yolculuğum Gaziantep’e oldu. Kara trenle tam 44 saatte gittim. Giydiğim beyaz gömlek, indiğimde simsiyahtı. Sonra bir çok kez trene bindim. Değişik yerlere gittim. Tren, taşıtlar içindeki farklı konumunu hep korudu. Biraz hüzün, biraz romantizm…

O çocukluk yı

llarında, trenlerdeki satıcıları hatırlıyorum: Kaynamış yumurta, şiş kebabı, gazoz satarlardı. İnsanlar tahta bavulları, bohçala rı, çuvalları ile birlikte yolculuk yapar, ayakkabılarını kompartmanlarda çıkarır, pencere önündeki masayı açar, yiyeceklerini koyar, bir başka kompartmandan gelen yanık bir türkü eşliğinde çoluk çocuk, evlerindeki gibi bir yaşam içinde varacakları yere ulaşmaya çalışırlardı.

Trenler, istasyonlar hep buruk bir tat bı

rakmıştır insanlarda nedense. Necip Fazıl Kısakürek nasıl da güzel işliyor bu duyguyu:

Burada gelir insana

Bo

ş günlerin usancı

Çalar birden kampana

Ölüm çanı

ndan acı.

Sonra bir düdük öter

Kesik çığ

lıklarla der

buradan bildik gidenler

Yarı

n döner yabancı.

Yavuz Bingöl de o ünlü türküsünde

şöyle sesleniyor:

Gözüm yolda gönlüm darda

Ya kendin gel, ya da haber yolla

Duyarı

m yazmışsın iki satır mektup

Vermi

şsin trene halini unutup

Kara tren gecikir belki hiç gelmez

Dağ

larda salınır da derdimi bilmez

Dumanı

n savurur halimi görmez

Kan dolar yüreğ

im gözyaşım dinmez.

Trenler… Uzayı

p giden tren yolları. O raylar hep yan yana gider de hiç kavuşamaz birbirine. Kendileri kavuşamadıkları gibi sevenleri de ayırır birbirinden. Yavaşça istasyondan ayrılan trenin arkasından sallanan eller gittikçe küçülür, gözlerden akan yaşlar görünmez olur, sesler silinir. Sonra hızlanır tren. Ağaçlar, dereler, tepeler birbiri ardınca sıralanır. Tekerleklerin çıkardığı o ritmik ses, ara sıra öten düdük, artık başka yere gidiyorsun der gibi sallanan vagonlar, ruhlarda esen bir fırtına olur sanki. O fırtına, gözleri donuklaştırır, yüzlerdeki çizgiler derinleştirir, boğazında bir yumruk olur insanın.

Gelen trenler de gidenlerden pek farklı

değil gibi:

Tren gelir öterek

Kömürünü dökerek

Ben anamdan ayrı

ldım

Gözüm ya

şın dökerek.

Ne trenler, ne de ba

şka şeyler, ayırmasın insanları birbirinden…

 

 

Our valuable member Erden Balıbek has been with us since Çarşamba, 25 Mayıs 2011.



YAZARIN TÜM YAZILARI

FACEBOOK'TA PAYLAŞ
İçerik Tıklama Görünümü : 2884233