Yeni Haber Gazetesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Ümit Yaşar Oğuzcan:

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 


       d375e8a85aaa00476a96e81cd6e5928cŞairin şiirlerini okuduğumda; sevinçleri, hüzünleri ve umutları ile beni alıp yüreğimin derinliklerindeki anılarıma götürüyor .’’Bir Çıkmaz Sokak ‘’adlı şiirinde olduğu gibi:

             Ne kadar dönüp dolaşsam, yine de 
            Hep o çıkmaz sokaktayım çaresiz,
             Bir umut kırıntısı gözlerimde 
             Yürüyorum durmadan, dalgın, sessiz,
             Sokak o sokak, bense ben değilim!
             Sanki bin yıllar geçmiş aradan,
             Boşlukta bir şeyler arıyor elim,
             Belki de mahşere dek bulunmayan.

********************
         Aşk ve Istırabın şairi olarak bilinen Ümit Yaşar Oğuzcan’ın kısa biyografisi şöyledir:

22 Ağustos 1926 yılında Tarsus’ta dünyaya geldi. Konya Askeri Ortaokulu ile Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi. İlk önce Osmanlı Bankası’nda daha sonra 1953’te Niğde İş Bankası muhasebeciliği ile 1954’te Ankara İş Bankası Genel Müdürlüğü görevine atandı. İş hayatında olduğu gibi edebi hayatında da başarıları devam etmiştir. Birçok şiir kitabı çıkaran şairimizin 1973 yılında büyük oğlu Vedat’ın intihar etmesi üzerine acılar çekmiş ve oğlu için ağıt niteliğinde şiirler yazmıştır. Vedat’ın ölümünden iki yıl sonra babasını kaybeden şair, 1977 de kendi isteği üzerine İş Bankası’ndan emekli olmuştur. 1978 yılında ikinci eşi olan Ulufer Hanımla evlenmiştir.

             Şimdi o var diye yaşamak öyle güzel,
             Çirkin olan ne varsa değişti kendiliğinden.
             Dokunduğu her şey bir bir aydınlanmakta,
           Saksıda çiçekler büyüyor güzelliğinde.

***********************

     Şiir yazma yolculuğu şöyle başlamıştır:

1940 yılında Yedigün Dergisi’nde yazmaya başlamıştır. İlk şiirlerini zekâ oyunu ve nükte eğilimiyle yazmıştır. Arkasından rubai, taşlama ve dörtlük türünde eserler vermiştir. Sonra çeşitli dergilerde şiirleri çıkmıştır. Şiirlerini topladığı kitaplar çıkararak, günün popüler bir şairi olmuştur. Pakistan, Kıbrıs, Macaristan, Avusturya gibi çeşitli ülkelere giderek “Avrupa Görmüş Adam” adı altında Cumhuriyet Gazetesinde anılarını yayımlamıştır.
      Şiirlerinde, nazım birimi olarak bazen beyit, bazen dörtlük, bazen de serbest nazım biçimini kullanmıştır. Şiirlerinin bir kısmında didaktik bir hava bulunurken, bir kısmı da romantik söyleyişler içermektedir. Özellikle oğlu için yazdığı şiirler öğretici öğüt türünde şiirlerdir.
       İşte sevgili oğlu Vedat için yazdığı şiir:
         Bir adam düştü galata kulesinden, 
         Bu adam benim oğlumdu, gencecikti Vedat, ışıl ışıldı gözleri, içi… 
         Küçücüktü bir zaman, 
         Kucağıma alır ninniler söylerdim ona, 
         Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni. 
         Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat! 
         Galata kulesinden bir adam attı kendini ,
         Bu nankör insanlara,
         Bu kalleş dünyaya inat.
         Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona, 
         Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat!

*************************

      Hayatı, aşkları ve acılarını çok yoğun yaşayan şairimiz; Halk şiirinin içerik unsurlarını, özellikle deyiş ve deyimlerini de kullanarak, zaman zaman karşımıza bir ozan olarak çıkıyor. Âşık Veysel’e olan hayranlığını yazdığı şiirlerinden anlıyoruz.  

     Ümit Yaşar’ın şiir dünyasının büyük bir bölümünü aşk temalı şiirler oluşturmaktadır. Aşk, şairin hiçbir zaman uzaklaşmak istemediği bir duygudur: “İnsanın kendisini keşfetmesi, sevmesi ve kendi ekseninde diğer insanlara değer vermesidir’ der anlatılarında.

          Şair her zaman acı, keder, hüzünden yana olmuştur. Sevgilinin mutlu olmasına karşılık, kendisi mutsuzluğu seçmiştir. Aslında acı çekmek şair için bir olgunluktur. Geçmiş asırlardan günümüze kadar şairler hep aşkın ıstırabını çekmişlerdir.

             Yunus; dağ, bayır dolaşıp aşkın sırrını çözmeye çalışmıştır, Fuzûli; ayrılığı ve ıstırabı seçmiştir, Mevlana; cayır cayır yanarken bundan mutluluk duymuştur; çünkü bu sayede hamlıktan olgunluğa ulaşmışlardır. Şairimiz de aynı süreçlerden geçmiş ve bu yolculuğu şiirlerinde ifade etmiştir.

           Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, 
           Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın, 
           Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı; 
           Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.

          Ümit Yaşar Oğuzcan; Zaman zaman da insanlara olan güvensizliğini ve onlara inanmadığını yukarıdaki mısralarında böyle ifade ediyor.
         Şairimizin İstanbul’a olan aşkını anlatan birçok şiiri vardır. İstanbul’da sevgilisi olduğu için veya orda sevgiliyi görüp tutulduğu için İstanbul’u sevmiştir. Öyle ki bu şehrin bütün sokakları, caddeleri, semtleri sevgiliyi anlatır. Ancak sevgilinin varlığıyla güzelleşen ve sevilen’’ İstanbul’’şairde böylece bir tutku oluşturmuştur. Şair sevgilisi olmadan hiçbir şeye önem vermiyor. Aşk yüreğinde bir dünya oluşturmuş,’’ İstanbul’’a dahi bu gözle bakmasına sebep olmuştur. Ona göre ‘’İstanbul’’ sevgilidir.
             Sana geldim, içim ümitlerle dolu,
             Beni sarhoş etme İstanbul, ne olur?
             Bir gün bende eririm caddelerinde,
             Çürür kemiklerim,adım unutulur,
             Yine sen kalırsın dipdiri, sımsıcak..
             Göğün, bulutların, denizlerin kalır.
             Oynama İstanbul, benimle oynama,
             Bir gün öldürür beni bu dert, bu kahır!

     Ümit Yaşar’ın sevgiliye hitaben yazdığı mektuplarında da aşk için şöyle dediğini görüyoruz: “Sevebilen insan kendini keşfetmiş insandır. Çektiği bütün acılara rağmen; mutlu, kıvançlı insandır. Aşktır yücelten bizi ve derinliğimiz aşktandır. Gerisi boş, yalan”

       Şairi, sevgilinin yokluğu, sevgiliden ayrılığın verdiği ıstırapların karşısında duyduğu çaresizlik ve umutsuzluk içerisinde; zaman zaman, Tanrı’yı Tanrı’ya şikâyet eden bir insanın psikolojisiyle görüyoruz.

      Şaire göre Tanrı ‘’Dünyayı’’ adil yaratmamıştır. Kötülük ve karanlıklarla yaratmıştır. Bütün kötülüklerin sadece kendisine mahsus yapıldığını, Tanrı’nın kendisine küstüğünü belirterek özellikle oğlunu kaybetmesi ve olumsuzlukların peş peşe gelmesi nedeniyle, Tanrı’ya sitemlerini şiirinde şöyle anlatıyor.      

           Sevdim, o büyük nura çevirdim yüzümü,
           Bin bir güneş aydınlatıyor gökyüzünü!
           Herkes gibi yıllarca konuştum, ammâ…
           Tanrım, daha ben söylemedim son sözümü!
Şairimizin’’ kadına’’yönelik duygu ve düşüncelerine gelince; kadın sadece cinsel bir obje değildir. Derin ve tutkulu bir aşktır zaman zaman. Bir kadını anlatırken kaşı, gözü, yüzü ile anlatmayan şair, kadını ondan bıraktığı izler ile anlatıyor.
  Günümüzün aşk ve ayrılık duygularını, şiirlerinde en güzel şekilde ifade eden, değerli şairimizin bu özelliği nedeniyle, son yıllarda şair kuşakları arasında onun kadar yaygın bir isme sahip alan kimse olmamıştır. Hayatında, aşkın ve ıstırabın ilk sillesini yiyen genç kızlar ve delikanlılar Ümit Yaşar'ın şiirlerinde kendilerini bulmakta, sızlayan kalplerini avutmaya çalışmaktadırlar. Tıpkı aşağıdaki dizelerde olduğu gibi.

           Yanarım, külüm yok, dumanım yok,
             Sen yoksan mekânım belli değil, zamanım yok.
             Fırtınalar içinde beni yalnız bırakma,
             Benim senden başka sığınacak limanım yok.

1984 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Otuzu aşkın şiir kitabı olan Oğuzcan’ın şiirleri birçok dile çevrilmiştir. “Şiire gönül veren” Şairimiz Ümit Yaşar Oğuzcan’ı Saygıyla anıyoruz..

 

Our valuable member Huriye Candan has been with us since Perşembe, 07 Şubat 2013.



YAZARIN TÜM YAZILARI

FACEBOOK'TA PAYLAŞ