Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 145.903
%-0,01
Dolar 4,8455
%0,03
Euro 5,6800
%-0,06
Altın 193,36
Limak REKLAM

İRLANDA’LI DEV-3

24 defa okundu kategorisinde, 08 Ara 2017 - 01:25 tarihinde yayınlandı
İRLANDA’LI DEV-3

(Dünden devamı..)

Byrne’in Londra zaferi bir seneden biraz fazla sürmüştür. Bütün biriktirdiklerinin kaybı ise çok acı bir şekilde meydana gelmiştir. Bu hâdise gazetelerde 23 Nisan 1783 tarihinde şöyle bildirilmiştir: ”Bir kaç gece önce İrlandalı Dev ay ışığında sokaklarda dolaşırken, evine dönmeden önce King’s mews’un karşısındaki Black Horse adlı meyhaneye uğramak istemiştir. Evine döndüğünde de cebindeki E 700’luk banka tahvillerinin çalınmış olduğunu fark etmiştir.”

Tahvillerin izi bulunmuştur ve Guildhall ‘da da muhakeme yapılabilecekti, fakat devin ölümü meselenin anlaşma yolu ile hallini mümkün kılmıştır. Ve şimdi cesedi ele geçirebilme için müthiş bir mücadele vardı. 5 Haziran tarihli günlük gazetede aşağıdaki yazı çıkmıştır:

“Bütün operatörler kabilesi, tıpkı Grönlönd’lı harpooncuların kocaman bir balinayı sarması gibi zavallı gibi devin evini kuşatmışlar ve vücuduna sahip çıkmak istemişlerdir. Bunlardan birini, “kilise avlularının esnediği gecenin o büyülü anında da” yanında olabilmek için tabutta kendisine de sığınabileceği bir niş yaptıracak kadar ileri gitmiştir.”

Muhabirler bu durumdan gereğince istifade etmişler ve basında haftalarca yazılar, fıkralar çıkmıştır. 13 Haziran tarihli bir tanesi şöyle demektedir: “İrlandalı Devin ölümünden beri yapılan konsültasyonlar Sekizinci Henry’i hayatta tutabilmek için yapılan konsültasyonları dahi geçmiştir. Bu Aesculapian çalışmaların yegane sebebi zavallı devin cansız vücudunu ele geçirebilmektir: Bunun için kalıntıların arkasından oraya buraya koşuşmakta ve gökyüzünü elden geçirip Jüpiter’i tahtından indirdikleri zamandan daha fazla oflayıp poflamaktadırlar.”

Kati olarak bildirilmiştir ki: “Byrne’ın cesedi dün gece bir gemiye yüklenmiş ve Downs doğru yola çıkarılmıştır; orada yirmi fathom ( 1 fathom=6 feet) derinliğe atılacaktır; ama ceset avcıları bu kıymetli avlarını suların derinliğine kadar takip edeceklerini ve ellerindeki bir çift dalma çanları ile bu dev ağırlığı suların dibindeki mezarından çıkaracaklarını bildirmişlerdir.”

Olanları kesinlikle bilmek imkânsızsa da John Hunter’ın cesedi aldığı bir hakikattir. Talebelerinden birine göre o cesedi kendi arabası ile Earl’s Court’taki evine taşımış ve orada tahnit edilerek iskelet hazırlanmıştır. 1911’de Lancet’de çıkan bir makalesinde Sir Arthur Keith şöyle der: ( i,ss.993-1002).

“Hunter’in bütün masraf ve zahmetle elde ettiği devinin acromegaly’den muztarip olduğunu ilk gören Profesör Cunningham olmuştur.Pituiter fossa çok büyüktür, antero-posterior 21 mm, kenardan kenara 24 mm ve derinliği 11 mm’dir. Pitüiter’de bir tümör olduğu çok belirlidir ve buda yukarıya ve öne doğru bir büyüme yapmıştır; optic çentik ile cribriform lamina’lar arasındaki cranial cavite tabanında belirli bir iz meydana getirmiştir. O’ Brien açıkça akromegalik dev örneğidir ve pitüiter tümörden muzdariptir.”

Profesör Cunnigham bu konuşmasını Şubat 1891 Westminster Hospital Medical School’da yapılan Anatomical Society toplantısında vermiştir. Kendisi kullandığı “acromegaly” terimini tenkit etmiş ve Dublin’deki klasikçi arkadaşlarının bu hastalık için daha doğru olan “megalacria” tabirini öne sürdüklerini belirtmiştir. Diğer taraftan “Postnatal Krowth and Development” adlı 1911’de basılan eserinde Hastings Gilford, F.R.C.S., şöyle der; “Büyüme basit veya komplike olabilir. Basit şekilde bütün kısımların oldukça biteviye genişlemesi görülür; ne kadar fazla büyüme mevcutsa komplikasyon o derece artar proporsyonsuz fazla büyüme veya prematurite görülür… Bazı devler sadece fazla büyümüş kadınlar ve erkekler gibi görülürler. Her ne kadar uzuvlarının uzun kemikleri nispetsiz uzun ve kafaları da ufaksa da, genellikle ebatları uygundur. Biz böyle bir devin resmini gördüğümüzde bize dev olduğu söylendiği için onun bir dev olduğunu bilebiliriz veya resimde yanlarında normal ebatlarda bir insan görüldüğü için, veya esas şeklin büyüklüğünü anlamamıza yardım edecek bir eşya bulunduğu için. Bu tip devler anormal olabilirler fakat hasta değillerdir. Akromegalik devlerde olduğu gibi, çeneleri, elleri ve ayakları nispetsiz büyük değildir… Fakat şunu da itiraf etmek gereklidir ki, bu devlerden biri öldüğünde büyük bir ihtimalle pitüiter’de bir büyüme veya sellaturcica’da bir genişleme görülür, hayatta iken bir akromegali arazı olmamış olsa bile. İskeleti şimdi Londra’da Hunterian Müzesinde bulunan dev O’Brian’ınki de böyle bir vakadır.”

Charles Byrne’ın iskeleti –o da diğer bir çok dev gibi  O’Brian ismini almıştır ama “İrlandalı Dev” olarak tanınmayı tercih etmiştir – 235.8 cm. gelmektedir. Sağ femur 62,5 cm.’dir, sol 64.2 cm. Kafa tasından alınan röntgenler Hastings Gilford’un sella turcica’nın görünüşü hakkındaki söylediklerini teyit etmektedir. Charles Byrne’a ait olduğu bilinen bir çizme, ayakkabı, çorap ve eldiven de iskelet ile beraber teşhir edilmektedir. (Bitti.)

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı