Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,81
BIST 96.604
%-1,86
Dolar 6,2659
%-1,90
Euro 7,3149
%-1,43
Altın 242,56
REKLAM

KABİNE

279 defa okundu kategorisinde, 11 Tem 2018 - 07:47 tarihinde yayınlandı
KABİNE

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne “devlet alışkanlıkları” açısından adapte olmak kuşkusuz belli bir ölçüde zaman alacak.

Ama önemli olan işleyiş ise;  Türkiye’ye ne getirdiği ile ne götürdüğüne bakmak gerekir ki bu konuda yargıyı zaman ve tarih verecek.

Umut edelim ki yasamanın tümüyle pasifleştiği ve endişelerin gerçeğe dönüşmediği bir sistem olsun bu başlangıç.

Yeni sistem ilk olarak dün yayınlanan Resmi Gazete’de kendini ciddi olarak hissettirdi bile.

Tek imzalı Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile Cumhurbaşkanlığı Kararları yayınlandı.

Örneğin Genelkurmay Başkanlığı’na Yaşar Güler’in atanması 2018/2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile olurken Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı 2018/1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kuruldu.

Bundan sonra Resmi Gazete’nin satırbaşlarında anlaşılan o ki çok çok Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Kararı göreceğiz.

Kabine’de kuşkusuz dikkat çeken isimler var; Medipol Hastaneleri kurucusunun Sağlık Bakanı olması, ETS Tur kurucusunun Kültür ve Turizm Bakanı olması gibi.

Parlamentodan sadece dört isim kabineye taşınırken Cumhurbaşkanlığı yardımcılığında tek kişiye görev verilmesi bazı isimlerin beklentilerini boşa çıkardı.

Bununla beraber Cumhurbaşkanlığı Yardımcısı olarak atanan Fuat Oktay’ın CV’sini inceleyecek olursanız, bu tercihin tümüyle isabetli olduğu anlaşılacaktır.

Kamuoyunun hiç bilmediği isimlerle beraber liyakat açısından deneyimli isimlerin de yer alması icraata yönelik olumlu adımlar kuşkusuz.

Bununla beraber kabinede siyaset dışından isimlerin yer almasının pozitif etkisi, siyasete soğuk bakan milyonlarca kişide yine artı değerler yaratabilir.

Örneğin Milli Eğitim’in başına gelen Ziya Selçuk bu noktada en dikkat çekici isim olarak kendini gösteriyor.

Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanı olmasına da iki açıdan bakabiliriz.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan sonra sonuç olarak siyasi arena olan Bakanlar Kurulu’nda Milli Savunma Bakanı olarak görev yapmayı eleştirebileceğiniz ve bu yönden olumsuz değerlendirebileceğiniz gibi son dönemde askeriyenin Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması karşısında aslında tüm kuvvet komutanlıklarının Akar’a bağlanmasını olumlu olarak da irdeleyebilirsiniz.

Netice itibariyle kabineyi Sayın Erdoğan tayin ettiğine göre yine en iyi yargıyı ve sonucu zaman gösterecek.

İşleyiş, eğer sisteme yönelik endişeleri bir ölçüde giderebilirse amenna.

Lakin TBMM giderek pasifize edilmiş bir hale bürünür ve kendi yağında kavrulur gibi liderlerin siyasi söylemleriyle ekran başındaki milyonlarca insana seyir veya izlence görevi vermeden öteye gitmez bir hal alırsa o zaman asıl korkulan sona yol alındığı ve “neden vekil sayısı 600 oldu ki” sorusunun sorulması sonucu doğuracaktır.

Türkiye, bundan böyle öncelikli olarak uluslararası endekslerde son yıllarda görülen düşüşüne ket vurmalı, artık bu kötü imaja son vermek adına gereken atımları hızla atmalıdır.

Düşünce özgürlüğünden tutun hukukun üstünlüğüne, basın özgürlüğünden tutun eğitim sistemindeki dibe vurmuşluğa kadar Türkiye’nin önünde varolan çok ama çok önemli ve devasa sorunlar vardır.

Bunları çağın şartları ve evrensel normlar ile aynı düzeye getirmemiz gerek.

Keza, ekonomik anlamda da üretime, tarıma, hayvancılığa acilen müdahale ederek tekrar yüzü gülen çiftçi ve köylü yaratmamız gerek.

Unutmamalıyız ki bu topraklarda çiftçinin ve köylünün yüzü gülmüyorsa ülkenin şehirli insanının da mutlu olması beklenemez.

16 kişilik kabinenin önünde yığınla dev var.

Sorumluluk, doğruluk, hakkaniyet, liyakat, çalışkanlık ile Türkiye pozitif bir ivme de yakalayabilir.

Siyaset hengamesinin kısır döngüsünde de sıkışabilir.

Yeni kabinenin görevi işte bu aşamada zorun en zoru.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı