Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 94.887
%-0,13
Dolar 6,3767
%-0,17
Euro 7,4439
%-0,05
Altın 245,97
REKLAM

KIŞ GECELERİ

54 defa okundu kategorisinde, 12 Oca 2018 - 00:06 tarihinde yayınlandı
KIŞ GECELERİ

ERDEN BALIBEK

 

Bu yazıyı yazmaya başlamadan az önce hava durumuna ait bilgilere baktım. Kışın yeni geldiğini, havanın 8-10 derece birden düşeceğini söylüyordu okuduğum yazı. Benim yazım gazetede çıktığı gün belki o kış gelmiş, hava sıcaklığı da önemli derecede düşmüş olacak. Kış olur da soğuk olmaz mı? Evet zorlukları var kışın. Soğuklar bir yandan, ısınmak derdi bir yandan. Sabahın köründe kalkıp işe gitme telaşını da bunlara eklersek söyleyecek pek çok bulabiliriz.

Bunların hepsini en azından geçici olarak bir kenara koyup mevsimin güzel yanlarını görmeye, yaşamdan bir de böyle keyif almaya çalışalım. Kış geceleri de en az yaz geceleri kadar güzeldir.

Biraz gerilerden başlayalım yine; çocukluk günlerimize dönelim. Gür gür yanan sac sobanın yanında mindere oturup patlamış mısır yiyelim. İçine limon atılmış ıhlamur içelim. Biz bunları yaparken annemiz, küçük özel tavasında kahve kavursun. Sonra değirmende onları çeksin, öğütsün. Bol köpüklü bir kahve yapsın babamıza ve kendisine.

Akşam ezanıyla birlikte kapanan basma perdeleri hafif aralayarak dışarıda yağan kara bakalım. Ertesi gün için tahminler yapalım. Sırtımızda annemizin ördüğü yün kazaklar, ayağımızda kalın çoraplar. Potin-lastik, mes-lastik nedir bilir mi şimdiki çocuklar? Biz onları giyerdik genellikle kış aylarında.

Kar topu oynamak, buz tutan yolda kaymak, kardan adam yapmak, kar helvası yemek…Ne güzeldi o günler! Yıllar geçti, büyüdük ama içimizdeki çocuk büyümedi. O günlere takıldı kaldı (İçimizdeki çocuk lafından pek hoşlanmasam da bazen söylüyorum farkında olmadan) . Halbuki neler değişti hayatta.

Odun yarıcılar yok artık. Kömür taşıyanlar da. Her gece sokağımızdan bir bozacı geçerdi. “Booozaaa” diye bağırırdı. Geçen gün aynı sesi yine duydum. Sanki yıllar öncesinden biri bana sesleniyormuş, beni çağırıyormuş gibi heyecanlandım.

Tereyağlı kurabiyeciyi aradım, Şam tatlıcıyı aradım. Cevizli helvacıyı aradım. Hiçbiri yoktu artık. Bakkal Ahmet amca gibi. Öteki bakkalımız Mehmet Ali amca gibi. Mahalle fırınımızdan gelen sıcak ekmeğin kokusunu da duyamıyorum. Demircilerin, bakırcıların çekiç seslerini de…

Kış gecelerinden söz ederken nerelere geldik. Masalların, kıssadan hisselerin, radyo programlarının yerini televizyon aldı sonraki yıllarda. Şimdi hala var. Onun yanında artık internet de var, akıllı telefonlar var. Ama yok olup giden nice şey var, el sanatları gibi.

Ayrı bir yazının konusu ama değinmeden geçmek istemiyorum, çocukluk günlerimiz gibi, eski kış gecelerinin doyum olmaz sohbetleri gibi, sıcak sobanın verdiği rehavet gibi bazı meslekler de yok olup gidiyor artık.

Kalaycılar, bakırcılar, dökümcüler, nalbantlar, saraçlar, keçeciler, dokumacılar, çömlekçiler, tahta kaşıkçılar, hallaçlar, yorgancılar, bıçakçılar, sobacılar neredesiniz? Sizleri çok özledim. O eski kış gecelerini de…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı