Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 94.887
%-0,13
Dolar 6,3767
%-0,17
Euro 7,4439
%-0,05
Altın 245,97
REKLAM

KIZILDERİLİ VE CIRCIR BÖCEĞİ

72 defa okundu kategorisinde, 06 Ara 2017 - 01:48 tarihinde yayınlandı
KIZILDERİLİ VE CIRCIR BÖCEĞİ

BİLGİ GÜNCESİ – 132     

06.12.2017

Kızılderili ve Cırcır Böceği

Bir gün New York’ta, bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkarlar. Gruptan biri Kızılderili’dir. Kızılderili özellikle doğaya, tüm canlılara oldukça saygı duyar, değer verir. İnsan kalabalığı, siren sesleri, yol çalışması yapan işçilerin çıkardığı gürültüler ve araçların korna sesleri arasında gidecekleri restoranda doğru ilerlemektedirler.

Bu esnada, Kızılderili duraksar ve arkadaşlarına kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyler. Ve onu bulabilmek için sesin geldiği yönde aranmaya başlar. Arkadaşları ise bu kadar gürültünün arasında, bu sesi duymasının imkânsız olduğunu ve kendisinin öyle zannettiğini söyleyip dalga geçerek yollarına devam ederler. Fakat aralarından bir tanesi her ne kadar ona inanmasa da, arkadaşını yalnız bırakmak istemez ve isteksiz bir şekilde onunla birlikte cırcır böceğini aramaya devam eder. Kızılderili caddenin ilerisine doğru yürür, arkadaşı da onu arkasından takip eder ve yüksek binaların arasında ki küçük bir yeşilliğin arasından sesini duyduğu cırcır böceğini bulurlar. Arkadaşı, Kızılderili’ye “Senin insanüstü güçlerin var! Bu kadar gürültülü bir ortamda, bu sesi nasıl duydun?” diye sorar.

Kızılderili ise, bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına sadece kendisini izlemesini söyler. Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bir bozuk parayı kaldırımdan yuvarlayarak yere doğru atar. Bu esnada, birçok insan sese odaklanır ve bozuk para sesinin ceplerinden düşen bir para olup olmadığını kontrol ederek, sesin geldiği yöne doğru bakar. Kızılderili ise arkadaşına dönerek ; “Gördün mü? Bak… Hayatta önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğine bağlıdır. Ve her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin…” der.

 

***

Değişim

M.Ö. 6 ncı yüzyılda yaşamış olan Herakleitos “Dünyada değişmeyen tek bir şey vardır, o da değişimin kendisidir.” diyor. Günümüzde ise “Hayat bisiklete binmek gibi bir şeydir, durursanız düşersiniz.” tümcesi ile değişimin gerekliliği vurgulanmaktadır. Ünlü Alman Filozofu Nietzsche ise değişimin gerekliliğini şu sözleriyle ifade ediyor; “Derisini değiştirmeyen yılan ölür. ”

İş yaşamında değişim istekleri rakipleri yakalayabilmek ve hatta geçmek için gerekli olan çabaların bir bütünü olarak ele alınabilir. Yönetim gurusu Tom PETERS bu durumu şu sözleri ile ifade ediyor; “Öteki daha iyiye gidiyorsa ve sen bu daha iyiye gidenden daha yavaşsan… Sen daha kötüye gidiyorsun demektir.”

Ancak değişimi sağlamanın önündeki en önemli engel olan açık yada da gizli direnişlerin ortadan kaldırılabilmesi için “geçmişin doğru değerlendirilmesi” en temel şarttır. Dünyadaki değişim rüzgârlarının bir yansıması olarak ortaya çıkan iş yaşamındaki değişim arzu ve çabaları daima belli bir direniş ile karşılaşmaktadır. Değişimi savunanlar, direnenlerin eski başarısızlıklarını ortaya koyarak değişimin gerekliliğini savunurlar. Ancak burada yeterince adil olunabildiğini söylemek pek mümkün değildir. Bir olayın hangi koşullar altında geliştiğine bakılmaksızın varılacak bir hüküm daima çürütülmeye mahkûmdur.

Fransa’ da Harp Akademisinde bitirme tezi konusu olarak Waterloo Savaşı’ nı seçen Yüzbaşı aylar süren çalışmasının sonunda jürinin karşısına geçerek tezini savunur. Tüm jüri üyeleri çalışmaya hayran kalmışlardır. Yüzbaşıya bu hayranlıklarını ve taktirlerini her biri ayrı ayrı ifade ederler ve Napolyon’ dan bile iyi savaş taktikleri geliştirdiği için kendisini kutlarlar. Akademiyi birincilikle bitiren yüzbaşı atandığı görevine gider. Altı ay sonra jüri başkanı profesörün odasına gelen iki kişi kendilerini tanıtırlar. Ve

“Bizler akıl hastanesinde görevli doktorlarız. Şu anda hastanemizde kendisinin Napolyon’ dan daha büyük olduğunu iddia eden bir öğrenciniz var ve tüm çabalarımıza karşın kendisini tedavi edemiyoruz. Sizden ricamız hastaneye gelerek bizlere yardımcı olmanızdır.” derler.

Profesör derhal hastaneye giderek öğrencisine kendisinin bu tezi hazırlar iken sahip olduğu bilgi ve olanaklara Napolyon’ nun sahip olmadığını, Napolyon’ nun savaşı kaybederek öğrendiklerini kendisinin önceden bilme şansına sahip olduğunu, gerçek savaş ortamının koşullarının tamamının hayal edilemeyeceğini ve bu nedenle de kendisinin Napolyon’ dan büyük olamayacağını uzun uzun anlatır ve her olayı kendi ortamı içerisinde ve koşullarında değerlendirmek gerektiğini söyler.

Yüzbaşı eski sağlığına kavuşmuş mudur? Bilinmez. Ancak bilinen bir şey var ki o da iş yaşamında kişi, kurum ve kuruluşların geçmişteki başarı ya da başarısızlıkları o dönemin koşulları yeterince ya da hiç irdelenmeden değerlendirilir ve hüküm verilir. Özellikle söz konusu olan değişim ise bu konuda daha da dikkatli davranmak gerekmektedir.

 

***

Bilginin Değeri

Meteoroloji, yarın yağmur yağma ihtimalini yüzde altmış olduğunu söylediğinde, aslında yarın için beklenen sıcaklık değeri, rüzgâr hızı ve diğer unsurların geçmişte bir araya geldiği her yüz durumun altmışında yağmur yağdı, dolayısıyla yarın için yağmur yağma ihtimali yüzde altmıştır demek istiyor.

Yani meteoroloji, geçmişte kaydı tutulmuş meteorolojik bilgileri istatistiksel olarak işliyor ve yağmurun düştüğü günlere bakıyor.

Geçmiş verileri istatistiksel olarak işleme fikri sadece hava durumu tahminlerinde değil, başka olayların tahmin edilmesinde de yöntem olarak kullanılıyor. Ama—bu, çok büyük bir “ama” dır—tarihi kayıtların yeterince zengin ve gerçekleşme ihtimalini tahmin etmeye çalıştığımız olayı kapsayacak kadar geniş olması gerekiyor.

Ya değilse? Tarihi kayıtların geçmişi yeterince eskiye gitmiyorsa, çok dar bir popülasyonu esas alıyorsa veya bizim hedef olayımızla uzaktan yakından ilişkili değilse?

O zaman ne olurdu? Aradığımız cevabı nasıl bulurduk? “Nadir”, “olasılıksız” ve “beklenmedik” işte tam bu noktada “şaşırtıcı” ya dönüşüyor.

* “Her Şey Bir Gecede Çökebilir” – John CASTI

***

Başarısızlık

Nedir Başarısızlık? … Başarının tersidir, diyerek açıklamayacak kadar önemli ve hayatımızda dönüm noktaları yaratacak kadar değerli bir sonuçtur başarısızlık.

Ünlü Amerikan Futbolu oyuncusu ve koçu Vince Lombardini’nin dediği gibi; “Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır.”

Louis E. Boone “Başarısızlıktan yeni şeyleri denemeye korkacak kadar korkmayın. En üzücü hayatların özeti üç kavram ile tanımlanabilir:

“Yapabilirdim, yapardım, yapmalıydım. “

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin sözleri ise yukarıdaki durumu çok güzel açıklıyor.

“Başarılı insanlarla başarısız insanlar arasındaki fark, başarılı insanlar başarısız insanları görüp de yapamadıklarını yapabilen insanlardır.”

ABD’li film yönetmeni, senaryo yazarı, aktör, stand-up sanatçısı, oyun yazarı, öykücü ve müzisyen Woody ALLEN “Eğer arada bir başarısız olmuyorsanız, yaptıklarınız pek yenilikçi değil demektir…” diyor.

Başarmak için başarısızlıklara ihtiyacımız var…

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı