Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 93.043
%0,21
Dolar 4,7142
%0,28
Euro 5,4851
%0,61
Altın 194,57
Limak REKLAM

KOYUNCULUK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ’NDE ÖNEMLİ PROJE BOZ IRK SIĞIR

12 defa okundu kategorisinde, 19 Nis 2017 - 01:47 tarihinde yayınlandı
KOYUNCULUK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ’NDE ÖNEMLİ PROJE  BOZ IRK SIĞIR

Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü bünyesinde “Boz ırk sığır projesi” başarıyla sürüyor.

Projeyle ilgili bilgi veren enstitünün müdürü Dr. Deniz Soysal, şunları söyledi:

“Asırlardır birçok sığır ve koyun ırkını üzerinde barındırmış olan Anadolu, ne yazık ki, bu değerlerinden birçoğunu yakın geçmişte kaybetti. Evcil hayvan genetik kaynaklarımızın önemli bölümü yok olmuş, kalanlar ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Türler bazında ele alındığında yerli sığır ırklarımızın bu durumdan daha çok etkilendiği görülmektedir. Yerli ırklarımızın ıslahı yerine bunların kültür ırklarına çevrilmesi amacıyla yapılan melezleme çabaları, bu ırkların yok olmasında en büyük etken olmuştur. Et ve süt verimleri bakımından kültür ırkı sığırlar ile rekabet edemedikleri için yıllardır yoğun bir melezleme baskısıyla karşı karşıya kalan ve sayıları hızla azalan boz ırk sığırlar, günümüzde kendilerine kültür ırklarının yetiştirilemediği, Batı Anadolu ve Trakya’nın yüksek rakımlı, engebeli ve ormanlık alanlarında yaşama alanı bulabilmişlerdir.”

Boz ırk sığırların, ani yem değişikliklerine dayanıklı, oldukça gelişmiş bir sindirim sistemine sahip bulunduklarına işaret eden Soysal, şöyle konuştu:

“Bu sayede düşük kalitedeki kaba yemleri değerlendirebilirler. Her çeşit olumsuz doğa ve iklim koşullarının yanında hastalık ve zararlılara karşı da oldukça dayanıklıdırlar. Doğada hiçbir insan müdahalesi olmadan yaşama, beslenme ve üreme yeteneğine sahiptirler. Kışın çok ağır geçtiği bölgeler hariç neredeyse yılın tamamını doğada serbest sürüler durumunda yarı vahşi olarak geçirirler. Analık içgüdüsü ve mensubu olduğu sürüyü başta yırtıcı hayvanlar olmak üzere tehlikelere karşı koruma içgüdüsü çok yüksektir. Boz ırk yetiştiren çiftçilerin bu hayvanlar için harcadıkları yem ve ilaç giderleri yok denecek kadar azdır. Boz ırkın sahip olduğu bu artı değerler, küresel ısınmanın etkilerinin daha yoğun olarak görüleceği yakın gelecekte daha büyük önem kazanacaktır. Et üretiminde, son yıllarda yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında yaşam alanları kültür ırkları ve bitkisel üretim alanları ile çakışmayan boz ırk sığırların et üretimi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. Gerek ülkemiz coğrafyasındaki marjinal alanların hayvansal üretime yönelik değerlendirilmesi gerekse genetik zenginliğimizin korunması ve ırkın üstün özelliklerinden gelecekte de yararlanılması ancak ırkın korunması ile mümkün olacaktır.”

Türkiye’de yerli ırkların korunması yönelik çalışmaların Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü(TAGEM) tarafından yürütüldüğüne dikkat çeken Soysal, bu amaca yönelik yönelik yaşama geçirilen “Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunması Projesi”nin, ülkemizdeki evcil hayvan genetik kaynaklarının tanımlanması, korunması, sürdürebilir kullanımı, politika ve alt yapının geliştirilmesi ana başlıkları altında yürütülen tüm çalışmalar ile uygulamada araştırıcılara yön verecek planlamaları kapsadığını vurgulayan Soysal, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu bağlamda, boz ırk sığır ırkımızın korunmasına yönelik çalışmalar ilk olarak TAGEM’e bağlı Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü bünyesinde oluşturulan küçük bir sürü ile ‘ex situ in vivo’ koruma programı olarak 1995 yılında başlatılmış, zaman içinde gerek kendi içinde çoğaltma, gerekse sahadan hayvan temini ile günümüzde 200 başın üzerinde saf damızlık bir sürü durumuna gelmiştir. Enstitü koruma sürüsü bir yandan yetiştiricilere damızlık hayvan sağlamakta, diğer yandan bilimsel araştırmalar için kullanılmaktadır. Korumaya ilişkin tek bir sürünün olması beraberinde doğal afet ya da salgın hastalıklar sonucunda sürünün yok olması gibi birtakım riskler taşıdığından 2005 yılında boz ırk sığır ırkının yaşam alanlarında yetiştirici elinde korunmasını sağlamak amacıyla ‘Boz ırk situ Koruma Projesi’ başlatılmıştır. Böylelikle oluşabilecek riskler azaltılmıştır. İlk olarak Edirne Edirne ili Enez ilçesi Çandır köyünde 100 başlık bir sürü ile 6 yıl süreli olarak başlatılan projenin daha sonraki yıllarda alan ve hayvan sayısı artırılmıştır. ‘Yerine Koruma Projesi’, günümüzde 5 ilde(Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Edirne ve Kocaeli), 10 farklı bölgede ve 12 yetiştirici elinde toplam 1.500 baş hayvanla sürmektedir. Sürülerin seçiminde ırkın yaşam alanı olan Marmara Bölgesi’nin temsiline özen gösterilmiştir. Her yıl, belirli dönemlerde koruma sürülerinin kontrolleri, proje lideri tarafından yapılmakta ve koruma koşullarını sağlayan yetiştiricilere destekleme ödemeleri verilmektedir.” Haber: Önder BALIKÇI

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı