Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,84
BIST 97.149
%-0,19
Dolar 5,7590
%0,27
Euro 6,4170
%1,74
Altın 282,79
REKLAM

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

120 defa okundu kategorisinde, 23 May 2019 - 07:42 tarihinde yayınlandı
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

ERDEN BALIBEK

 

Çok yakın zamana dek bu iki sözcüğü çokça duyuyorduk. Toplumun bir bölümünde kendini hissettiren bu duyguydu bu. İnsanları umutsuzluğa yönelten ve bu umutsuzluğu yok etmek için mücadele etmekten vazgeçiren duygu.

Öğrenilmiş çaresizlik, ne yaparsak yapalım, elimizden bir şey gelmez diyerek pes etmek anlamında.

Eskiden Hindistan’da yavru filleri ayaklarından zincirle bir kazığa bağlarlarmış. Yavru fil, gücü yetmediği için zorlasa da zinciri koparamaz, kazığı yerinden söküp gidemezmiş. Yani özgür olmayı başaramazmış. Bu düşünce onda iyice yer ettiğinden büyüdüğünde bile gücü yeteceği halde zinciri koparıp gidebileceğini düşünemezmiş. İşte bir öğrenilmiş çaresizlik örneği.

Öğrenilmiş çaresizliğin biz insanların yaşamında da sayısız örnekleri var. Yapamam, başaramam, kazanamam, onlar kazanır, onlar yapar, onlar halleder… Sonuç; mücadeleden vazgeçmek, sonuca razı olmak.

Erdal Atabek’in bir yazısını okuyorum. Bu konuya değiniyor ama pozitif psikolojiden de söz ediyor. Öğrenilmiş çaresizlik gibi, öğrenilmiş iyimserlik de var. Bunun yazarı Martin Seligman. Seligman, pozitif psikolojinin kurucularından. Psikolog, eğitimci, yazar. 20 kitabı var.

“Çaresizliği öğrenmek, iyimserliği öğrenmekten çok daha kısa sürede öğreniliyor” ama iyimserlik de öğreniliyor sonuçta. Yukarıda sözünü ettiğimiz fil deneyindeki öğrenilmiş çaresizliğe karşı, köpeklere de öğrenilmiş iyimserliği öğretmişler deneylerle.

Seligman’ı memleketi ABD’de bir televizyon programına davet etmişler. Çok kısa konuşacaksınız demişler. O da sormuş: Kaç sözcük? Yanıt: Bir sözcük.

-Günümüz psikolojisinin durumu nedir?

-İyi!

-Bu olmaz. Daha uzun süre verelim

-Kaç sözcük?

-İki

-İyi değil!

Size doğru dürüst bir zaman vermeliyiz. 3 sözcük.

-Yeterince iyi değil!

Süre verilince, olanak tanınınca söylenenler nasıl değişiyor!

“Ne zaman ki bir  kişi yaptığı hiçbir şeyin bir fark yaratamayacağına kendini ısrarla inandırırsa, kendini çaresiz belleyecek ve hiçbir şey yapmamayı tercih edecektir”.

Seligman’ın bir diğer sözü de şöyle: “Hayat, olumlu insanlara da, olumsuz insanlara da aynı terslikleri ve trajedileri sunar ama olumlu insanlar bununla daha iyi başa çıkar”.

Erdal Atabek Atatürk’ü örnek veriyor. O pozitif düşünceye sahipti. Umudunu hiç yitirmedi. Öğrenilmiş çaresizliğe teslim olmadı. Yurdumuzu işgal edenler için “Gitmezler” demedi, aksine “Geldikleri gibi giderler” dedi. Öyle de oldu.

Biz de artık pozitif düşünelim. Öğrenilmiş çaresizliğe teslim olmayalım. Belki zor olacak ama öğrenilmiş iyimserliği tercih edelim.

Her şey daha güzel olacak!

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı