Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,33
BIST 96.270
%0,67
Dolar 5,8682
%0,53
Euro 6,5832
%0,52
Altın 239,73
REKLAM

ÖYLE BİR SEÇİM YAP Kİ!

43 defa okundu kategorisinde, 21 Oca 2019 - 00:21 tarihinde yayınlandı
ÖYLE BİR SEÇİM YAP Kİ!

ERDEN BALIBEK

Zaman giderek azalıyor. Ancak yerel seçimler için adayların tümü hala belli değil. O mu olsun, şu mu olsun, o parti mi aday göstersin bu parti mi aday göstersin?… Ne zaman bitecek bu kararsızlık, bu tartışma? Vatandaşın sabrı ve kararı önemsenmiyor mu? Sonuçta sandıkta oyu verecek olan bu vatandaş. Bir an önce adaylar açıklansa, seçmenin bilgisine sunulsa iyi olmaz mı?

Yapılan çeşitli anketlere bakıyorum; hala kararsız olanlar var. Üstelik azımsanmayacak boyutta. Söylemlere göre, seçimin sonucunu bu kararsızlar belirleyecek. “Bir seçim yapmanız gerektiğinde seçmemek de bir seçimdir” diyor William James. Doğrudur ama bence şu anda bizim öyle bir lüksümüz yok. Duygularımız ve mantığımız arasında yapacağımız “seçimde” mantığımız kazanmalı ön seçimi ve sandığa gitmeliyiz bence.

Sandık bir cezalandırma yeri değildir. Kızdığımız için tuttuğumuz partiye oy vermemek, tutmadığımız partiye oy vermekle eş değerde değil midir? Böyle bir durumda kimi cezalandırmış oluyoruz? Partimizi mi, kendimizi mi?

William Churchill’in bir sözü aklıma geliyor: “Bazı insanlar prensipleri için partilerini değiştirir, bazıları partileri için prensiplerini değiştirir”. Acaba hangisi doğru? George Jean Nathav’ın da bir sözünü buna ekleyelim: “Kötü politikacıları kazandıranlar, oy vermeyen iyi yurttaşlardır”.  Ben hiçbir politikacıya kötü demiyorum. Öyle bir söylemim yok yurttaşların iyi niyetli olduklarını düşünüyorum, sadece bir sözü anımsattım.

Seçimlere katılmak bir yurttaşlık görevidir. Bu görevi yerine getirmeliyiz. Baskıyla, korkuyla, şunun bunun yönlendirmesiyle değil; özgür irademizle, aklımızı kullanarak oyumuzu vermeliyiz. Eğer seçim sonrası oluşacak durumdan şikayetçi olmak istemiyorsak, o duruma yol açacak tutum ve davranışlarda bulunmamalıyız.

“Çoğu şeyi kazanırken bazı şeyleri kaybedersin. Hayatta öyle seçimler yap ki, kazandığın kaybettiğine değsin”. Bunu da Bob Marley söylemiş.

Tekrar ediyorum; adayların belirlenmesinde geç kalındı. Bugüne dek bazı yanlışlıklar yapıldı. Vatandaşın düşüncesi, sabrı pek dikkate alınmadı. Ancak bunlara kızıp bir başka yanlışlığın içine düşmemek gerek. İki yanlış, bir doğru etmez. Çinli bilge Lao Tzu ne diyor: “Karar veremediğin bir an olursa, içindeki dinginliğe dön”. Evet, içimizdeki dinginliğe dönelim. Sakin olalım, soğukkanlı düşünelim, duygularımızı kendimize saklayalım, sandık başına sağduyunun yol göstericiliğinde gidelim. Gidelim!

Bu yazıda düşünürlerden, siyasetçilerden biraz fazla alıntı oldu, farkındayım. Ancak söyledikleri boş şeyler değil, dikkate almak gerek. Son bir sözle noktayı koyalım: “Hayattaki en zor şey, geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir. Bunu da David Russell söylemiş.

31 Mart seçimleri önemli. Köprüler önümüzde, karar bizim!…

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı