Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,16
BIST 94.082
%-0,31
Dolar 4,7910
%0,16
Euro 5,6122
%0,33
Altın 189,69
Limak REKLAM

ŞİDDET VE SEVGİ DİLİ

23 defa okundu kategorisinde, 08 Nis 2017 - 08:12 tarihinde yayınlandı
ŞİDDET VE SEVGİ DİLİ

Önder BALIKÇI

 

Ülkemizde kadına şiddet ve kadın cinayetleri sürekli artıyor. Bu durumda, kadın cinayetlerini, cinayetin işlenişine, öldüren kişinin sözlerini vererek “bahane” yaratan medyanın sorumluluğu da var elbette. Medya, artık, kadını öldüren caninin sözlerine değil, ölen kişilerin yaşadıkları dramlara yer vererek, cinayete tepki göstermek zorunda olduğunu bilincine varmalı.

Erkek egemen bir toplum olduğumuz ortada. Buna paralel şekilde medya kuruluşlarının yönetimlerinde de büyük bir çoğunlukla erkeklerin bulunması, yayınlarında olaylara “erkek gözü”yle bakmaları, kadın ayrımcılığının en önemli nedenlerinin başlarında geliyor, kuşkusuz.

Yaşamımızda kullandığımız dil bile öyle değil mi?

“Erkek sözü” diyerek, sanki yalnız erkeklerin verdikleri sözü tuttuklarını öne sürmüyor muyuz? “Söz” demek, bu kadar zor mu?

“Adamakıllı” yerine, “layığıyla”; “iş kadını” yerine, “iş insanı”; “bayan yönetici” yerine, “yönetici”; “bilim adamı” yerine, “bilim insanı”; “sözünün eri” yerine, “sözüne sadık”; “bu işin adamı” yerine, “doğru kişi”; “bayan tuvaleti” yerine, “kadın tuvaleti”, “adam gibi” yerine, “doğru düzgün” diyemez miyiz?

Kadın-erkek eşitsizliğini ortadan kaldırmanın, kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin önlenmesinin ilk adımının dilden geçtiğini hiç unutmayalım.

Bakış açını ve dilini değiştir. Dil değişirse, dünya değişir! Unutma ki, sevgi, dilde başlar.

Bugünkü dizelerimiz Dr. Banu Cingöz’den:

“Kavgayı, bir ağacın yapraklarına yazmak isterdim

Sonbahar gelince, kurusun diye

Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim

Yağmur yağsın, yok olsun diye

Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim

Güneş açınca erisin diye

Ve dostluğu

Ve sevgiyi

Yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazmak isterdim

Onlarla büyüsün, dünyayı sarsın diye”

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı