Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,16
BIST 94.082
%-0,31
Dolar 4,7910
%0,16
Euro 5,6122
%0,33
Altın 189,69
Limak REKLAM

TABİP ODASI OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI

36 defa okundu kategorisinde, 16 Nis 2018 - 07:46 tarihinde yayınlandı
TABİP ODASI OLAĞAN  GENEL KURULU YAPILDI

 

 

Haber: İlkan TOPRAK

Balıkesirli hekimler sandık başına gitti. Balıkesir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) hizmet binasında yapılan Balıkesir Tabip Odası seçimlerde iki grubun listesi yarıştı. Mevcut Başkan Necdet Uçan’ın yeni dönemde görev almayacağı mevcut yönetimin İyi Hekimlik listesi ile Hekim Güç Birliği grubunu listeleri sandıktan çıkmak için mücadele etti.

İki gün süren Olağan Seçimli Genel Kurulun ilk gününde saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Divan Kurulu oluşturuldu. Divan Başkanlığı oda eski başkanlarından Aydın Şavklı, yardımcılıklarına ise Dilek Yıldırım ile Ayla Volkan Bayern seçildi. Kongrede açılış konuşmasını ise Tabip Odası Başkanı Necdet Uçan yaptı. Daha sonra sırasıyla odanın faaliyet raporu, denetim kurulu raporu ve hesap cetvelleri okunarak genel kurul üyelerinin oylarına sunuldu.

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM CİDDİ

TAHRİBATLARA YOL AÇTI

Öte yandan Başkan Necdet Uçan’ın dikkatle dinlendiği açılış konuşmasının özellikle birlik ve beraberlikten bahsettiği son bölümü hekimlerden büyük alkış aldı. Başkan Uçan, mesleğin sorunları oda olarak iki yılda yaptıkları hizmetler ve hükümetten doktorların taleplerini sıraladığı açıklamasında özetle şunları dile getirdi: “Ülkemizde 15 yıldır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı 1.fazını tamamlamış, sağlık alanında ciddi tahribata yol açmış ve 2.faz ile yeni yıkımlara hazırlanılmaktadır.

Sağlık Dönüşüm Programı ile, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir ve çağdaş sağlık anlayışından uzak; özelleştirmeyi hızlandıran, elde avuçtakini satıp, savuran, kamunun malı hastaneleri önce işletmeye çeviren, piyasacı ve sağlığı ticarileştirmeyi amaçlayan bir programdır. Şehir hastaneleri de bu özelleştirmenin Truva atlarıdır. Kamu hizmeti sunma yerine kar/zarar hesabı ile atanan, sıklıkla değiştirilen, geleceği siyasilerin iki dudağı arasında sözleşmeli yöneticiler, ana unsurları arasında yer alan performansa dayalı ödeme sistemiyle, sağlık hizmeti sunumunda niceliğin öne çıktığı; hekimlerin kısa sürelerde çok sayıda hastaya bakmaya zorlandığı, hekimlerin çalışma sürelerinin uzadığı, nitelikli sağlık hizmeti sunabilmenin koşullarının kalmadığı sağlık ortamı yaratılmış, ülkemiz koşullarına uygun çözümler geliştirmek yerine, sağlığa IMF/Dünya bankası reçeteleriyle kevgire çeviren anlayış hâkim olmuştur”

ACİL BAŞVURULARI

DÜNYA REKOR KIRIYOR

Öte yandan Türkiye’de acil başvurularının Avrupa’ya göre daha yüksel olduğunu söyleyen Tabip Odası Başkanı Necdet Uçan, Türkiye’nin 120 milyon yıllık başvuru ile Avrupa’nın lideri olduğunu ifade etti. Uçan, bu konuda ise “Sağlık eğitiminin verilmediği, talebin kışkırtılması sonucu; hem acil, hem de diğer basamaklara başvuran hasta sayısı 2017 itibarı ile 685 milyondur.

İdari ve Mali yönden özerkliğe sahip sağlık işletmeleri diye yola çıkılmış,2012 de GSS ile sağlık hizmetlerinin maliyetinin düşürüleceği iddiası fiyasko ile sonuçlanmıştır. 2. Basamakta Sağlıkta dönüşümle birlikte artan ameliyeler (Poliklinik sayısı, Laboratuar, ameliyat vb.) performans, emekliliğe yansımayan döner sermaye geliri, çalışma barışının bozulması, geçici görevlendirmeler, şiddet en büyük sorunlar.

Borç batağına sürükleyerek “el konulan”, her geçen gün bilimden uzaklaşan Üniversiteler. Kanıta dayalı bilimsellik yerine “hacamat” ve “sülük”lerde aranan sağlık. Atama ve yükselmelerde “yandaş” dışında hiçbir değerlendirme kriteri olmayan anlayış.

SDP’ nın çıktılarına baktığımızda; Tedavi giderleri 15,1 milyar TL. den 50,6 milyar TL. ye, Özel sağlık harcamaları 5 milyar TL. den 25 milyar TL.ye çıkmıştır.Prim borçlu sayısı 5 milyondur.TÜİK verilerine göre Sağlık harcamaları 2002 yılında  18,7 milyar TL. iken 2016 yılında 119 milyar TL.ye çıkmıştır.Yani 6 kat artmıştır”

BALIKESİR’İN DURUMU İÇLER AÇISI

Konuşmasında Balıkesir’deki sağlık hizmetleri ve sorunlarına da değinen Uçan, “İlimiz sağlık hizmetlerine bakacak olursak; kentimizin en büyük hastanesi Atatürk Devlet Hastanesi için yapılan yer seçiminin  yanlış yapılmış, Çimento fabrikasının yakınında ve su kaynağı üzerine inşa edilmiştir. Ne yazık ki Göğüs Hastalıkları servisinde pencereler açıldığında Çimento Fabrikasının tozu ile karşılaşmaktadırlar.

Kamu hastanesi olarak inşa edilen Atatürk Devlet Hastanesi gerekçesiz şehir hastanesine dönüştürülmüştür. Şehir hastanelerindeki temel kural; kamu+özel ortaklığı, KDV, damga vergisi ve bütün harçlardan muafiyeti, kredi garantisi, arsa tahsisi ile özel sektör tarafından yapılan hastanedir. Yapan kişi/gruba Sağlık Bakanlığınca kira ödenir ve % 70 Hastane doluluk oranı (aynen otoyollarda ve havaalanlarında yaptıkları gibi) garanti edilir. Oysa Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi, kamu kaynakları ile yapılmıştır. Balıkesir’deki uygulama başka illerde örneği olmayan değişik bir uygulamadır. Atatürk Şehir Hastanesi, yeni binaya 16 Nisan’da yapılan referandum öncesi alelacele taşınmış, başta kayıt yazılım sistemi olmak üzere, laboratuar tetkiklerinin yapılması, kayıtlarda uzun süre sorunlar yaşanmış, hastane çalışanı ve vatandaşlar kayıt sisteminden ötürü uzun süre mağdur edilmiş, kervan yolda dizilmiştir.

Balıkesir Devlet Hastanesinden bazı bölümler tamamen, bazı bölümler ise küçültülerek hekimleri ve sağlık çalışanları ile birlikte şehir hastanesine taşınmıştır. Hastanenin küçültülmesindeki ve adeta butik hastane’ye dönüştürülmesindeki amacın ne olduğu, şehrin merkezinde olan ve hasta potansiyeli Atatürk Devlet Hastanesine göre daha fazla olan, vatandaşın kolaylıkla kullanabildiği hastanenin inaktif hale getirilmesine anlam verilememekte, şimdi de bazı branş hekimleri yeniden geriye çekilmektedir.

İlçe hastanelerindeki birçok branşta uzman hekim bulunmamakta, bu hizmet geçici görevlerle (ildeki hastanelerden) karşılanmaktadır. İlçelerdeki hizmet, taşıma suyla değirmen döndürmekten ibarettir. Etkin sağlık hizmeti sunulamamaktadır. Popülist davranılmaktadır. Bir cerrah günübirlik gittiği görevde doğal olarak ameliyat yapmaktan kaçınmaktadır, ameliyatı yapsa takip edemeyecektir. Kadın Doğum uzmanı kısa sürede hangi gebeyi takip edip, doğumunu veya ameliyatını nasıl yapabilecektir?

Körfez ilçelerinde hastane kapasiteleri mevcut nüfusa yetersiz, kadrolar sayısal olarak eksiktir. Ayrıca turizm bölgesi olması nedeniyle, yaz aylarında nüfusun birkaç katına kadar çıkması da hizmetin sunumunda büyük sorunlara neden olmaktadır. Kalıcı ve kadrolu hekim istemek yerine, geçici görevlendirmelerle hekimler huzursuz edilmektedir.

Balıkesir Devlet Hastanesi Turgut Solak ek hizmet binası (eski Askeri Hastane) depreme dayanıklı olmaması nedeniyle boşaltılmış, ancak ironiktir boşaltılmadan önce çatıları yenilenmiş, ancak nedense sadece Toplum Ruh Sağlığı Birimi ve yatan hastaları ile birlikte orada bırakılmıştır.

Göğüs Hastalıkları Hastanesi, mevcut kendine yeten ve çam ağaçları ile kaplı tarihi ve kültürel alanından, Göğüs hastaları için uygun olmayan bir alana taşınmıştır.

Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi 2006 yılında kurulmuş, ilk öğrencisini 2009 yılında almış ve ilk mezununu 2015 yılında vermiştir. Öğretim üyesi olarak, toplam 18 profesör, 13 doçent, 34 Yrd. Doçent bulunmaktadır.

Tıp Fakültesinde Aile Hekimliği, Çocuk Psikiyatrisi, Tıp Tarihi ve Deontoloji,Biofizik ve Biyoistatistik öğretim üyesi bulunmamaktadır. Bazı bölümlerde ise 1 Öğretim üyesi, birçok bölüm de 2 Öğretim Üyesi bulunmaktadır. Tek veya 2 öğretim üyesi bulunan dallar, idarecilik mi yapacak, hekimlik mi yapacak, eğitim mi verebilecektir.

Yine 7 bölümde Araştırma görevlisi (Asistan) bulunmamaktadır.

Tıp Fakültesinin Öğrenci sayısı 570 dir. Tıp Fakültesinde ne yazık ki kendi fakültesinde çocuk stajını yapamadan mezun olan öğrenci, Doğumhanesi bulunmayan bölümden uzmanlık alan Kadın Doğumcusu vardır. Halen acil servisi yoktur. Tıp Fakültesi borç batağı içerisindedir, hastaların çoğu 3. Basamak hizmetini komşu illerden almaktadır.

Nitelikli sağlık hizmeti üretmenin en temel bileşenlerinden biri çalışma koşullarıdır. Hekimlerin birlikte oturabileceği odalarının kalmadığı, hasta odalarının poliklinik odalarından çok daha donanımlı ve sağlıklı, otelcilik hizmetlerinin, ”müşteri memnuniyetinin” ön planda olduğu dönemdeyiz. İnsanca çalışma koşulları ve emeğimizin karşılığı olan ücret de, birbirinden ayrı düşünülemez. O nedenle emekliliğe yansıyacak güvenceli ücret istiyoruz.

Adalet sarayları yapılarak nasıl adalet sağlanamadıysa, ticari amaçlarla görkemli, heybetli hastane yaparak, vatandaşı binaya hayretle seyrettirmeye, bina içinde kaybolmasını sağlayarak ulaşılmazlığı anlatan, içi boş, çalışanlarının mutsuz, motivasyonsuz, tükenmişlik yaşanan bir sistemle sağlık sorunları da çözülemez. Merkezine sorunu yaşayan hekimi, sahayı koymayan sağlık sistemleri başarısızlığa mahkûmdur. Gerçek hastaların mağdur olduğu, malpraktıs ve defansif hekimlik nedeni ile zor vakalarla uğraşılmak istenmeyen, yarıştıran, kandırmacı bir sistem.Vatandaşından, sağlık hizmetini alabilmek için katkı payı, katılım payı,ilaç yüzdesi,reçete ücreti vb. adlarla ceplerinden 10 kalemden fazla ödeme alınmakta ve tahsilâtını Eczaneler yapmakta, hasta ile Eczacı da karşı karşıya getirilmektedir.

EN FAZLA TAŞERON SAĞLIKTA!

Sağlık, ne yazık ki taşeronlaşmanın en fazla olduğu sektördür. İş güvencesinin olmadığı, insanların yalnızlaştırıldığı, korkutulduğu, sindirildiği, üniversitelerinde bilimin ve özerkliğin, üretimin kalmadığı bir sektör.

Çerçevesi çizilen ülkemiz ve ilimiz koşullarında; Tabip Odası ve diğer demokratik kitle örgütlerinin rutinde yapması gereken görevleri vardır. (törenler, ziyaretler, toplantılar vb.) Bunun dışında, bazen küçük bir dokunuş, bazen günlerce/aylarca süren emekle yapılan, gönüllülük esasına dayanan çalışmalar, alınan ve alınamayan sonuçlar. İşte Genel kurullar, yapılan ve yapılamayanların nesnel olarak tartışılması ve yapılamayanlara çözüm aranması gereken demokratik yapılanmalardır”

ADIMIZA VE ODAMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ

Son olarak Türk Tabipler Birliği’nden Türk kelimesinin kaldırılmak istenmesine tepki gösteren Balıkesir Tabip Odası Balıkesir Şube Başkanı Necdet Uçan, “adımıza ve odamıza sahip çıkacağız” dediği konuşmasını Afrikalı bir kabilenin çocuklarının hikayesi ile birlik ve beraberlik çağrısı ile tamamladı. Uçan, “

12 Eylülden önce Tıp Fakültesini bitiren her hekim, Odasına üye olmadan mesleğini icra edemezdi, 12 Eylül ile birlikte hem Askeri Hekimlerin Odalara üyeliği yasaklanmış, hem de kamuda çalışanların üye zorunluluğu kaldırılarak, sadece mesleğini serbest olarak icra edenlerin üyelikleri zorunlu bırakılmıştır. Şimdi de TTB’nin başındaki “Türk” ibaresi ile mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin zorunlu üyelikleri kaldırılmak istenmektedir. Berberin, seyyar satıcının üye olmadan mesleğini yapamadığı ülkemizde, meslek odaları nicel-nitel ve ekonomik yönden ablukaya alınarak etkisizleştirmek, sindirilmek istenmektedir. Biz hekimler, bu süreçte kuva-i milliye ruhundan gelen mücadeleci geleneğimizle, kenetlenerek adımıza ve odamıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bırakın farklılıklar zenginliğimiz olsun, tartışalım, eleştirelim, ancak muktedirlerin tuzağına düşmeyelim. gidecek olan sadece odamız değil, etik değerlerimiz, onurumuz ve mesleğimizdir. İleride ah- vah etmemek için herkes geleceği bu gerçeklik üzerinden kurgulamak zorundadır.

“Afrika’da çalışan bir antropolog, bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir, ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülü o meyveleri yemek olacaktır. Onlara, “Haydi, şimdi başla! Birinci olan alacak!” der. O an bütün çocuklar el ele tutuşur, koşarlar ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar. Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu cevabı verirler;

“Biz “ubuntu” yaptık: Yarışsa idik, yarışı kazanan bir kişi olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyve yiyebilir? Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik. ”Ubuntu’nun anlamını açıklarlar, onların dilinde: “ben, biz olduğumuz zaman ‘ben’im”

Bizler, Tıbbiyelinin boyun eğmeyeceğini, günlük pratiğimizde yaşayarak ve Tıbbiyeli Hikmeti yaşatarak gerçekleştirdik. O nedenle çalışma arkadaşlarımla birlikte ne kadar gurur ve onur duysak azdır. Fikir vererek, yer seçiminden, tasarımcısına, mermercisinden-heykeltıraşına katkıda ve katılımda bulunan herkese teşekkür ediyorum.

Değerleri tüketmeden, üreterek, üretip- paylaşarak, paylaştıkça çoğalmak umuduyla…

Önümüzdeki süreç, daha fazla kenetlenip, farklılıklarımızı zenginlik sayarak; özlük ve demokratik haklarımız için mücadele ve Tabip Odası binamızı yapma süreci olacaktır.”

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı