Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%2,04
BIST 103.200
%-0,03
Dolar 4,7068
%-0,60
Euro 5,4924
-- %0,00
Altın 197,14
REKLAM

TARIM SAVAŞLARI – AÇLIK KORKUSU

4 defa okundu kategorisinde, 15 Şub 2018 - 01:12 tarihinde yayınlandı
TARIM SAVAŞLARI – AÇLIK KORKUSU

ERDEN BALIBEK

 

“Açlık Korkusu” Osman Nuri Koçtürk’ün 1970 yılında yazdığı kitabının adı. Kitabın tümünü okumadım. Sadece bazı bölümlerine ulaşabildim. Okuduğum kısımlar bile bugünkü duruma ışık tutacak açıklamalarla dolu. Topla, tüfekle yapılan klasik savaşları biliyoruz. Ama savaşlar şimdi bunun dışında başka yöntemlerle de yapılıyor. Ayrıca savaşların nedenleri, amaçları da değişiyor. Bir canavara dönüşen ve doymak bilmeyen endüstrinin enerji kaynaklarına ihtiyacı var. O endüstriye sahip olanlar, artan ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sınırları dışındaki enerji kaynaklarına ulaşmaya, onlara sahip olmaya çalışıyor. İşte bir savaş nedeni.

Dünyadaki su kaynakları ve onların rezervleri belli. Buna karşılık dünya nüfusu giderek artıyor. Küresel ısınma, kirlilik, kentleşme, sanayileşme su kaynaklarına zarar verecek boyutta. İşte bir savaş nedeni daha. İşin uzmanları bunun için tarih bile veriyorlar. Savaşın hangi bölgelerde çıkacağını dahi  söylüyorlar.

Başlığa aldığımız konuya gelelim. Enerji ve su savaşlarından başka gündemde bir de tarım savaşı var. Tarım zaten su ile ilgili. Dünyadaki su kaynaklarının %70’i tarımda kullanılıyormuş. Su azalırsa, bundan en çok tarım etkilenecek. Tarımın etkilenmesi demek;  açlığın, açlık korkusunun yaygınlaşması demek.

Peki, dünyada bir açlık problemi var mı? Yakın gelecekte böyle bir sorunla karşılaşacak mıyız?  Buna kişisel olarak evet ya da hayır deme durumunda değiliz ama Osman Nuri Koçtürk adını verdiğimiz o kitapta açlık korkusunun yaratılmaya çalışıldığını söylüyor. Önce çizilen tabloya bakalım: Bir Afrika ülkesi. Toz toprak içinde yarı çıplak çocuklar. Karınları şiş, kemikleri sayılıyor, yüzlerinde sinekler. Bir kap içinde kendilerine verilecek lapa gibi bir yiyeceği bekliyorlar. Bütün dünya işte bunu görüyor. Gördükçe açlık korkusunu hissetmeye başlıyor. Yazara göre amaç; küresel finansı elinde tutan oligarşik yapının, dünya genelinde açlık korkusu yaratarak tarımsal ürün ve gıda dağıtımını da elinde tutmak istemesi.

Aç kalma içgüdüsel bir duygu. İnsanoğlunun ilk günden beri varlığını sürdürebilmek için yaptığı ilk iş karnını doyurmak. Bütün çabası bu. Yüz yıllar, bin yıllar bu yolda verilen uğraşla geçmiş. Şimdi ise “Günün birinde aç kalacaksın, yiyecek bulmakta zorluk çekeceksin” denerek korkutuluyor. Kim korkutuyor? Yukarıda söyledik. Bu; sermayenin, emperyalizmin marifeti!

Şu anda dünyada aç insan yok mu? Var. Belki sayıları daha da artacak. Ama herkese korku salmak bu işin çözümü değil. Hele korku satarak para kazanmak hiç değil.

Su kaynaklarını korumak, kirlenmesini önlemek, akıllı, bilinçli tarım politikaları uygulamak, tohumuna, ürününe, onların dağıtımına  sahip çıkmak ilk akla gelen çözümler.

“Bana balık verme, balık tutmasını öğret” sözü tarım için de uygulanabilir, özellikle Afrika ülkelerinde. Kapitalizm, o çocuklara bir tas lapa vereceğine örnek çiftlikler, tarım alanları, işletmeler  kurabilir, eğer isterse.

Açlık korkusu ile yaşamak, olası bir tarım savaşını beklemek… Korku değil; umut, cesaret, güven vermek. Emperyalizm bunları yapar mı? Yapıp yapmadığı tanık olduğumuz olaylarla görülüyor zaten.  İstemeyiz ama günün birinde dedikleri gibi bir tarım savaşı çıkarsa, bunu kimin çıkaracağını da şimdiden bilelim.

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı