Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 91.074
%-0,10
Dolar 5,3368
%0,07
Euro 6,0795
%0,02
Altın 214,61
REKLAM

ÜLKEMİZE DE GELMİŞ FRANZ LISZT

126 defa okundu kategorisinde, 11 Eki 2018 - 00:02 tarihinde yayınlandı
ÜLKEMİZE DE GELMİŞ FRANZ LISZT

(Dünden devam)

Gazetenin bu haberi aylar sonra gerçekleşmiş, ünlü sanatçı 1847 yılı Haziranında İstanbul’a ayak basmış, önce Avusturya- Macaristan İmparatorluğu elçiliğinde, 1 Temmuz günü de, Sultan Abdülmecit’in huzurunda birer konser vermiştir. O zamanlar Beşiktaş Sarayı adıyla bilinen zarif yapıdaki konser Beyoğlu çevrelerinde büyük heyecan yaratmış, Liszt ısrarlara karşı koyamayarak halk için bir konser vermeyi kabul etmiştir. Giriş ücreti o zamanlar için çok büyük bir para olan 100 kuruştur, konser Yeniköy’de Avrupa Oteli’nde Franchini Salonunda düzenlenmiş ve programda şu eserler yer almıştır:

1-Gaetano Donizetti, ‘Lucia di Lammemoor’ operasından piyanoya uygulanmış bir melodi.

2-Vincenzo Bellin,’Norma’ operasının ezgileriyle fantezi.

3- Frederick Chopin, ‘Mazurka’ ( Hangisi olduğu yazılmamış).

4- Franz Schubert, ‘Der Erkönig’adlı ‘Lied’in piyanoya uygulanmış biçimi.

5- Vionenzo Bellini, ‘İ Puritani’operasından çeşitlemeler.

6- Macar Ezgileri.

Liszt, İstanbul’u çok sevmişti. Kasım ayı sonlarına dek Beyoğlu’ndaki eski Posta, yeni Nuriziya Sokağında bir büyük evde kaldı, kenti ve dolaylarına gezip inceledi.

Gene bu arada Giuseppe Donizetti’nin  Sultan Abdülmecit için yazdığı ‘Marşı Sultani’ ezgisi üzerine çeşitlemeler yaparak Babıali’ye sundu. Sanatçı bu işçilik için para değil, yalnızca bir Osmanlı nişanı istiyordu. İstek, çağın Avusturya Macaristan İmparatorluğu elçisi tarafından ‘hariciye nazırı’ Âli Paşa’ya bildirdi, o da durumu hemen Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’ya yansıttı. Batıda yetişmiş olan devlet adamı bunun daha önce neden düşünülmediğine üzülmüş, saray mabeyn başkatibine şu satırlarla başlayan bir tezkere yazmıştı: ‘Atufetli Efendim Hazretleri. Malumu ali buyurulduğu veçhile bu günlerde Dersaadet’te olan meşhur piyanocu M.Liszt huzuru şevket mevfur cenabı cihanbaniye vusul şerefi alisine nail olarak icrayı sanat eylemiş olduğuna teşekküren  Marşı Sultaniye nağamatı cedide ilavesiyle bir hava ihtira edip takdimi hakpayei âli olunmak üzere Babıaliye göndermiş olduğu nota arz ve takdim kılındı. ‘Mustafa Reşit Paşa tezkerenin sonunda sanatçıya ‘dördüncü rütbeden bir kıt’a Mecidiye nişanı’ armağan edilmesini istiyordu. Saray bu isteği vakit geçirmeden yerine getirmiş, nişan kısa süre sonra beratıyla Liszt’e verilmiştir.

 

Büyük sanatçı İstanbul’dan Rusya’ya gidecek, Kiev’de verdiği konserler sırasında yaşamının ikinci  önemli kadını Prenses Carolyne von Sayn- Wittgenstein’ı tanıyacaktı. Çarın yaverlerinden biriyle evli olan bu soylu ve zengin kadın zekası, bilgisi ve ilginç yaşam biçimiyle sanatçıya derinden etkileyecek, daha sonra Kontes Marie d’AUgoult gibi eşini ve çocuklarını bırakıp onunla kaçacaktır. Weimar Sarayı müzik müdürlüğüne getirilişi Liszt’in yaşamında önemli bir dönemin başlangıcı olmuştur. Yaşamı bu kentle Roma, Budapeşte ve Paris arasında geçecek, Papalık tarafından ‘rahip’ rütbesi verilirken sosyal yaşamını ve konserlerini sürdürecek, öğretmenlik yapacak, genç bestecileri koruyup yüreklendirecektir. Sanatçı başta  konçertoları olmak üzere piyano dünyasına zenginleştiren veriminden büyük orantısını bu kentte bestelemiş, romantik ve mistik inanç ve duyguların ağırlığını gene en çok bu kentte duymuştur.

 

Liszt, daha sonra damadı olacak Richard Wagner’i tanıdıktan sonra onun etki ve çekiminden ölünceye dek kurtulamamış, hayranlığını her fırsatta açıklamış durmuştur. Wagner’in her eseri,  özellikle ‘Tristan und İsolde’ adlı operası ölümsüz birer anıttı onun için.

 

Sanatçı piyanoya 1886’da damadının ölümünden üç yıl sonra son kez Londra’ya yaptığı gezide oturdu, Windsor Şatosunda  Kraliçe Victoria’nın huzurunda çaldı, oradan Bayreuth Festivalinde bulunmak üzere yola çıktı, üşütüp hastalandı. Doktorların engellemesine karşın Festival’de ‘Parsifal’i seyreden sanatçı, ertesi gün bu kez ‘Tristan und İsolde’yi görmeye gitmiş, ancak fenalaşarak eserin ortasında salondan ayrılmıştı. Son isteği bir kadeh konyak olmuş, bir büyük romantiğe yakışan isimle son nefesini verdiği söylenir.

(Bitti)

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı