Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1,72
BIST 85.280
%0,53
Dolar 6,0590
%0,40
Euro 6,7616
%0,10
Altın 247,89
REKLAM

-YABAN-

85 defa okundu kategorisinde, 10 Nis 2019 - 00:04 tarihinde yayınlandı
-YABAN-

DÜŞÜNDÜĞÜM GİBİ

Ataman ALDEMİR

 

YABAN, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ünlü romanının adıdır. Şehir hayatından vazgeçip, köy hayatını tercih eden gazi bir subayın Ahmet Celal’in yoksul bir köyde yaşadıklarını, Türk köylüsü hakkındaki izlenimlerini anlatır.

I.nci Dünya Savaşı sonrası Milli Mücadele’de köylü ile aydın arasındaki kopukluk, farklılık gerçekçi bir görüşle anlatılır.

***

ÖZET:

“Ahmet Celal subaydır. I.nci Dünya Harbi’nde bir kolunu kaybetmiştir. İstanbul işgal altındadır ve orada kimsesi kalmamıştır. Emireri Mehmet’in köyüne yerleşmeye karar verir.

Köy son derece bakımsız ve yoksuldur. Ahmet Celal’i bir türlü kabullenemez ve ona “YABAN” derler.

Milli Mücadele başlamıştır. Köylüye savaşın koşullarını, gidişatını, ne yapmaları gerektiğini anlatmaya çalışır ama başaramaz.. Köylü, yıllarca köye hiçbir yatırım öğretmen, doktor göndermemiş devlete küsmüştür.

Savaşı merak bile etmez. Bütün inandığı, güvendiği Salih Ağa ile Şeyh Yusuf adındaki iki şarlatandır. Bunlar köylüyü istedikleri gibi yönetmekte adeta koyun gibi gütmektedirler.

Ahmet Celal’in tüm çabaları boşa çıkar. Köylüyü uyandıramaz, inandıramaz, kendi yanına çekemez. Milli Mücadele başlamış, köy işgal edilmiştir. Ahmet Celal kayıptır, geriye sadece anılarını yazdığı bir defter kalır.

***

Anı defterinde köylünün cahilliğinden, yoksulluğundan, kimsesizliğinden katı tutumundan söz ederken şunları der:

“… Eğer köylü bilmiyor, bilmek istemiyorsa kabahat kimin? Kabahat benimdir. Kabahat ey bu satırları okuyan arkadaş senindir. Sen ve ben onları asırlardır bu yalçın tabiatın ortasında herkesten, her şeyden ve her türlü yaşama arzusundan yoksun bıraktık.

Eserin bir başka bölümünde ise Yakup Kadri Türk aydınına şöyle seslenmektedir:

“… Bunun sebebi Türk münevveri genç sensin! Bu viran ülke ve yoksul insanlar için ne yaptın? Yıllarca onun kanını emdikten ve bir posa halinde sert toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinme hakkını kendinde buluyorsun.

Anadolu insanının bir ruhu vardı, değerlendiremedin. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Üstünde yaşadığı bir toprak, vardı, işletemedin.

Şimdi elinde orak, buraya kasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin?  

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı