Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 93.297
%0,63
Dolar 5,3809
%0,52
Euro 6,1027
%0,73
Altın 210,11
REKLAM

ZİMMETLİ KATIR HİKAYESİ

269 defa okundu kategorisinde, 02 Haz 2018 - 08:27 tarihinde yayınlandı
ZİMMETLİ KATIR HİKAYESİ

DÜŞÜNDÜĞÜM GİBİ

Ataman ALDEMİR

1945; 2 nic Dünya Savaşı sonrası yıllar. Çocuktum, babam askerdi. Trakya’da bir piyade alayında bölük komutanıydı. Alayın konuşlandığı yere “Kara cehennem” diyorlardı. Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer…

Askerler talimhanede (eğitim alanı) eğitim yaparlarken, biz asker çocukları da bir kenarda onları taklit ederdik. Elimizde tahta tüfekler, “sağa dön, sola dön, tüfek as, tüfek çıkar, hazır ol, rahat!..”

İrgün talim alanında uzaktan bir bağırış duyduk,”Baytaaar baytaaar! Başlatma ilmi fenniyenden, bu katır neden öldü? Onu söyle!…

Alayın bağlı olduğu Gelibolu’daki tümenin komutanı paşa katırın öldüğünü duymuş, Karacehennem’e gelmiş, veteriner yüzbaşıdan katırın hesabını soruyormuş…

***

On beş yıl sonra 1960’da Ankara Üniversitesi’ne askeri öğrenci olarak girdim, askeri öğretmen olacaktım. Babam Diyarbakır’da görevliydi; beni okula gönderirken nasihat etti. “Aman oğlum dikkat et, bu devlet günü gelir iki bağ boş mermi kovanının, telef olan bir katırın hesabını sorar. Aldığın, verdiğin zimmetin hesabını iyi tut!” dedi.

İyi ki, öyle demiş. Öğrenciliğimde yaptığımız silahlı atışlardan sonra araziden çok boş mermi kovanı topladım. Öğretmen subay oldum, üzerime zimmetlenen bir sürü kırtasiyenin çetelesini tutmak zorunda kaldım. 1992’de emaneti yüzümüzün akıyla teslim ettik.

***

1998’de oğlum vatan borcunu yedek subay olarak Güneydoğu’da ödedi. Helikopterler yeterli olmadığı genelde şehit ve yaralıları taşımakta kullanıldığı için, dağ karakollarında ikmal, iaşe, mühimmat (cephane) katırla yapılıyordu.

Bir gün oğlum telefon etti.,

  • Baba karakola beş adet katır alındı, bunları bana Bunların bakımı nasıl oluyor, bilgin var mı?

Kafamda elli beş yıl önce tümen komutanı paşanın naralanmasından başka bilgim yok.

-Ne bileyim oğlum, sorup soruşturayım sana bilgi vereyim, dedim.

Sevgili dostum veteriner hekim Sayın Oğuz Şenol imdadıma yetişti; onca uğraşın arasında oğlum, katır bakımını da öğrendi.

***

Buraya kadar her şey tamam da!.. Zaman içinde beş katırdan üç tanesi uçurum kenarındaki dar patika yollarda karakola erzak, odun, mühimmat taşırken uçuruma düşüp telef oldu.

16 ay sonra onca yaralının, şehidin durumu iki satır yazıya bağlanıp çözüldü ama üç katırın hesabı teskeresinden altı ay sonrasına kadar sürdü.

***

“Şimdi bunu yazmanın ne gereği var, sırası mıydı?” diyeceksiniz, haklısınız… Şu sıralar şehit, yaralı yakınlarına göre acı, kimilerine göre de mutlu, onurlu günler yaşıyoruz.

Aklımıza Orhon Murat Arıburnu’nun dizeleri geliverdi işte…

“Bari şu trampetler çalmasa, insancıklar gürültüye gitmese!…”

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorumlara Kapalı