AVUSTURYA GANİMETİ

Avusturya’nın 1600 metre yüksekliğindeki Styria dağında bulunan demir madeni Avusturya’nın II.Dünya Harbi’nde kaderini tayin eden en önemli bir etmenlerden biriydi. Günlük olarak madenden 8,500 ile 12,000 ton arasında cevher çıkarılıyordu. Yılda 4 milyon ton cevherin çıkarıldığı bu maden Almanya’nın yıllık tüketiminin yüzde 10’una eşitti.
I.Dünya Harbi’nden sonra bu maden emperyalistler arasında sürekli uyuşmazlık konusu oldu. Uzun süre Italyanlar madenin kontrolunu ele geçirmeye çalıştı. Italya’nın Habeşistan’ı işgalinden sonra Hitler onları Avusturya’dan uzaklaştırmayı başardı. Fakat Alman Çelik Tröstü bu kendine çok yakın
olan , özel nitelikteki madene bağımlılığının korunduğuna pek güvenemiyordu. Tröst, Ruhr kok kömürüyle Avusturya demir cevherini ergitme tekeline ancak Avusturya’nın Third Reich’a katılması ile mümkün olabileceği görüşündeydi.
25 Temmuz 1934’de Avusturya başbakanı bir suikasta kurban gitti. 26 Temmuz’da von Papen Avusturya’ya büyükelçi olarak atandı. Avusturya’da başlatılan isyan Alman Çelik Tröstü tarafından finanse edildi. ( Behrend 2, 192). Alman Çelik Tröstü’nün bir kolu olan Alpine Montan Company yoluyla para Avusturya Nazilerine intikal etti. Alpine işçilerinin hemen hepsi maden mühendisleri kimliği altında Alman yıldırım askerleriydi. Avusturya Nazi Organizasyonuna üye olmayan işçilerin
ışten çıkarılması talimatı Alpine Montan yoluyla uygulanıyordu. Alpine Montan zaman içinde Avusturya Nazileri’nin merkezine ve silah deposuna dönüştü. Hitler’in Avusturya’yı Third Reich’a katma ölümcül mücadelesinin destekçileri ve bu hedefi tezgahlayanlar arasında Thyssen, Kirdorf,
Krupp ve Vögler başta gelmekteydi.
Almanya ‘da kömür vardı. Avusturya’da demir cevheri. Almanya’da ihtiyacından fazla kömür vardı fakat silahlanma projelerini gerçekleştirebilmek için yeterli demir cevheri yoktu. Avusturya’nınsa ihtiyacından fazla demir cevheri ve ihtiyacını karşılayamayan miktarda kömür madeni vardı. 1934’de Nazi ayaklanması sonucunda Avusturya , Alpine Montan’ın yönetimine kendi adamlarını atadı.
Böylece bütün demir cevherinin Almanya’ya gönderilmesinin önüne geçti ve kömür ihtiyacının bir kısmının da başka kaynaklardan temin edilmesine karar verdi. Çekoslavakya ve Polonya’dan kömür almaya ve onlara demir cevheri satmağa başladı.
Alman faşizmi demir cevheri olmadan kendi silahlanma programını yürütemezdi. 1937 Sonbaharında kömür ihracatında her ay ardı ardına düşüşler görülmeye başladı. Bu eğilim devam ettiği sürece 1937’de Fransa, Belçika ve Hollnda’ya 3,5 milyon daha az kömür satilmış olacaktı. Bu miktar toplam
ihracatın yüzde 10’u idi. Başka ülkelere ihracatta da düşüşler vardı.
18 Ocak 1938’de Essen’de Bertha –Kruppstrasse 10’da büyük kömür madeni şirketlerinin direktörleri bir toplantı yaptı. Toplantıda Krupp’tan Klotzbah, Flick’ten Tengelman ve Buskhül, Thyssen’in Bergbau A.G. şiketinden Hollander, Ewald – König Ludwig, Brandi ve Kauert Thyssen’in Gelsen kirchener Bergwerks A.G şirketinden, Hösch’den Sptringrorum ve Peter Klöckner’ın ve Hugo Stinnes’in temsilcileri bulunuyordu. 

Toplantı sonucunda Hitler’e gönderilen yazıda kömür üretiminin 1937’de 184,5 milyon tona ulaştığı , bu seviyenin I.Dünya Harbi sonrasının en yüksek noktası olduğu ve harp öncesi üretim seviyesinin hemen hemen eşiti olduğu belirtiliyordu. Harp sonrasında Upper Silesya v Alsace –Loraraine kaybedilmesine rağmen bu rekorun gerçekleştirilebildiğine ve kömür ihracatının ise yüzde 20 azaldığı ve azalma eğiliminin hızla devam ettiğine işaret ediliyordu. Almanya’nın bütün ağır
sanayiinin dolayısıyla diğer sanayi dallarının dengeli büyümesinin kömür cevherinin üretiminin artmasına ve döviz sağlaması açısındanda kömür ihracatının da artmasına bağlı olduğuna dikkat çekiliyordu. Her ikisinin da azalmasının bütün ekonomiyi etkleyeceği ve Dört Yıllık Planı aksatacağı anlatılıyordu.