Kendinize insan olmanın gururunu anlatmadan önce, mutlaka varlığımızı borçlu olduğumuz doğaya ve canlılara karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirip getirmediğimizi sorgulayın. Sadece sokakta bir kedi ya da köpeğe yiyecek vermekle, çiçek kopartmamakla o sorumluluğu yerine getirmiş olmuyorsunuz. Doğrusunun ne olduğu üzerinde biraz daha düşünün lütfen.

Doğaya ve canlılara verdiğimiz sürekli acıyı, ıstırabı düşünün. Gerekiyor mu böyle bir şey? Cevabın hayır olduğunu biliyorsanız, anlamsızlığı sürdürmenin kimseye bir yararı olmadığını iyice anlayın.

Bir yanlış üzerine yaşam kurgulamanın, kendi vicdanımızı rahatlatmak için gerçekleri görmezden gelmenin zorluğunu fark edin.

Doğa, canlılar ve insan… Aslında ayrılmaz bir bütünün parçalarıyız ve birbirimize ihtiyacımız var. Dayatmaya, yok saymaya, anlamsızlaştırmaya gerek yok.

Başından beri kendimize söylediğimizi öğretilmiş bir yalanın parçası olmayı sürdüremeyiz. Çocuklara anlattığınız masallardaki doğa ve canlılar, onların hayal dünyalarına ait değil. Çünkü gerçekte olup bitenleri onlara itiraf etmekte zorlanabilirsiniz. Sözün bittiği görüntüleri oluşturmaktan, masallar okumaktan vazgeçin!

Gönlünüzün de, vicdanınızın da onaylamadığı şeyleri nasıl sürdürebiliyorsunuz?

Uyanmış ve açılmış bir göz çok zor kapanır. Gerçeği iyice anlayın! Ortak noktamız olan şeyleri yok etmemeliyiz. Bizler bu evrende, yok etmeye değil, yaşamı korumaya, geliştirmeye, güzelleştirmeye odaklanmalıyız. İçimizdeki doğruyu ortaya çıkarmak zamanıdır.

Aydınlığı karanlığa çevirmekten vazgeçin!

Bir kez denemek için yola çıkın ve gerisinin nasıl geleceğini düşünün! Körü körüne kabul etmeden doğru düşünün ve doğru hissedin!

Sizler, yanlışa yönelmeyin, bunu sakın yapmayın! Farklı olanı deneyin!

Olacaktır, buna inanın!