.

Balya, 2019 yılı itibariyle şehir merkezi nüfusu 2 binin altında olan ve Türkiye ölçeğinde oldukça küçük ilçelerden biridir. Ancak ilçenin tarihsel süreçte geçirdiği evrelere bakıldığında, yaşanan inişli çıkışlı (bir dönem gelişip yükselme hemen ardından gerileme) devirler Balya’nın tarihsel geçmişini oluşturduğunu görürüz.

Antik dönemlerde BalyaMysia bölgesinde yer almaktaydı.Mysia, Edremit körfezikıyısındaki bölümü dışında Balıkesir ilinin tümünü ve Çanakkale ilinin Anadolu’dakibölümünü içine alıyordu. Bölgede Pericharaxis, Ergasteria (Galenus tarafından atölye anlamında kullanılmıştır), Pionia, Argyria, Argiza, DiosHieron/Hiera Germe eski yerleşim yerlerinden tespit edilebilmiş olanlarıdır. Pergamon (Bergama)-Kyzikos (Belkıs) arasındaki yolBalya bölgesinden (Topuzlar, Osmanlar, Sarıca, Kocaeli, Gömeniç, Kocaavşar, Alidemirci, Turplu, Kavakalanı, Kadıköy, Kayalar, Ilıca, Yarışalan, Hisaralan yerleşimleri tarihsel süreçte Balya bölgesini oluşturmaktaydı.) de geçmekteydi.

Balya bölgesi başta gümüş ve bakır madenleri olmak üzere madenler bakımından zengindir. Bugün Pazarköy olarak konumlandırılan Argyria antik kenti, SkepsisliDemetriostarafından “Gümüşün doğum yeri” olarak nitelendirilmiştir.Strabon’un zikrettiği Argyria gümüş anlamına gelmektedir. Gerçekten de sim (gümüş) Balya-Pazarköy’ün içinde yer aldığı Avunya bölgeleri gümüş madenleri ile ünlü idi. Bölgede Gümüşler adlı bir yerleşim yeri de bulunmaktadır.

Romalılar devrinde “Kristiyan” adı ile Balya madenleri işletilmiştir. Bu devirde Pericharaxis adlı yerin maden ihracatıyla ünlenmiştir. Bu bilgiden hareketle Balya bölgesinden çıkartılan madenlerin deniz yoluyla Anadolu dışına sevkinin Edremit, Erdek, Bandırma, Bergama, Kara Biga ve Çanakkale limanları vasıtasıyla olabileceğini ve bu durumda da Balya-Edremit, Balya-Erdek, Balya-Bandırma, Balya-Bergama, Balya-Kara Biga, Balya-Çanakkale güzergâhları ile ihraç edildiğini düşünebiliriz.

Türkler bölgeyi pek çok savaşlar yapmak suretiyle fethetmişler ve Horasan Erenleri eliyle Türkleştirip, İslamlaştırmışlardır. Karesi oğulları Beyliği devrinde bölgede pek çok yeni yerleşim yeri açılmıştır. Türklerin Rumili’ne geçişleri sırasında ve İstanbul’un fethine kadar sonrasındaBalya-Çan-Biga bölgesi yoğun geçişlere sahne olduğunu söyleyebiliriz. Payitaht Bursa ile Karesi oğulları Beyliğinin limanıolan Edremit Körfezi yolu Balya derbendi üzerinden de geçmekteydi. Daha sonraları Şamlı derbendi de kullanılmıştır.

Balya bölgesi Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçtikten sonra da Türkleştirme, İslamlaştırma ve yeni yerleşim yerleri açma uğraşlarına devam edilmiştir. Balya ilçesi zengin bir tasavvuf kültürünü de barındırmaktadır.Osmanlı Devletinin kuruluş devrinde tüm Güney Marmara’yı derinden etkileyen gönül eri Emir Sultan Hazretleri, Balya kazasında da kalıcı izler bırakmıştır. Geyikli Şeyh, Şeyh Orhan, Abdullah oğlu Yusuf, Ali Fakih, Hamza Dede, Kurt Dede vd. gibi tasavvuf erbabı Balya’da Emir’in ve Şeyh Lütfullah’ın öğretilerinin takipçisi olmuşlardır.

Osmanlı Devleti’nin Romalılardan kalan Balya gümüş madenlerini işlettiği anlaşılmaktadır. Balya’da, 1520 (Hicri 926) yılında Sultan Süleyman (Kanuni)’ın tahta çıkışı münasebetiyle gümüş akçe basılmıştır.

Süleyman I (Kanuni)'ye ait bir paradır. Bu sikke Balya'da basılmıştır. Balya Balıkesir iline bağlı bir ilçe olup Osmanlı paraları arasında şimdiye kadar Balya'da basılmış bir sikkeye tesadüf edilmemiştir. Peter Jaeckel'in 1968'de Wiesbaden'de neşrettiği para darbedilen yerleri gösteren kitabında da bu şehir ve kasabanın isimleri yoktur. Bu bakımdan, Osmanlı paralarının basıldığı yerler listesine Cidde ve Balya da eklenmiş bulunmaktadır.

 

No. 7 Gümüş Akçe (AR) Æ 13,5 m/m, 0,70 gr.

Ön yüzü : Sultan Süleyman Şah bin Selim Han Balya sene 926

Arka yüzü :Azzena (srühü) duribe

 

 

 

 

Gümüş gibi değerli bir madenin işletilmesi ve para bastırılması, kaza dâhilindemadenin çıkarıldığı, işlendiği noktalarda ve sevk edildiği güzergâhta güvenlik gereksinimlerini de beraberinde getirmiş olmalıdır.

1530 yılına ait Osmanlı Arşiv Defterlerinde Balya kazasının merkezi olan 9 hane (tahmini 41 nüfus) olarak kaydedilen nefs-i Balya, Palia / Paleoadlı eski bir yerleşim yerinin adıdır.Paleo, sözcüğü anlamı eskidir. 1544 yılına ait bir belgeye göre, 16.yüzyılda Balya bölgesinde kurşun madeni de işletilmektedir. 1647 yılında Balya’dan İstanbul’a 100 ton kurşun madeni gönderilmesi istenmektedir. 1651 tarihli bir belgede Balya madeninin padişahın öz malı olduğu vurgulanmakta ve madeni padişah adına idare eden kişinin Bali Bey olduğu anlaşılmaktadır. Burada ismi geçen Bali Bey’in Osmanlı Devleti’nin Akıncı ailesi olan Malkoçoğlu Koca Bali Paşa’nın soyundan geldiğini düşünmekteyiz. Madenin işletilmesi, hatta bir ara para bastırılması kazanın sosyoekonomik durumuna kuşkusuz olumlu katkılar sunmuş olmalıdır. Madene yönelik baskın ve soygun olayları da gerçekleşmiştir. 1752 yılında madene bir baskın yapılarak maden soyulmuştur.

19.yüzyıl başlarına değin maden işçileri Balya kazası dâhilindeki yerleşimlerden temin edilmiştir. Ancak artan taleplerle ile birlikte 1838’den sonra Balya Maden İşletmelerinin açılmasıyla Osmanlı Devleti’nin çeşitli yerlerinden pek çok işçi ve usta madene çalışmaya gelmiş, bu kişilerden bazıları zamanla kazada yerleşik olmuştur. Bu da Balya kazasındaki demografik yapıyı belirlemiştir.

1868 yılında Alman uyruklu Reiser tarafından alınan Balya Maden İşletmelerinin işletme imtiyazı “Lorium” şirketine devredilmiştir. Böylece yabancı sermaye, ilk kez, 1868 yılında Balya madenlerine girmiştir. II. Abdülhamit’in kâtiplerinden Süreyya Paşa (Balya Maden Şirketi’nin Başkan Yardımcısı sıfatıyla) tarafından 1878’de Fransız uyruklu Riol adlı birisine Balya’da toplam 17.234 dönüm bir arazide 99 yıllığına maden arama, işletme, mevcut maden cüruflarından yararlanma ayrıcalığı verilmiştir. 1892 yılında Kocagümüş (Maden), Karaaydın ve Balya bölgesindeki (Kabalı-Kızıldam, Orhanlar vd.) simli kurşun (gümüşlü kurşun) madenini işletmek üzere Balya-Karaaydın Anonim Şirketi oluşturulmuştur. Üretilen madenlerin gemilerle ikmal edilmek üzere Edremit-Akçay limanına ulaştırılmak için, Balya-Palamutluk arasına, 62 km uzunluğunda ve 60 cm genişliğinde bir dekovil hattı yapıldı. Bu şirket daha sonra Mancılık’ta kömür, Patlak’ta kurşun, çinko, demir ile karışık manganez madenlerinin de arama ve işletme imtiyazını almıştır. 1893-1913 yılları arasında önemli miktarda kurşun üreten ve kâr sağlayan şirket, Balya ve bölgesine çeşitli yatırımlar da yapmıştır. Bu kabilden olmak üzere 1901 yılında Mancılık’ta elektrik sistemi hizmete girmiştir. Mancılık’taeletrik santrali kuran şirket, elektriği, Balya madenlerinde kullanmıştır. Üretim fazlası elektriği de yerel yönetime vererek çevrenin aydınlatılmasını da sağlamıştır. Böylece başkent İstanbul’dan sonra imparatorlukta elektrik ilk olarak Balya’da kullanılmıştır. Şirket Ilıca’da da bir ilkokulun yapılmasına parasal destek vermiştir.Şirket Balya’da modern fırın, 25 yataklı hastane, 5 yataklı frengili hastalar için tedavi evi, eczane, sinema, golf sahası, eğlence merkezleri, 5 fabrika, 5 maden kuyusu, 5 yapımevi açmıştır. 1933’lerde Balya şehir merkezi 10 kilometrelikyolu, 8 kilometrelik kanalizasyonu, 1 motopompu, 3 tulumba ve 5 işçilik bir yangın söndürme teşkilatı, belediye dispanseri, 65 dükkânı, 5 mağazası, 3 lokantası, 2 gazinosu, 7 kahvehanesi, 2 hanı, 2 oteli ve 10 fırını olan bir çarşıya sahip büyük bir kasaba görünümünde maden şehri idi.

Balya ilçe merkezinin nüfusu 1839-1939 arasındaki yüz yıllık zaman diliminde muazzam bir artış göstermiştir. 100 kişiye dahi ulaşamayan bir köy durumunda olan Balya (o zamanki adıyla Maden köyü) 20.yüzyılın hemen başında 10.000 kişiye ulaşmıştır. Bu nüfus artışının sonuçları şöyle olmuştur: 1886’da Balya kazasının merkezi Alidemirci köyünden Maden köyüne taşınmıştır. 1895 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. 1900’da 3.sınıf, 1910’da 2.sınıf kaza statüsü kazanmıştır. Balya ve Avunya nahiyelerine Kayalar ve Orhanlar eklenmiştir. Kaza genelinde 36 cami, 53 mescit, 4 kilise, 70 değirmen, 3 han, 5 maden fabrikası, 7 gazino ve 88 mektep vardır.

Türkiye’de ilk hava kirliğinin sorun olduğu yer Balya’dır. 3000’den fazla işçinin yaşadığı şehirde 14 Eylül 1908 tarihinde Türkiye’nin ilk büyük işçi grevlerinden biri gerçekleşti. Benzer şekilde 1911, 1928, 1934 yıllarında da grevler oldu. Madende kurşun üretimi 1925 yılında azalmış, Dünya Ekonomik Krizi’nin yaşandığı 1929 yılında da en düşük düzeye inmiş ve 1940’a gelindiğinde şirket sona ermiştir. Bu gelişmelerle eşgüdümlü olarak Balya ilçesinin nüfusu da gittikçe azalmıştır.

Balya zengin orman alanlarına sahiptir. Balya kazasının 1907 yılındaki orman miktarı 480.000 dönümdür. Tarihsel süreçte gemi (kalyon) kerestelerinin temin edildiği yerler arasında Balya kazası da bulunmaktadır. Özellikle kereste yapımına uygun ağaç türleri bulunan, 300.000 dönüm genişliğindeki Sularya balkanı (Sularya Ormanları) ak meşe, kızıl meşe, gürgen vb. ağaç türleri bakımından zengindir. Ayrıca arşiv vesikalarından bu ormanlarda av partilerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Balya hayvancılık bakımından Balıkesir’in en önemli yerlerinden biri olmuştur. Balya kazasının 20.yüzyılın hemen başında 15.000 büyükbaş, 100.000 küçük baş, 7.000 binek hayvan miktarı ile ikinci sıradadır. Balya’da meşhur karasığır ırkı, iyi cins koşu atı yetiştirilmektedir. Balya tereyağı meşhurdur. Sanayi devrimi öncesi çağların mobilize savaş makineleri olan iyi cins atlar Balya’da yarışlara tabi tutulurlardı. Osmanlı klasik çağında Balya kazasının Avunya nahiyesinde Yarış köyünde, Balya nahiyesinde ise Yarışalan’da at yarışları düzenlenmekteydi.

Balya ve bölgesinin, bir yandan madenler bölgesi olması diğer yandan da hem yürük göç yolları hem de sancak merkezleri ile kaza merkezlerini birbirini bağlayan karayolları üzerinde oluşu; zengin bir kültürel dokunun yaygınlaşmasına diğer yandan da hetorojen bir nüfus yapısının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Kültürel yapıdaki zenginlik eğitim yapısına da yansımış, Balya ve çevresi Balıkesir, Bursa, Kütahya, Konya, Manisa, Edirne, İstanbul, Erzurum, Kahire, Kudüs, Mekke-Medine gibi merkezlerle ilişki içerisinde olmuştur.Balya kazası aynı zamanda eğitim ve kültür çevresi sunmaktaydı. Ulaşılan eğitim-öğretim düzeyini göstermesi bakımından Balya’dan yetişen âlimler ve devlet adamları: Hacı Ömer (Kara Danişmentli), Bali Bey, Sinan Bey, Hacı Mustafa Ağa, Sinan Bey-zade Mehmet Emin Ağa (Balıkesir’de Emin Ağa Camii banisi), Bali Bey-zade Kör Paşa, Balya Ayanı Halil Ağa, Balya Voyvodası ve Madeni Emini Hacı Yakup Ağa, DoğanîzadeMustafa Efendi oğlu Kadızade Mehmet Efendi, Kadı Nesimi, Akbaşlı Mehmet EfendizadeBalıkesir Müftüsü ve Müderris Seyyid Sabahattin Ali Şuurî Efendi(Balıkesir’deki Ali Şuurî Efendi Medresesi banisi ve müderrisi), Akbaşlı Hüseyin Efendi (Balıkesir’deki Hoca Kuyusu Medresesi müderrisliği yapmıştır.),Akbaşlı Ahmet Efendi (Balıkesir’deki İğneci Medresesi müderrisliği yapmıştır.),MuhyiddinEfendi (Balıkesir’deki İğneci Medresesi müderrisliği yapmıştır.),DoğanlarlıFeraizci (Miras Hukukçusu) İsmail Efendi (Balıkesir’de Alaybey Medresesi müderrisliği yapmıştır.), DoğanlarlıHalil Efendi, Kara Paşa, Kayalarlı Mantıkçı Mehmet Efendi (Balıkesir’deki Hacı Ali Efendi Medresesi müderrisliği yapmıştır.), Kayalarlı Osman Efendi (Balıkesir’deki Şeyh Hacı Yahya Efendi Medresesi müderrisliği yapmıştır.), Nasuh Paşa, Turplulu Ali Ağa oğlu Bedestanlızade Müderris ve Şeyh Hacı Mehmet İzzet Efendi(Balıkesir’deki Hacı Ali Efendi Medresesi müderrisliği ve Karesi İdadisi Arapça öğretmenliği yapmıştır.), MüftüzadeAbdülgafur Iştın Hocaefendi (Sakîzade Medresesi Müderrisi ve Karesi-Balıkesir Milletvekili), Yağcılarlı Ali Efendi(Yıldırım-Eski Cami Medresesi müderrisliği yapmıştır.), YağcılarlızadeHalil Fevzi Efendi(Daru’l-Hilâfeti’l-AliyyeMedresesi müdürlüğü yapmıştır.), MüstecâbizadeHafız Adil Efendi(Yıldırım-Eski Cami Medresesi müderrisliği yapmıştır.), Erzurumlu İbrahim Efendi-zade Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi, Müstecâbizadeİbrahim İsmet Bey,Esat Adil Müstecaplıoğluve Mehmet Ali Haydar Müstecaplıoğlu (Karesi-Balıkesir Milletvekili)vd.

Günümüzde Balya, Balıkesir ilinin onüç bin nüfuslu bir ilçesidir. Marmara Bölgesinin Güney Marmara bölümünde yer almaktadır. Balıkesir’e 50 km., Gönen’e 52 km.,Bandırma’ya 90 km.,İvrindi’ye 26 km.,Havran’a 65 km.,Edremit’e 74 km., Çanakkale Yenice’ye 61 km. uzaklığındadır. Balıkesir, Gönen, Bandırma ve Edremit’e günlük düzenli otobüs seferleri bulunmaktadır. Balya ilçesinde 43 köy ve bu köyleri birbirine bağlayan 296 km. köy yolu ağı bulunmaktadır.

Sonuç olarak, GMKA verilerine göre; Balya, 2007-2013 arası nüfusu en çok azalan ilçelerden biridir. İlçe toplam nüfusu 20.000’in altındadır. GMKA dâhilinde ilçe nüfus ortalaması ise 50.000’dir.

Gittikçe artan ve gelecekte de artması tahmin edilen maden işçi sayısı ile eşgüdümlü olarak ilçe merkezinde/kenarında mevcut konut sayısının arttırılmasına yönelik TOKİ veya diğer konut projeleri yoluyla projeler geliştirilmelidir. Aynı zamanda hızlı ve güvenli ulaşımın iyileştirilmesine yönelik bir proje olarak tarihi ve turistik mekânların kullanılması [Balya ilçesipek çok tarihi ve turistik mekânlara sahiptir. Bunlardan bazıları: Balya’da Maden sahası; Balya ilçe merkezinde Siren Kulesi, Tarihi Belediye Binası, Koca Camii, Tabakhane Köprüsü, Tümülüs; Kadıköy Kale Harabesi; Kadıköy Deresi Piknik Alanı; Kadıköy’de Sur Kalıntıları, Cami; Ilıca’da Tarihi Hamalar, Termal Otel, Hamam Dedesi, Tümülüs ve Nekropol; Akbaş’ta Tümülüs, Etnografya Müzesi; Yarışalan’daNekropol; Doğanlar eski Mezarlık alanı; Mancınık eski Mezarlık alanı; Müstecap Çamlığı, Bal Pınarı, Kozlu, Eski Mezarlık alanı; Ören’de Kilise harabesi; Alidemirci’de Cami, Hazire, Çeşme; Orhanlar Panayırı vd.], Antik Dönem Bergama-Belkıs (Kyzikos-Sizik) Yolu’nun (İvrindi-Balya-Manyas-Erdek kırsalından güzergâh oluşturulması projesi) Ortaya Çıkarılması, Otantik Köy Kurulması (Köy hayatının tüm yönleriyle temsil edildiği köy projesi),İnanç Turizmi (Balya ve bölgesini Türk ve İslam uygarlığı ile tanıştıran Horasan Erlerinin yerlerinin belirlenmesi, Emir Sultan ve Şeyh Lütfullah ve diğer tasavvuf ehlinin Balya ve bölgesi üzerindeki etkisinin belirlenmesi), Balya değerlerinin ortaya çıkarılmasına yönelik projeler geliştirilmelidir.