Montros Mütarekesi’nin koşulları Osmanlı Mebusan Meclisine ve Ayan Meclisine bildirildiğinde, üyeler tarafından çok ağır bulunmuş ve sert eleştirilere yol açmıştı.
Fakat hükümet başkanının yapılacak başka bir şey olmadığı konusundaki kesin sözleri üzerine, anlaşmayı imza yetkisi verilmişti. Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey’in
başkanlığındaki, Hariciye Nezareti Müsteşarı Reşat Hikmet Bey ve Kurmay Yarbay Sadullah Bey’den kurulu heyet ile İngiliz Amirali Calthrope arasında, Montros’ta
Agamemnon zırhlısında, 27 Ekim 1918 günü saat 9.30’da başlayan görüşmeler 30 Ekim 1918’de sona ermiş ve böylece saat 20.30’da anlaşma imzalanmıştı. Anlaşma yalnız İngilizlerle yapılmış ve anlaşma galip devletlere Türkiye üzerinde her türlü hareket serbestisi sağlayacak şekilde hazırlanmıştı. Istanbul ve Boğazlar onların hakimiyetine geçiyor, ve istedikleri zaman istedikleri yeri işgâl yetkisine sahip oluyorlardı.Anlaşmanın elâstiki hükümlerini farkeden Yıldırım Orduları Komutanı,
Mustafa Kemal Paşa , Adana’dan Sadrazam ve Başkumandanlık Erkânıharbiye Reisi Ahmet İzzet Paşa’yı telgraflarla sürekli olarak uyarmaya çalışmıştı. 5. Kasım1918’de gönderdiğı telgrafın son paragrafında “Pek ciddi ve samimi olarak arzederim ki Mütareke şeraiti meyanında su’i telâkkiyat ve tefehhümmati izale edecek tedabir ittihat edilmedikçe orduları terhis edecek ve İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak İngilizlerin ihtirasatının önüne geçmeğe imkân kalmayacaktır.” (Sebahattin Selek; Milli Mücadele; İstanbul 1982. shf 66- 75)


Anlaşma hükümlerini uygulayan başta İngilizler olmak üzere galip devletler Padişaha ve hükümete istediklerini yaptırmaya başladılar. 22 si İngiliz, 12’si Fransız, 17’si
İtalyan ve 4’ü Yunan gemilerinden kurulu Müttefik donanması 7 kasım’da İstanbul’a işgâl kuvvetlerinin öncüsü olarak gelen İngiliz Albayı Muerphi’nin ardından 13
Kasım’da İstanbul’a geldi ve şehrin önemli yerlerini ve Boğaziçini işgâle başladılar. Böylece Türkiye’yi isgâl yarışı başlamış oldu. Mustafa Kemal Pasa’nın 16 Mayıs
1919’da Samsun’a Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak hareketine kadar işgâl edilen yerler şöyledir ;
Fransızlar; Dörtyol (11 Aralık 1918), Mersin (17 Aralık 1918), Pozantı’ya kadar Adana (26 Aralık 1918), Çiftehan (3 Şubat 1919),

Afyonkarahisar istasyonu (16 Nisan 1919).
İngilizler; Batum (24 Aralık 1918), Ayintap (10 Ocak 1919), Cerablus (3 Ocak 1919),
Birecik (27 Şubat 1919) Urfa (24 Mart 1919) Kars (13 Nisan 1919), Samsun (bir müfreze 9 Mart 1919 ve Merzifon’a bir kıt’a)
İtalyanlar; Antalya (28 Mart 1919), Kuşadası (4 Mart 1919), Fethiye, Bodrum , Marmaris (11 mayıs 1919). Konya (2 Nisan 1919 bir tabur), Akşehir (14 Mayıs bir
müfreze)
Yunanlılar; Uzunköprü – Hadımköy demiryolu (9 Ocak 1919)
İngilizler ve Fransızlar müşterek; Turgutlu – Aydın demiryolu (1 Şubat 1919) Karadeniz kıyısı ve Trakya’da Rum çeteler çok etkin bir durumda idi.

 

Ülkede düzen kalmamıştı. Amansız bir İttihatçı düşmanlığı ve avı vardı. Hürriyet ve İtilâf partisi her yerde hâkim durumda idi. Devletin yönetici kadroları partinin etkisi
altında idi ve padişah yanlısıydı. Padişah Vahdettin işgâl kuvvetlerini memnun ederek ülkeyi kurtaracağı kanaatindeydi. Ordunun silahları elinden alınmış bir çok asker
terhis edilmiş ve ordunun asker mevcudu, Mondros anlaşması gereği çok aza indirilmişti.
Mustafa Kemal’in tahmin ettiği gibi, işgâlcilerin talepleri bitmiyordu. 30 Aralık 1918’de Venizelos Paris Barış Konferansı’na verdiği bir muhtıra ile Bandırma’nın 25
km doğusundan Akdeniz’e inecek bir çizginin Batısında kalan bölgenin Yunanistan’ a verilmesini talep etti. Trakya’nın Doğu ve Batısı zaten Yunanistan’ a bırakılmış
olduğundan böylece Büyük Yunanistan gerçekleşmiş olacaktı. Lloyd George (İngiltere), Clamenceau (Fransa), ve Wilson (ABD) 5 Mayıs 1919 daki toplantıda
Yunanistan’ın İzmir’e 2- 3 tümen çıkarmasına ve Türklerin çıkarmadan ancak 12 saat önce haberdar edilmesine karar verdiler. Bu Batı Anadolu’nun Yunanistan’a ilhakını sağlayacak planın ilk adımı idi. Türklere karşı yapılan bu haksızlık Çanakkale kampanyasını kaybeden eski Bahriye Nazırı Churchill’i bile çileden çıkarmıştı; “Hak şimdi yan değiştirmiş bulunmaktadır. Galiplerden kaçan adalet, şimdi karşı tarafa geçmiştir” diyordu. 13 Mayıs’ta Galiplerin karma bir donanması Izmir’de
bulunuyordu. Limana yeni harp gemileri geldi. 13/14 Mayıs gecesi İzmir’e gelen,12000 kişilikYunan çıkarma konvoyunun limana asker indirmesinden sorumlu
İngiliz amirali Calthrope 14 Mayıs 1919’da saat 14.00 de İzmir’in İtilâf devletlerince işgâl edileceği notasını 17. Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya ve vali İzzet Bey’e
verdi.15 Mayıs 1919 saat 02.00 da Midilli ‘den hareket eden Yunan konvoyu 08.40’da Pasaport ve Alsancak’ta çıkartma yapmaya başladı. On binlerce yerli Rum
çıkanları coşkuyla, ellerinde Yunan bayrakları , çiçekler, alkışlar ve Zito ( yaşasın ) Venizelos sesleriyle karşıladılar. İzmir Metropoli Hristostomos, gösterişli bir törenle
gelenleri takdis etti. Böylece, İzmir’in ve Batı Anadolu’nun Aydın, Ödemiş, Nazilli, Akhisar, Manisa, Balıkesir, Bursa ve Eskişehir’e kadar uzanacak Yunan işgali
başlamış oldu.
Bu işgâller olurken ve sonrasında kasaba ve sehirlerdeki bir çok yönetici işgâl kuvvetlerini şehrin dışında Yunan bayrakları ile karşıladılar ve gelenlere hiç bir silah
atılmadı. Halk yorgun, bıkkın, tükenmişdi ve padişaha ve hükümete bağlı yöneticiler ne söylüyorsa ona itaat ediyordu. Fakat sonradan işgale karşı ilk silah sesi Ayvalık’tan duyuldu. Ödemiş ve Alaşehir’de gelişti. Ve yer yer sadece bulundukları bölgeleri düşmandan kurtarmak için bölgesel gerilla hareketleri başladı. Sonra bunlar Kuvvay-i Milliye – Milli Kuvvetler- adını aldı.
Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs’da Samsun’ a geldiğinde yanında yalnız 16 kişi vardı. İngilizlerin Karadeniz Ordusu Başkumandanı General
Milne, Mustafa Kemal’in faaliyetlerinden rahatsız olmuş ve Babıali’yi sıkıştırmaya başlamıştı. İngilizlerin baskısı karşısında Harbiye Nazırı Şevket Turgut 8 Haziran’da
1919’da onu geri çağırdı.