Ağaç ve kadın, Saygı gösterilmesi gereken iki canlı. 

Onlara karşı nazik olunmalı, onları korumalı, kollamalı sevmeli ve özen gösterilmeliyiz.
Maalesef bizim ülkemizde her ikisine de verilen değer azalıyor. 
Ağaçlara saygı duymak kadına saygı duymak aranan şey oldu.
Ağaçları kesmekten bahsedip, yerlerine yenisini dikilmesinin bahsi bile saçma. Böyle bir zihniyet olabilir mi?
Ülkemizin güzelim doğasını yaşamak, tatmak gerekir. Kışı başka güzel, yazı başka güzeldir. İnanılmaz bir bitki örtüsü, yeşilin tüm tonlarının maviyle buluştuğu an kayıtsız bir güzellik. 
Böyle bir ülkede yaşamanın duygusu tarifsiz gelirken, muhteşem doğayı bozup yerine yenisini dikeriz, 1 keser 10 dikeriz demek anlamsız geliyor.
Yıkmadan, kırmadan, zarar vermeden sevmeyi bilmeyen bir toplum olduk gitti.
Kadına duyulan saygının da doğaya duyulan saygının da aynı olduğunu düşünüyorum.
Kadın pırlanta kadar değerli olabilir, lakin onu değerli yapan pırlanta gibi olan yüreğidir, insanlığıdır. Doğa da böyledir.
 İnsan elinin değip, enerji yaratmak adına koskoca bir eko sistemi zehirlemek ne derece doğrudur. 
Olduğu gibi kabul edip, olduğu gibi değerlendirmek yerine, 
Yak…
Yık…
Kır…
Sonrada biz daha verimli hale getirmeye çalışıyoruz de. Kim inanır? 
Çok sevdiğim bir örnek vardır. Kırılan bir vazoyu yapıştır. Eski halini alır mı?
Bazı kırıkların parçaları bile bulunmaz iflah olmaz. Bazı kırıklar az olur. İyi bir yapıştırıcı işi halleder ama eskisi gibi sağlam olmaz.
Hülasa, vereceğimiz zararın etkisini iyi ölçüp biçmeliyiz. Hele de bir toplumu ilgilendiren olaylarda hassasiyet iki katı olmalı. Yaşadığımız bu günlerde maalesef nemelazımcı bir toplum olduk. 
Doğayı seven, insanı da sever. 
Doğaya saygı duyan, insana da saygı duyar.  
Doğamızı yok etmeye çalışıyorlar. Kadınlar olarak daha fazla sahip çıkmalıyız. Yarınlarımız için Ege’de zeytin ağacına sarılan da bir kadın, Artvin’de toprağına sarılan da bir kadın.
Yavrularına sahip çıkan tüm kadınların önünde saygıyla eğiliyorum.
Ulu önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyette kadın öyle değerliydi ki,  birçok Avrupa ülkesinde olmayan seçme seçilme hakkı daha önce verilmişti. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyette özgürsünüz, özgürüz.