Aslında yaşadığımız şey ilk defa karşılaştığımız bir durum değildir. AK Parti pratiğinde şu hareket tarzı hep belirleyici olmuştur; AK Parti hiçbir zaman kendisinin belirlemediği koşullarda seçime gitmemiştir. Yeni dönemde de gitmeyecektir. AK Parti erken seçime gitmek zorundadır ve bu yüzden bir alan temizliğine girişmiştir.

“CHP’li bir ismin sarayda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi tartışması” kişiler üzerinden çözümlenecek bir durum değildir. Olaydan çok olgular ekseninde bir değerlendirme çok daha sağlıklı olacaktır. Bunun kiminle işbirliği içinde yapıldığı zaman içinde ortaya çıkacaktır. Ancak şunu görmek durumundayız, Türkiye’de siyasal alan yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor. Önümüzdeki süreç siyasal aktörlerin değişime, siyasal partilerin cephe değiştirme konusunda kendi içinde ve dışında belli bir tercihe zorlandığı dönem olacaktır. Bütün bu sürecin ağırlık merkezini CHP oluşturmaktadır. CHP bugün Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde önümüzdeki dönemin Cumhurbaşkanı adayı dahil temel süreçlerini belirleyecek ana aktörlerden biridir. Bu dinamik hedef alınmıştır. Kılıçdaroğlu’nun oluşturduğu ve bir arada tutmak için büyük çaba gösterdiği demokratik merkezi, direnci ve tercihi değiştirmek adına yoğun bir saldırının hem fiili hem de siyasi olarak yapıldığına her gün tanıklık etmekteyiz. Mesele CHP ekseninde oluşan direncin dinamiğini ortadan kaldırmaktır. Böyle bir haberin CHP içinden örgütlendiğini ve servis edildiğini söylemek olası olmadığı gibi siyasi akla da uygun değildir. Zira yükselişte olan bir parti ve parti içinde en güçlü dönemini yaşayan sayın Kılıçdaroğlu’nun böyle bir duruma ihtiyacı yoktur. Bunun da ötesinde Kemal Kılıçdaroğlu siyaseten tanıyanlar asla böylesi bir duruma tenezzül etmeyeceğini bilirler.

CHP liderinin FOX TV’de dile getirdiği “Ben şaşırmadım efendim, okuduğumda ‘Doğrudur’ dedim. Erdoğan, CHP’yi dağıtmak için elinden geleni yapıyor. Devletin en kilit noktasındaki isimleri devreye soktuğunu biliyorum. ‘CHP kendi içinde kavgalıdır devleti yönetemez’ diye bir algı yaratmak istiyor ama herkes biliyor; devleti bilen herkes anlar” sözü bu olay özelinde söylenmiş bir söz değildir. Bir genel değerlendirmedir ve AK Parti’nin siyasal pratiğine eleştiridir. Bu tartışmanın hedeflediği CHP içinde önce bir tartışma sonra bir kamplaşma ve ardından da bir kopma ve kırılma yaratmayı hedeflemektedir. Dolayısıyla süreç yeni başlamıştır ve benzer durumlar, olaylar ve tartışmaların devamı gelecektir. CHP’nin buna hazırlıklı olması gerekmektedir.

CHP yerel seçimlerde psikolojik bir eşiği aşmıştır. Kendi iç tartışmalarından kurtulmuş ve iktidar olma imkanı ve inancını yakalamıştır. Bu operasyon CHP’yi eski parantezine geri alma çabasıdır.

Cumhurbaşkanının Sırbistan dönüşü “Adı Millet İttifakı ama milletten nasibini almamış ittifakın zayıflaması, parçalanması çok çok önemli” sözü bu tür bir sürecin aslında ne anlama geldiğini ortaya koymaktadır. Olayın nasıl tartışıldığı, nasıl ele alındığı ve hangi kurumun hedefte olduğuna bakıldığında sürecin kimin işine geldiği açıktır. Böylesi süreçlerde sonuçlar ve o sonuçlardan yarar üretenler üzerinden bir değerlendirme yapılır. Süreç bu yönlü analiz edilmelidir. AK Parti içinde başlayan ayrışma ve giderek bir alternatif olmaktan çıkma süreci, içeride ve dışarı da yaşadığı sıkışmışlık bu süreçle iktidar partisine nefes aldırmıştır. CHP açısından asıl mesele ülkenin gerçek gündemine dönüşü sağlamak ve kendi çözümlerini paylaşmaktır.