Etik ve ahlâki yönetimlerin bugün için bir özlem haline gelmiş, kronik bir beklenti olduğu doğrudur.

Yüzyıllar içinde yaşanan yönetim kademesindeki sorunların faturasının toplumlara çıkması yüzünden hak ve adil olma konusu sürekli gündemde kalmıştır. Aslında görev felsefi alanlara ve düşünce insanlarına aittir. Fikirler üretmek, yeni sentezlere ulaşmak, toplumun ihtiyaçlarını belirlemek, eşite yakın bir paylaşımla hareket etmek ancak bu sayede olacaktır. Bu konuda söylenmiş sözlerin, önerilmiş fikirlerin uygulanmadığı, dikkate alınmadığı ne yazık ki hazin bir sonuçtur. 21. yüzyılın toplumlarında da beklentilerin bu yönde olduğunu fark ediyoruz. Ne yapmalı diye sorarken, yetkilerin kendi alanında uzmanlaşmış kişilere verilmesinin altını çizmek gerekiyor. Artık siyasetin bir meslek gibi algılanmasının önüne geçilmesi, bir gelenin yıllarca yönetim kademesinin başında olmasının sakıncalarının vurgulanması lazımdır. Etik ve ahlâka dünden daha fazla ihtiyacımız olduğu kesindir. Buna rağmen duyarsızlığın sürmesi bir alışkanlıktan ibarettir.