BÜYÜK TOPRAK SAHİPLERİNE DÖNÜK TARIM POLİTİKALARI

1933’de çıkarılan Alman İşsizlik Sigortası Yasası tarım işçılerini kapsam dışı bırakmıştı. Büyük toprak sahipleri böylece tarım işçileri için sigorta primi ödemekten kurtulmuştu. Artık tarım işçileri için iki olanak vardı. Ya kendilerine dayatılan koşullarda çalışmak ya da eğer bir şehre göç etmeleri mümkün
değilse, yoksullluk içinde ölmek. Nazilerin ilk yıllardaki propagandalarında tarımda gençlere büyük fırsatların doğacağı sözü verilmışti.
Nazi öncesi Weimar Cumhuriyeti’nin topraklandırma politikaları yetersiz görüldüğünden, şiddetle eleştirilmiştı. Labor Front’ın lideri Dr.Ley tarım işçılerine ve köylülere Doğu Prusya’da 1,500,000 hektar arazinin dağıtılacağını vaad etmişti. Bunun tam tersi oldu.
Köylülerin elindeki bir milyon hektar arazi Harp Bakanlığı tarafından askeri binalar yapmak, hava alanları inşa etmek ve otobanlar açmak için devletleştirildi. Hitler öncesinde Elbe nehri doğusunda yılda ortalama 2747 aile toprak sahibi yapılırken bu miktar 1936’da 1560’a düşmüştü. 1931’de Doğu Prusya’da 1931’de 2385 birime 26,200 hektar arazi dağıtılmışken 1937’de bu 137 birime 3,100 hektara düşmüştü.

Hitler rejimi Almanya’da mevcut eşit olmayan toprak dağılımı politikasını devam ettirdi. Almanya’da işlenen toprakların yüzde 20.1 si 1000 dönümden fazla toprak sahibi olan çiftçilere aitti. Yüzde 17.7 ise 50 dönümden az toprak sahibi olan küçük ve orta ölçekli çiftçilerindi. Bunlar 7,3 milyonluk bir
nufusu teşkil ediyordu. Yüzde 17.7 nin kapsadığı 3,921,000 çiftliğin tamamı 4,5 milyon hektardı. Almanya’nın ekilebilir arazisinde 2000 dönüm ve yukarısı araziye sahip 9760 büyük çiftlik toplam 4 milyon hektar arazi sahibi idi. Eski asilzade sınıfından bir kaç bin kişi Elbe nehri doğusundaki bereketli toprakların hepsine sahipti.

Toprak sahipleri verimi arttırmak ve işleri modernize etmek gibi bir amaç taşımıyor, aksine devletten daha çok teşvik almak için uğraşıyordu. Hitler hükümeti Osthilfe – Doğuya yardım – adı altında büyük toprak sahiplerine önemli miktarlarda kredi imkanları sağladı. Fakat bu krediler hiç bir zaman geri ödenmedi. Aksine onlara ikinci, üçüncü kez yeni krediler verildi.
I.Dünya Harbi’nden önce , Weimar Cumhuriyeti döneminde ve Hitler iktidarında bu büyük toprak sahibi asılzadeler arasında önemli isimler bulunmaktaydı:

Wilhelm II of Hohenzollern – Eski Kaiser - ; 97,000 hektar, Prens von Hohenlohe – Oehringen ; 48,100 hektar,

Prens von Hohenzollern - Siegmaringen; 46,000 hektar, Prens von Solms – Baruth ; 38,700 hektar,

Ernst von Stolberg – Wernigrode; 36,700 hektar, Ratibor Dükü 31,000 hektar,

Anhalt-Dessau Dükü 29,300 hektar, Kont Thiele – Winkler 28,800 hektar, Kont Schaffgotsch; 27,600 hektar,

Prusya Prensi Leopold 17,100 hektar, Eski Alman kraliyet prensi; 14,300 hektar,

Arenberg – Nordkirchen dükü; 27,800 hektar, Saxony eski kraliyet ailesi; 21,900 hektar.
Hitler’in diktatörlüğü sırasında eski feudal toprak düzeni değişmedi. Bu değişikliği yapmak için gelmiş olan Nazi iktidarı aksine bu yapının daha da sağlamlaşması içi ortam hazırladı. Bunu da gümrük vergilerini arttırmak, tarım işçilerini baskı altına almak, toprak dağıtma projelerini uygulamamak yoluyla orta ve küçük ölçekli çiftçileri zor duruma sokarak yaptı.
 

Bir kaç büyuk toprak sahibi mülklerini kaybetti ise de hükümet yoluyla çok önemli ve getirisi yüksek mevkilere getirildiler .Hitler’in Almanya’nın yeni topraklara ihtiyacı olduğu tezi ve propagandası bu asilzade sınıfı için , göruldüğü gibi, geçerli değildi. Çok büyük topraklara sahip olan bu sınıfın aslında
toprakları işleyecek insanlara ihtiyacı vardı. Diğer yandan işçi sınıfı ve orta sınıf büyük bir sıkıntı içinde idi.
İşçi Servisi Komutanı General Konstantin Hierl Alman Askeri Politikasının Temelleri adlı kitabında Alman halkının tatminsizliği ancak yabancı bir harp yoluyla giderilebilir ve halk ancak bu yolla tatmin edilebilir diyordu. (Behrend 2; 177)