.

Hitler ve onun Ari Irk idolojisi Nasyonal  Sosyalizm ,Birinci Dünya Harbinin kaybedilmesinin ve harp sonrasında hiperenflasyonun  ortaya çıkmasının sorumlusu olarak Yahudileri görüyordu. Onlar ,işçi sınıfını, köylüleri ve orta sınıfı sıkıntıya sokmuşlardı. Nasyonal Sosyalizme göre Yahudiler bankaları ve endüstri kuruluşlarını ellerinde tutuyordu. Yine Yahudiler büyük mağazalar zincirlerinin sahibi olarak küçük ve orta sınıf esnafın öldürücü rakipleri idi. NSDAP’nın ünlü programının bir yerinde “ Milletler , büyük Yahudi sermayesinin elinde bir köledir”  ve “Fakat , milletler için bu en büyük vebanın mahiyetini açığa vurmak , Nasyonal Sosyalizm sayesinde  kabil olmuştur”(Behrend 19)diye yazıyordu.
Almanya, Yahudilerden , vücutca engellilerden, homoseksuellerden , komünistlerden, Jehovas’ Witness isimli Hıristiyan tarikatı mensuplarından, aşağı tabaka olan Polonyalılardan   ve Çingenelerden temizlenmiş  olursa ancak , Alman ari ırkı yaratılabilirdi.  Ve Alman nüfüsü için gerekli yeni topraklar Doğu’dan kazanılarak , Third Reich , Alman Cumhuriyeti   bin yıl daha  yaşayabilirdi.  Bunların  hepsinin Hitler’in hayat süresi içinde gerçekleşmesi gerekliydi.
Hitler’in iktidara geldıği 30 Ocak  1933’de  Alman Yahudi nüfusu 131.800 idi. 20 Ocak 1942’de yapılan “Wansee Protokolu”nda bu miktar esas alınmıştır. O tarihe kadar 360.000 Alman Yahudisi ülkeyi terketmek zorunda kalmıştı. 1933’den önce, Almanya’nın toplam Yahudi nüfusu yarım milyon kadardı ve toplam Alman  nüfusunun yüzde birinden daha azdı .Yahudi düşmanlığı , anti semitizm, Hitler’in iktidara gelmesinden çok önce Almanya’da başlamıştı. (Tatlıoğlu, 190 – 194)
Alman toplumunda eskiden beri varolan anti semitizme rağmen Yahudiler toplumda normal bir hayat sürmekte idiler. Naziler 1933’de,  iktidara gelir gelmez bir yıldırım hızıyla Yahudiler kahverengi gömlekli SA’nın elemanlarının hücümuna uğradılar. Daha 1932 sonbaharından itibaren Yahudi dükkanları, sinagoglar ve iş yerleri bombalanmaya başladı.Yahudi mezarlikları tahrip edildi. Hitler’in Şansölye olmasından hemen sonra sinagoglardaki kutsal eşyalar yağmalandı. Yahudi dükkanlarının camları kırıldı.Yahudiler gelişgüzel hakarete uğradı. 5 Mart 1933 seçimlerinden sonra ise kahverengi gömlekli çeteler Berlin’de lüks Kurfürstendam caddesinde Yahudi avına çıktılar, yakaladıklarını dövdüler. Ülkenin bir çok şehrinde bu tahribat devam etti. Breslau’da Yahudi yargıç ve avukatlar mahkeme binasında tecavüze uğradı. Üç günlük mahkeme tatilinden sonra Mahkeme Başkanı 364 Yahudi avukattan ancak 17’sine çalışma izni verdi. Halka “ Yahudi olan hiç bir şeyi satınalmayın”, “ Yahudi doktorlara ve avukatlara gitmeyın”, “Yahudiler bizi yurt dışında lekeliyor” şeklinde propaganda yapılmaya başlandı. Hıristiyan iş yerleri bu türlü levhaları dükkanlarının  vitrinlerine asarak Yahudi olmadıklarını kanıtlamaya çalıştı.
Yahudiler tam bir Alman vatandaşı kabul edilemeyecekleri gerekçesi ile normal vatandaşlık haklarından yararlanmamaları, Nazi politikalarının bir yenisi olarak yürürlüğe girdi. 7 Nisan 1933’de çıkan Devlet Hizmetlilerinin Restorasyonu yasasına Yahudiler , komünistler ve siyasi olarak güvenilemeyecek kişilerin devlet hizmetinden tasfiyesi için bir ekleme yapıldi. Ve 11 Nisan’daki yasa ile “Aryan olmayan devlet hizmetlileri” tanımlandı. Böylece Adalet Bakanlığındaki Yahudi avukat ve yargıçların ve üniversitelerdeki Yahudi profesör ve görevlilerin işlerine son verildi.
                                                                              

Milyonlarca küçük esnaf gamalı haç bayrakları ile sokak sokak “Seig Heil”, “Heil Hitler” sloganlarıyla Yahudi müesseselerinin önünde boykot nümayişleri yaptılar . Onların çoluk çocuğu da evde ve sokakta rastladıkları Yahudileri dövdüler. Faiz köleliğinden kurtulurak ve vaadedilen büyük mağazaları ele geçirerek şirket karlarına  ortak olmayı bekleyen , böylece ekonomik durumlarının daha iyi olacağını ümit eden orta sınıf , büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Onlara hiç bir şey bırakılmamıştı. Yüzbinlerce küçük esnaf ve atölye sahibi, tam aksine işyerini kaybetmiş ve gündelikçi işçi olmuşlardı . Bunun böyle olacağı, faşizmle savaşanlar tarafından 1933’den önce söylendiğinde inanmak isteyen çok az kişi vardı. Fakat olayların hızlı akışı korkunç gerçeği daha fazla gizleyemezdi.