İngiltere, 1973 yılında üyesi olduğu AB'den, Orta Avrupa saati ile gece yarısı ayrıldı. AB’ye üye ülke sayısı 27’ye düştü.

Birleşik Krallık, 1973 yılında üye olduğu AB’den ayrıldı. İngiltere’nin, Orta Avrupa saati ile gece yarısı üyelikten ayrılmasıyla AB’ye üye ülke sayısı 27’ye düştü.

İngiltere’nin 1961 yılında başvuru yaptığı, 1973’e gelindiğinde üye olduğu vetolu, tartışmalı ve bol hesaplı Avrupa Birliği üyelik süreci 31 Ocak 2020 tarihinde sona erdi.

Avrupa Birliği’nde Brexit töreni

AB, İngiltere’nin üyelikten ayrılması nedeniyle Belçika’nın Başkenti Brüksel’de bir tören düzenledi. Törene AB Konseyi Başkanı Charles Michel, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli ve çok sayıda gazeteci katıldı.

Törene ev sahipliği yapan Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli, “Bugün Avrupa Birliği için tarihi bir gündür. İngiltere, artık AB üyeliğinden çıkıyor. Her ne kadar üzüntü yaşasak da geleceğe dair iyimserim” dedi.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel ise İngiltere’nin AB üyeliğinden çıkmasının farklı duygulara neden olduğunu kaydetti. Michel, AB vatandaşlarının haklarının her daim korunması için çalıştıklarını, Brexit sürecinden sonra da AB vatandaşlarının mağdur olmaması için hassas olmaya devam edeceklerini vurguladı.

“Bugün 28, yarın 27 üyeli bir birlik olacağız”

Törende konuşan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Ben iyimser değilim, eminim. Geleceğimiz için kendimizden emin olmalıyız. Bugün 28, yarın 27 üyeli bir birlik olacağız. 440 milyon insanın birliği olarak üzerimize düşeni en iyi şekilde yapmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

“Avrupa Birliği olarak kendinden emin bir şekilde hep birlikte geleceğimizi paylaşacağız” diyen Leyen, “İklim değişikliği, dijital devrim gibi birçok konumuz var. Bu konularda atılması gereken adımlarla yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

AB Komisyonu yol haritasını açıklayacak

AB Komisyonu Başkanı Leyen, “Pazartesi tarihimizde yeni bir dönem başlıyor. AB Komisyonu olarak İngiltere ile aramızdaki sürecin ne şekilde devam edeceğine dair çalışmalarımızı açıklayacağız. İngiltere ile mümkün olan en iyi ortaklık ilişkisini kurmak istiyoruz. Ancak artık bir fark olacağı kesin. Zira Avrupa Birliği’nin parçası olmak önemlidir.” dedi.

Brexit Anlaşması en erken 31 Aralık 2020 tarihine kadar bir geçiş süreci öngörüyor. Bu süreçte İngiltere Tek Pazar ve Gümrük Birliği’nin üyesi olarak kalacak. Sürecin devamında, İngiltere’ye ortak pazara erişim imkanı sağlayacak bir tür Gümrük Birliği anlaşması imzalanması bekleniyor.

3 Şubat Pazartesi günü Komisyon, İngiltere ile yeni dönemdeki ilişkilere ilişkin müzakerelere yönelik taslak müzakere yönergesini kabul ederek Konsey’e sunacak. Avrupa Komisyonu Başmüzakerecisi  Michel Barnier de Pazartesi günü bir basın toplantısı düzenleyecek.

İngilizler Brexit’i kutlamak için sokağa çıktı

İngiltere’nin yaklaşık 4 yıldır süren Avrupa Birliği çıkış serüveni sona ererken, İngiliz halkı kutlama yapmak üzere sabah saatlerinden itibaren Parlamento binası önünde toplanmaya başladı.

Kutlamalara katılan İngilizler tutumlarının Avrupa Birliği’ndeki insanlara değil, tamamen Avrupa Birliği’ne olduğunu vurgularken, ”Özgürlük. Tek kelimeyle özgürlük. İtalyan, Alman veya Fransızlara karşı bir tutum değil bugün olan. Sadece Avrupa Birliği’ne karşı bir tutum ve karşı duruştur” görüşlerini dile getirdiler.

Dışişleri Bakanlığı’ndan ‘Brexit’ açıklaması

Dışişleri Bakanlığı da, Birleşik Krallık’ın AB üyeliğinden resmen ayrılmasıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Birleşik Krallık (BK), 31 Ocak 2020 tarihi itibariyle Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden resmen ayrılmakta, böylelikle Haziran 2016’da düzenlenen referandum ile başlayan süreç tamamlanmaktadır. BK’nın AB’den ayrılmakla birlikte, Avrupa’nın en önemli ve değerli bileşenlerinden biri olmayı sürdüreceği açıktır. Türkiye, AB içerisinde üyelik sürecimize destek veren, ülkemizin bölgesel ve küresel konumu ile oynayabileceği rolün AB için sağlayacağı katma değerin farkında olan BK’nın ilkesel tutumunu her zaman takdirle karşılamıştır.

“Ortak siyasi irade mevcut”

BK’nın AB üyeliğinden ayrılmasının ardından Türkiye-BK ilişkilerinin her alanda daha da geliştirilmesi yönündeki ortak siyasi iradenin mevcudiyeti memnuniyet vericidir. Türkiye ile BK arasındaki ilişkilerin yeni dönemde, her iki tarafın çıkarlarının yanı sıra, bölgesel ve küresel istikrarın geliştirilmesi açısından da önemli fırsatlar oluşturacağını düşünüyoruz.

AB ile BK arasında aksine bir düzenleme yapılmadıkça, 31 Aralık 2020 tarihine kadar sürecek geçiş dönemi boyunca BK ile ilişkilerimiz çıkış sürecinden etkilenmeden devam edecek, Birleşik Krallık AB hukukuna tabi olmayı sürdürecektir. Bu dönem süresince, ilişkilerimizin ayrılma sürecinden etkilenecek tüm alanlarında BK makamları ile birlikte gerekli çalışmalar hızla yapılacaktır.”

 

İngiltere’nin AB serüveni!

Fransa ve Almanya 2. Dünya Savaşı’nın yıkımından çıkmalarının ardından, yeniden savaşmamak için kömür ve çelik idaresi için 1951’de anlaştı. Belçika, İtalya, Hollanda ve Lüksemburg’un da imzalarını koyduğu Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) bugünkü Avrupa Birliği’nin ilk tuğla taşı oldu. Daha sonra, 1957 yılında aynı ülkeler iş birliğini geliştirmek amacıyla Roma Anlaşması’nı imzalayarak Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kurdu. Bu altı ülkenin daveti İngiltere’nin reddetmesiyle ilk kez geri çevrildi. İngiltere, kendini savaşın galibi ve Avrupa ülkelerinin hamisi olarak görüyor ve Avrupalılar yerine ABD’lilerle yakın ilişkiler kurmayı tercih ediyordu.

Alternatif Ortak Pazar girişimi

İngiltere 1960’ların başında kendi ekonomik ilişkilerinin zayıflamasıyla, AET davetini geri çevirmiş ancak alternatif ihtiyacının da farkına varmıştı. Çünkü AET’yi imzalarsa kendi “Commonwealth” iş birliği ülkeleriyle yaptığı ticarete vergi gelecekti. Bu derdine çare olması niyetiyle kendi ortak pazarını ortaya koydu. AET’ye girmek istemeyen diğer Avrupa ülkelerine bir ortak Pazar önerdi. Ortak politika olmaksızın malların serbest dolaştığı bir ticari alan kurma amacıyla İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka, Avusturya ve Portekiz’in imzaladığı Stockholm Anlaşması’nı imzalatmayı başardı. Ancak beklenen olmazken, sonuçlar İngiltere’yi ister istemez AET’ye zorlamaya başlamıştı.

İlk veto: “İngiltere, ABD’nin Truva atı olmaz”

İngiltere Parlamentosu 1961 Ağustos’unda bir yasa geçirerek, Muhafazakar Başbakan Harold Macmillan’ın önerisiyle ilk kez AET’ye giriş başvurusu yaptı. Ancak bu kez direnç Fransa’dan gelecekti. Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle İngiltere’nin Roma Anlaşması’na dahil olmasına veto koydu. İngiltere’yi ABD’nin “Truva atı” olarak niteleyen Fransa Cumhurbaşkanı, İngiliz ekonomisinin de AET’ye uygun olmadığını gerekçe gösterdi. Diğer beş üyenin gönlü olsa da veto İngiltere’yi engellemeye yetmişti. İlk üyelik denemesi başarısız olmuştu.

Onlar varsa biz yokuz!

İngiltere, 1967 yılında yeniden AET üyeliği için yeni bir başvuru yaptı. AET bölgesinde işler yolunda gidiyordu ancak İngiltere parası devalüasyona uğramıştı. Beş üye başvuruya onay verirken, De Gaulle yine aynı tepkiyle, “Hayır diyorsak hayır” diyerek engel olmuştu.

De Gaulle gider, İngiltere gelir!

Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle, 1969 yılında istifa etmiş yerine George Pompidou gelmişti. AB süreci görüşmeleri 1970 başından itibaren yeniden başlarken, 1973’e gelindiğinde tüm hazırlıklar tamamlanmış ve İngiltere AET’ye üye yapılmıştı. Yanında Danimarka ve İrlanda da AET üyesi olmuşlardı.

 

Tartışmalı tarih, anlaşmalı ayrılıkla son buldu

İlerleyen yıllarda Birliğin kimliği değiştikçe, İngiltere’nin ses tonu da değişti. Ortak politikalar ve ortak Avrupa ordusu söylemleri yanında, beklenen ekonomik getirilerin sağlanamaması İngiltere’yi girdiği birlikten çıkma hesapları yapmaya zorladı.

2016 yılında yükselen “AB’den çıkalım” talepleri, yapılan referandumla Brexit’e dönüştü. Sancılı bir sürecin ardından 31 Ocak 2020 itibariyle vetolu, tartışmalı ve bol hesaplı AB süreci İngiltere için sona erdi.