“İnsanlar mantıkla ikna edilir, fakat duygularıyla harekete geçer. Bir lider onları hem ikna etmeli hem de harekete geçirmelidir.”

İnsanları hem ikna etmek hem de harekete geçirmek için gerekli olan unsur ise liderin karizması değil liderin yaşayarak örnek olduğu misyondur.

İçinde bulunulan konum ne kadar iyi olursa olsun, bununla yetinmemek ve daha iyiye ulaşmak için gayret göstermek, lider olmanın çok önemli ve içgüdüsel bir özelliğidir.

Liderlik bünyesinde üç unsuru taşımaktadır:

1. Liderlik tek başına bir kişiyi değil, bir süreci ifade eder, ister biçimsel lider isterse biçimsel olmayan lider olsun (yasal güce, otoriteye sahip olabilir, olmayabilir).

2. Liderlik çok yönlü bir etkileme yani grubun diğer üyelerinin açıkça ya da üstü kapalı olarak liderin etkisini kabul etmesi sürecidir. Liderin gücü gruptan kaynaklanır.

3. Liderden grubunu arzuladığı amaçlara doğru harekete geçirmesi, grubu amacına ulaştırması beklenir.

Arkadan önderlik edin...
Bırakın diğerleri önde olduklarını sansınlar.


                                                        Nelson Mandela

 

Çalışma hayatında bireyin fark edilmesi ile başlayan süreçte, geçmişe ait yönetim anlayışları yerini bireyin varlığını kabul eden anlayışlara terk etmeye başlamıştır. Bireyin; düşünebilme, karşılaştırabilme, neden – sonuç ilişkisini arayabilme, yaratıcı olabilme, karar süreçlerine katkıda bulunabilme arzusu ön plana çıkmıştır.

 

Geçmişin sadece kendine söylenenleri yerine getirmekle yükümlü yönetileni, artık karar süreçleri içerisinde yer alan bir birey haline gelmiştir. Bu değişimde önemli bir etkende bireyin kendisini mesleki, sosyal ve kültürel alanlarda geliştirmesidir.

 

Çalışanların eğitim düzeylerinin yükselmesi ve kültürel yapılarının değişimi sonucu “atanmış lider” yerini “seçilmiş lider” e bırakmak zorunda kalmıştır.

 

Çünkü çalışanlar açısından atanmış liderin geçmişin yöneteninden bir farkı yoktur. Sadece isim değişikliğinden ibaret kalan bu değişim çalışanları memnun etmemektedir. Lider, çalışanlar tarafından seçilmelidir. Seçilecek liderin niteliklerini onu seçecek bireyler topluluğunun nitelikleri belirlemektedir. O topluluğu oluşturan bireylerin eğitim düzeyi, kültürel ve sosyal yapısı liderin niteliklerine yansımaktadır.

 

Bireyin arzu ettiği, kendi adına düşünen ve karar veren bir lider değil, kendisinin de düşünmesine, araştırmasına, sorgulamasına ve yaratıcılığını ortaya koymasına olanak sağlayan, kendi varlığını hissetmesini olanaklı kılan bir lider olmaktadır.

 

Lideri yöneticiden ayıran en temel öğe, liderin topluluğu oluşturan bireylerin kendi varlıklarını hissedebilmelerini sağlayabilmesidir.

 

İçimizdeki Lider

 

Yaşamın her kesitinde bir lidere gereksinim duyduğumuz bir gerçektir. Gereksinim duyduğumuz liderde aradığımız nitelikler içinde bulunduğumuz koşulların ağırlığı ile paralel olarak yoğunlaşmakta, hatta gereksinim duyduğumuz liderden öte bir kurtarıcıya dönüşmektedir.

 

Liderlik niteliklerinin gelişmesinde liderin kendisi kadar, liderlik etmekte olduğu topluluğun sosyal ve kültürel özellikleri de etken olmaktadır. Koşulsuz teslimiyeti seçmiş bir topluluğa liderlik etmek ile sorgulayan ve neden – sonuç ilişkisini arayan bir topluluğa liderlik etmek arasında ürkütücü bir fark vardır.

 

Lider, var olanlar arasından beğenilip seçilen biri olmaktan öte, nitelikleri ile kendini topluluğu oluşturan bireylere kabul ettiren biridir. Topluluğu oluşturan bireylerin lider tanımlarındaki farklılıkların kesiştiği noktada olabilme başarısını gösteren biri lider olmaya adaydır. Farklılıklar arasından birleştirici olarak çıkabilmek liderlik niteliklerinin temelini oluşturur.

 

Öte yandan topluluğu oluşturan bireylerin her biri içinde daima bir lider saklamaktadır. Bireyler “İçindeki lider” i gün yüzüne çıkartmaktan genellikle çekinir ve onu birilerinin bulup çıkartmasını arzu eder. Bu mümkün olmadığında da kırılır. Başkalarına lider olma çabasında iken kendine lider olmayı başaramaz.

 

Öncelikle kendimize liderlik etmeyi öğrenmemiz, daha sonra bir topluluğa liderliğe yönelmemiz en doğru hareket olacaktır.

 

Öte yandan kendi kendinin lideri olmayı başaranlar başkalarının liderliğine ihtiyaç duymayacaklardır. Kendinin lideri olmak öncelikle kendini tanımaktan geçmektedir. Kendini tanıma başarısını gösterenler için başarı kaçınılmazdır. Kendini tanımada ön koşul ise tarafsız olmaktır. Liderin tarafsızlığı ilkesini kendine uygulamayan bir bireyin kendi kendinin lideri olabilmesi mümkün değildir. İlkeli ve tarafsız olmak koşulu ile girişilen çabadan kendi kendinin lideri olarak çıkmak içten bile değildir.

 

İçimizdeki lideri dışarı çıkarabilmenin temel koşulu bunu istememiz ve uygun koşulları yaratmamızdır. Kendini anlayabilen ve ifade edebilen herkes, yaratıcılığını rahatlıkla ortaya çıkarabilir. Lider olmanın bir gereği olan karşı tarafın duygu ve düşüncelerini anlayabilme yeteneğini, kendimiz içinde uygulamalıyız ve önce kendimizi anlamayı öğrenmeliyiz. Kendi duygu ve düşüncelerini anlayıp ifade etmeyi başardığımız an, içimizdeki lideri dışarı çıkarmayı başarmış olabiliriz.

 

Günümüz dünyasında hiç kimse, içinde bulunduğu toplumun sorunları ile uğraşmadan, acılarını yaşamadan ve bu sorunların nedenlerini anlamadan liderliğe yükselemez.

 

Winston Churchill