“Saraya giden CHP’li” tartışması, CHP’li belediye başkanlarına yönelik FETÖ suçlaması ve son olarak Mansur Yavaş’a yönelik başlatılan iftira kampanyasının tek hedefi vardır; CHP’yi mümkün olduğunca kuşatmak, kriminalize etmek ve CHP’nin en zayıf anında seçime gitmektir. AK Parti daha önce kendi büyükşehir belediye başkanlarını görevden aldığında şu iddiayı dile getirmiştik.

“Bu bir erken seçim çalışmasıdır. AK Parti kendi belirlediği koşullarda seçime gidecektir o nedenle muhalefet bir an önce erken seçime gitme kararlılığını ortaya koymalıdır.” Bu gün de yapılan tam anlamıyla bir seçim çalışması için alan temizliğidir.

Bir taraftan sosyo-ekonomik alanda artan dengesizlik ve yönetilemeyen yoksulluk ve işsizlik, diğer yandan diplomatik alanda yaşanan büyük sıkışma, ABD yaptırımları ve siyasi alandaki arayışlarla AK Parti’den başlayan çözülme süreçleri kesişmektedir. Nihayetinde bu koşullarda AK Parti gireceği hiçbir seçimden başarı elde edemeyeceğini görmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir daha seçilme olasılığı her geçen gün düşmektedir. Bu çerçevede AK Parti’nin stratejisi rakip aktörleri ve partileri tasfiye etmeyi, terör parantezine almayı, çalıştırmamayı kısacası çok yönlü bir saldırıyı odağına almış görünmektedir. AK Parti ikili bir propaganda tekniğini devreye sokmaktadır. Bir taraftan uluslararası alanda büyük işler başaran bir parti ve lider imajı oluştururken diğer yandan içerde kendi partisini veya şehrini idare edemeyen lider, parti ve belediye başkanı imajı inşa etmektedir.

Diğer bir durum ise şudur, AK Parti’nin genel iktidara ulaşmasına en önemli katkıyı yerel yönetim alanındaki performansı neden olmuştur. Ancak bu performansın giderek rant odaklı bir noktaya kayması, kent yoksulluğu, çevresel yıkım, betonlaştırma ve kentsel kimliğin yıkımı Cumhuriyet Halk Partisi’nin kent yönetimlerini kazanmasına sebebiyet vermiştir. 31 Mart yerel seçimlerinden günümüze özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin kazandığı büyükşehirlerde ortaya konulan performans, toplumsal alanda ürettiği karşılık ve AK Partili eski yöneticilerin kent rantını nasıl değerlendirdiğine yani halka ve kent hizmetine değil eş-dost-akraba-parti bağlantılı dağıtımı derin bir sorgulama, karşılaştırma ve nihayetinde mevcut yeni başkanların kamucu, halkçı niteliklerine dönük bir sahiplenmeye neden olmuştur.

İktidarın devletin imkanlarını kullanarak bütün medyayı şekillendirmesine karşılık, geniş toplum kesimlerinin bu medya düzenine güven duymaması ve giderek internet ve sosyal medya kullanımına yönelişi yapılan algı operasyonlarını boşa çıkarmaktadır. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik hiçbir suçlamada Mansur Yavaş’ın doğrudan ya da dolaylı bir talebin söz konusu olmadığını da özellikle belirtmek gerekir. Bu suçlamaların nedeni, bir taraftan sayın Mansur Yavaş’ın ortaya koyduğu başarılı performans diğer yandan AK Parti dönemindeki rant düzenine yönelik açık tavrıdır.

AK Parti döneminde oluşan kentsel rant düzeni CHP’li belediyeler tarafından ortadan kaldırılmaktadır. Bu durumun AK Parti açısından birçok olumsuz sonucu bulunmaktadır. Çünkü AK Parti kent rantlarıyla bir taraftan kendi zenginini, kendi medya düzenini yarattı. Bu rantlarla tarikat ve cemaatleri fonladı ve kendisini destekleyen bir sosyoloji inşa etti. Bu rantlarla her alanda kendisini destekleyen kurum ve kişilerle bir hegemonya kurdu. Şimdi bu düzen yıkılıyor. Bu düzenin yıkılışı AK Parti açısından aynı zamanda siyasal çözülmeyi, hegemonyanın dağılışını beraberinde getirmektedir. Bu süreci engellemek, biraz daha nefes almak, siyasal ömrünü biraz daha uzatmak için belediye başkanlarının rant düzenine dokunmasına mani olmak, fonlamayı biraz daha uzatmak adına her belediye başkanıyla tek tek uğraşmakta ve hedef almaktadır. AK Parti bilmektedir ki ona hayat veren en büyük kaynak kent rantıydı ve şimdi bu ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle belediye başkanlarıyla uğraşmaya devam edecektir. Cumhuriyet Halk Partisi’yle uğraşmaya devam edecektir. zorunlu olarak erken seçime gidecek ve bunun için alan temizliği yapmak durumundadır. Uygun ortam ve koşulları yaratıp, gerekli kamuoyu desteğini ve meşruiyetini sağladığını düşündüğü anda HDP’li belediyelerde olduğu gibi CHP’li belediyelere de kayyum atamayı istemektedir. Fakat sorun şu ki sorunlar çok ciddi bir hal almakta, yurttaşların sabrı bitmekte ve AK Parti için zaman aleyhe işlemektedir. Bu olayda da Mansur Yavaş haklı olduğu için çok daha güçlü çıkacaktır. Dolayısıyla yapılan operasyon karşılıksız kalmaya mahkumdur…