.

Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere ülkemizde kelime olarak bilinen ancak uygulamada pek az rastlanan KONKORDATO uygulaması son bir yıldır neden sıkça karşımıza çıkıyor? Öncelikle yasada yazıldığı şekli ile konkordato nedir ona bakalım.

“Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.” Yasa metninden de anladığımız üzere borçlu (şahıs veya şirket) mahkemeye müracaat ederek borçları için vade veya indirim ya da her ikisini de talep edebiliyor.

Peki bu kişi ya da şirketler, yıllardır İcra İflas yasasında duran ama çok nadir kullanılan konkordato maddesine son bir yılda NEDEN cankurtaran simidi gibi sarıldılar? Kimse keyif olsun ya da şimdi bu moda diye böyle bir talepte bulunmaz, sonuçlarında uzun yıllar bankalardan kredi kullanamayacaklarını iyi kötü bilirler. 2018 yılının Ağustos ayını hatırlayalım; Dolar 4,90’lar seviyesinde sakin sakin seyrederken birden 13 Ağustos günü 6,90 lar açıktı, yani %41 değerlendi ya da tersi TL değer kaybetti. TL değer kaybı son bir yılda sert iniş ve çıkışlarla günümüze ortalama %15 değer kaybı ile geldi…%15 küçük bir değer kaybı mı? Gelişmiş ülkelerde yıllık enflasyon %1-2,faizler çoğunda negatif bir kısmında da %1-%1,5 civarında, varın siz karar verin! Döviz kurları yükselince enflasyon ve faizler de buna bağlı olarak arttı... Yıllık %16-18 civarı olan kredi faizleri bir gecede %25-30 bandına geldi. İşte sıkıntılar bu noktadan itibaren başladı… İş dünyası önce önemsemedi, dalgalanır kısa süre sonra tekrar “normale” döner dedi ama ne hikmetse öyle olmadı. Ürettikleri mal ve hizmetlere bu artışı hemen yansıtmadılar, karlarından fedakarlık etmeye başladılar ama yürümedi. Yürümez çünkü kapitalizm kar üzerine kurulu bir sistemdir. Bir süre sonra Bankalar kapıları kapadı, sana kredi veremem çünkü kar etmiyorsun geri ödeyemezsin de diyemedi kibarca “kredi notunuz yetersiz” dediler.Yatırımlar durdu,çünkü Türk iş dünyası borca dayalı büyümeye alıştırıldığı için kaynak bulamadı.Öz kaynaklarınla yatırım yap dediler, öz kaynak mı o da ne? Yok ki… İş dünyası gırtlağına kadar borçlanmıştı,bankaların kredi musluğu açık olduğu sürece borcu borçla ödeyerek mutlu mesut gidiyorlardı,ama deniz bitti kara göründü….

Artık iş dünyası bankalara çalışıyordu, kazançları faiz giderlerini bile karşılayamaz hale gelmişti… Böyle sürdürme ihtimalleri yoktu, bir adım sonrası kaçınılmaz İFLAS’tı… İşte bu noktada konkordato imdada yetişti.Bu iyi niyetli iş insanları için son şans,kötü niyetle konkordato ilan edenler yazımın konusu değiller.Önce 3 aylık geçici konkordato süresi başlıyor,konkordato komiserleri (mali müşavir/bağımsız denetçi ve hukukçu) 3 ayın sonunda gerek görürse 2 ay ek süre talep edebiliyor.Arkasından firma bu işi halleder “yüzdürülebilir” kanaati oluşursa 1 yıllık kesin süre verilir,bu süre içerisinde alacaklılarla pazarlık süreci ve gerek duyulursa 6 ay daha ek süre…Yani azami 23 aylık bir yolculuk.Bu 23 ay doğru yönetildiğinde geminin tekrar yüzebilmesi için önemli bir fırsat..İşler beklendiği gibi gitmezse maalesef iflas!

Şimdi şöyle dediğinizi duyar gibiyim,keşke ülkemize sıcak para yağarken hepsini betona harcamasaydık da sanayileşmeye harcasaydık….

Kalın sağlıcakla..

 

UĞUR FİSKECİ

MALİ MÜŞAVİR/BAĞIMSIZ DENETÇİ