.

Geçen hafta da bahsettiğimiz gibi çiçekler hem duygu ve düşünceyi estetik bir şekilde ifade etmenin hem de  toplumda ortak bir kültür oluşumunun en etkili yoludur. Bu bağlamda  şiirimize  ve hikayelerimize konu olan  çiçeklerden bir diğeri de sümbüldür. 

Sümbül güzel görünüşlü, zarif ve narin bir çiçek olması nedeniyle öncelikle çok değerli bir süs bitkisidir. Seralarda ve saksılarda yetiştirildiği gibi  park ve  bahçe süslemelerinde de kullanılır.  Bununla birlikte halk hekimliğinde ilaç olarak yaygın bir kullanıma sahiptir. Sümbül soğanları yumuşatıcı ve çıban açıcıdır.  Tohumlarının mideyi güçlendirici ve iştah açıcı etkisi olduğu söylenilir.

 Mitoloji önce sözlü edebiyatımızın sonra da yazılı edebiyatımızın kaynağını oluşturur. Bu bağlamda sümbül; Bozdağ’la ilgili mitolojik bir anlatıda şöyle geçer: Derler ki; Tmolos bir dağ tanrısıdır. Bir gün pusatlarını kuşanır, oklarını sadaklar, yayını omzuna alır ve Bozdağ’da ava çıkar. Yağmur yağmış ve mor sümbüller açmış, sümbüllerin kokusu yel estikçe yayılmıştır. Tam bu sırada Tmolos bir peri kızıyla karşılaşır ve ona ȃşık olur. Kızın adı Arripe’dir ve bereket tanrıçası Artemis’in yakınıdır. Bu yüzden öyle her önüne gelen ona tutulamaz. Artemis, Tmolos’un Arripe’ye ȃşık olduğunu  öğrenince çok kızar. Tmolas’a haddini bildirmek için üzerine bir boğa salar. Tmolos o boğanın boynuzlarında can verir.  Tmolos’ın mezarı Bozdağ’ın bağrındadır. İlk yağmurlarla birlikte Bozdağ’ın doruklarında mor sümbüller açar. Bu mor sümbüllerin şavkı her yerden göz göz görünür. 

Mor sümbül, ȃşık edebiyatımızın tanınmış ismi Karacaoğlan’ın doğa üzerine kurulu mısralarında yağmur yağdıkça biten, yel estikçe kokuları yayılan bir dağ çiçeğidir:

Yağmur yağar mor sümbüller bitirir
Yel estikçe kokuların yetirir
Sarıçiçek sarvan kurmuş oturur
Karışmış güllere çimenin dağlar

Sümbül Âşık Veysel’in dizelerinde ise uzun boylu düzgün yapraklıdır. Arzusu sevgilinin gerdanına dizilmektir:

Sümbül der ki boyum uzun
Yapraklarım düzüm düzüm
Beni ak gerdana dizin
Benden âlâ çiçek var mı?

Sümbülün en belirgin bitkisel özelliği güzel kokulu oluşudur. Cezb edici kokusu nedeniyle klasik şiirimizde sevgilinin saçları sümbüle benzetilir. Çoğu zaman sümbül ve gül birlikte anılır. Bunun sebebi sümbül saçların gül yanaklar üzerine dökülmesidir. 

Lebleri mül saçları sümbül yanağı berg-i gül
Bir semen-ber serv-i hoş-reftȃr dirsen işte sen (Bâkî)
(Dudakları şarap, saçları sümbül, yanağı gül yaprağı,  yasemin göğüslü, hoş yürüyüşlü servi dersen, işte o sensin.)

En asil  ve en yüce sevgilerden birisi de vatan sevgisidir. Dolayısıyla  vatan sevgisini sümbül kokusu çerçevesinde anlatan etkileyici bir hikaye  Ahmet Hikmet Müftüoğlu’na aittir. Bu hikayede Müftüoğlu, Budepaşte’de eğitim gören bir Türk gencinin Çanakkale Savaşı’nın patlak vermesi sonucu tahsilini yarım bırakarak cepheye gidişini  anlatır.  Hikayenin kahramanı Hüseyin Arif gazetede Çanakkale’ye dair haberleri okudukça ülkesi için endişelenir ve büyük bir üzüntüye kapılır. Çünkü İstanbul, Berlin ve Londra’dan gelen telgraflara yer veren gazeteler, İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin ilerlediğini yazmaktadır. Okuduğu her satırla yüreği yanan Hüseyin Arif, vatanını düşünür. Fakat elinden hiçbir şey gelmez. Bu sırada  bir saksı sümbül çiçeğinin kokusu ona vatanını hatırlatır.  İşte bu “bahariye kokusu” bir bitişin değil aksine bir başlangıcın, bir umudun  izleğidir. Kışın sonu bahardır ve umut her daim vardır.

Vatana olan hasretin mor sümbüller çevresinde ifade edildiği  bir başka şiir Rıza Tevfik Bölükbaşı’na ait olan “ Uçun kuşlar uçun!.. Doğduğum yere / Şimdi dağlarında mor sümbül vardır” şiiridir.  
Ben bu şiiri   Ahmet Kaya’nın yorumundan dinlemeyi pek bir severim. 
Ya siz?