Prof. Dr. Tomris Bakır ile 1988 yılında tanıştım. O dönemlerde Bandırma’da, Nihat Özbek’in sahipliğinde yayınlanan GERÇEK Gazetesi ailesi içindeydim.
Bakır, Bandırma’ya bağlı Ergili köyünün “Hisartepe” bölgesinde yer alan Daskyleion antik kentindeki kazıların heyet başkanlığına başlamıştı. Bu kazılara
sadece bir yıl ara verdiğinde çok üzülmüş ve “Bir daha asla bu olmayacak” demişti. 22 yıla yakın süre Daskyleion kazılarının başında bulunduğunda, her yaz
aylarında yanına gittiğimde kazılar hakkında hep ayrıntılı bilgiler verirdi. Bir gün olsun, suratını asıp, “yeter” demedi. Bir gün olsun, “Bugün size vereceğim yeni
bir buluntu haberi yok” demeyerek, gazetemizi hep arkeoloji haberleriyle destekledi. Devlet-vatandaş işbirliğiyle yapılıp 2003 yılında hizmete giren
Bandırma Arkeoloji Müzesi’nin kurulmasına çok önemli katkılar sağladı.
Şimdi, bölgemizde Daskyleion ve Kyzikos kazı heyeti başkanlarının, yıllık ödeneklerini bile söylemekten korktuklarını düşündüğümde, her yaz, yanına 3-4
kez gittiğimizde Tomris Bakır’ın hiç çekinmeden verdiği bilgilerin önemi daha iyi anlaşılır.
Bakır’ın, o yıllarda kendisine yönelttiğim, “Daskyleion kazıları ne zaman sona erer ve buradaki ören yeri tam olarak gün ışığına çıkar?” soruma verdiği, “Bu
ödeneklerle kazılar en az 250-300 yıl sürer. Bunu görmeye benim de, benden sonra kazı yapacakların da ömürleri yetmez. Çünkü biz her yıl sadece bir ay kazı
yaparken, burada kaçakçılar 11 ay çalışıyor ” yanıtını hiç unutmuyorum.
O yıllarda Bandırma yerel basınında sadece iki gazete olan “Bandırma Gürses” ve “Gerçek” vardı. Her iki gazete de Tomris Bakır ve Daskyleion kazıları
haberlerine büyük önem verirdi. Bakır’ın, bu konuda söylediği “Ne zaman Bandırma esnafına alışverişe gitsem, bana, ‘Hoş geldiniz. Geldiğinizi biliyorduk’
dediklerinde kendilerine ‘Geldiğimi nereden biliyordunuz?’ soruma, ‘Gazetelerde okuduk’ yanıtını alırdım. Onlar da kazılara öylesine ilgi gösterirlerdi ki, ekibimize gıda yardımında bile bulunurlardı” sözlerini de unutmuyorum.
Yine o yıllarda, Bandırma Rotary Kulübü de, bir protokol imzalayarak birkaç yıl Daskyleion kazılarına ekonomik destek sağlamıştı.
GERÇEK Gazetesi olarak Bandırmalılara yönelik düzenlediğimiz bir panele konuşmacı olarak katıldı. Yine Bandırma Kültür ve Eğitim Vakfı Özel Lisesi’nde
öğretmen olarak görev yaparken öğrencilere konferans için çağırdığımda koşa koşa geldi.
Yılların dostluğu vardı aramızda. Zaman zaman Gerçek Gazetesi’ne geldiğinde hoş sohbetlerimiz olurdu.

Daskyleion kazılarını yaptığı ilk yıllarda, Ergili köyündeki vatandaşlarla toplantılar düzenleyerek onları kazılar hakkında bilgilendirip, tarihi yapıtlar
konusunda bilinçlendirerek, köylülerin burada önceki yıllarda buldukları tarihi ve arkeolojik yapıtları kendisine iletmelerini sağlamış, bunun karşılığında onları
sertifika ile ödüllendirmişti. Sedat Pekel’in ilk belediye başkanlığı döneminde kendisine, çok yerinde bir kararla “Bandırmanın fahri hemşehrisi” unvanı verildiğinde çok mutlu olmuştu.
Geçtiğimiz yıl, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi’nin, Santral Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Uluslararası Bandırma ve Çevresi Sempozyumu” isimli
panele katıldığında, Tomris hocamla yıllar sonra bir kez daha bir araya gelme fırsatını bulduk. Bu paneldeki dört konuşmacıdan biriydi, Bakır. Panel
başlamadan önce Tomris Bakır’a şakayla, “Beni tanıdınız mı?” diye sorduğumda gülerek, “Önder Bey, sizi, o yıllardaki anıları nasıl unuturum?” yanıtını vermişti.
Bakır, 2008 yılında emekliye ayrılarak kazı ekibi başkanlığını öğrencisi olan Muğlalı Kaan İren’e bıraktığında, “Daskyleion’un Onursal Başkanı” unvanını
almıştı.
Hazırlamakta olduğum “röportajlar” kitabımda, mesleğine gönülden bağlı olan Prof. Dr. Tomris Bakır’a da yer vereceğim. Bakır’ı, 79 yaşında kaybetmenin
üzüntüsünü yaşıyorum. Işıklar içinde yatsın. Onun dostluğunu özleyeceğim.