ANASAYFA GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR KURULUŞ KÜNYE İLETİŞİM

02.10.2023

YAŞLI DEĞİL! ÇOK GÖRMÜŞ VE ÇOK GEÇİRMİŞ

YazıYorum (Mete Kozdağ)

 

 

      Dünya yaşlı nüfusunun giderek arttığı günümüzde gerek sağlık gerekse sosyal ihtiyaçlarının karşılanması, hak ettikleri değerin ve saygının gösterilmesini vurgulamak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından 1990 yılından beri 01 Ekim tarihi ‘Dünya Yaşlılar Günü' olarak ilan edilmiştir.

      Son yıllarda yaşlı yerine yaş almış, tercih edilmeye ve kullanılmaya başlanmış durumda. Peki neden ?

      Yaşlılık, yetişkinliğin bir uzantısı olarak yaşam süresinin ileriki döneminde fiziksel ve ruhsal değişimlerin görüldüğü bir zaman olarak tanımlanmakta.

      Yaşlılık döneminde; derinin incelmesi ve esnekliğini yitirmesi, boyun kısalması, kas kuvvetinin azalması, kemiklerde kalsiyum kaybına bağlı olarak kemik yoğunluğunun azalması, görme ve işitmede problemler gibi çok sayıda fizyolojik değişim gözlenmektedir. Yaşlılıkta görülen bu tür fizyolojik değişikliklere “fizyolojik yaşlılık” veya “biyolojik yaşlılık” denmektedir.

      Fizyolojik değişimlerin yanı sıra çok sayıda psiko-sosyal faktör, yaşlılık dönemini etkilemektedir. Bu faktörler arasında; ekonomik problemler, emeklilik, çocukların evden ayrılması, yakınların kaybı ve sosyal rollerde azalma gibi çeşitli yaşam olayları bulunmaktadır.

      Kendini yaşlı hisseden ve yaşlı gibi davranan bireylerin aksine, zamanın akışına karşı koyarcasına “Ben yaşlı değilim, kendimi 18 yaşında hissediyorum” şeklindeki ifadeleri kullanan çok sayıda yaşlı vardır. Bu tür ifadeler, “fiziksel görünüşü itibariyle yaşlı bir birey, kendini ruhsal açıdan genç görebilir” tezi ile açıklanabilir. Aynı tezden hareketle, bir insan kendini yaşlı hissettiğinde ve yaşlı gibi davrandığında da yaşlanmış demektir. Buradaki farklılığı yaratan en önemli etken, yaşamın anlamlılığıdır. Yaşlılığa karşı en güçlü silah, yaşama bağlılıktır.

      Gençliğin ön planda tutulduğu, yaşlılara fazla önem verilmediği ve ilgilenilmediği toplumlardaki bireyler, kendilerini daha erken yaşlarda “yaşlı” hissetmekteler.

      Yaşlıları yerleşmiş kalıpların içerisine sokmaya çalışanlar çoktur. Bu kalıplar çoğu kez yaşlanmayı her yanıyla olumsuz bir süreç olarak görmemize yol açar. Bunlara bakılırsa, yaşlanan kişiler ya "umutsuz, işe yaramaz ve düşkün" ya da bu duruma düşmek üzeredirler. 65 ya da 75 yaş deyince, hemen herkesin aklına "kocamış, çökmüş ve kafası durmuş" durumda olmayı çağrıştıran bir takım olumsuz sözcükler gelir.

      Gerçekte ise, yaşlı erişkinlerin büyük çoğunluğunda bu olumsuz özellikler yoktur. Aksine, tecrübe çoğunluğu ve yoğunluğu vardır.

      Hayatın içinde aktif ve üretken olup değişime adapte olunması halinde, yaş alma ve yaşlılık süreci, kolayca yönetilebilmekte.

      Dünyamızı 65 yaş ve üstü şeklinde nitelendirilen bir kesimin yönettiğini unutmayalım. Yaşlı olarak sınıflandırılan insanların farklı toplumsal yapılarda farklı şekillerde hayata dahil oldukları, gerçeğin ta kendisi.

      Mustafa Kemal Atatürk' ün ‘Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide muktedirken bütün kudretiyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur' sözünü de hiç unutmayalım

      Gençler! Adım atmadan önce çok görmüş ve çok geçirmiş tecrübelilerle konuşun ki geleceğinize ve göreceğinize 1/2/3/...-0 önde başlayın.

      Okunuyor olmak dileğiyle, saygılar.   


Bu yazı 175 defa okundu.


Yorumlar


Ad Soyad E-Mail
GÜNDEMSİYASETMANŞET HABEREKONOMİSPORRÖPORTAJLAR YAZARLAR ARŞİV

KONUMUMUZ

Altıeylül / Balıkesir

ADRES

Altıeylül Mah. Çiğdem Sok. İnaler İş Mrk.No: 8 1/1 Altıeylül / Balıkesir
MND Ajans
©2020 | Tüm Hakları Saklıdır
MND Ajans