.

Dilerim ki 2020; ülkemiz için daha mutlu ve aydınlık günlerin var olduğu bir yıl olur.

 

Laik demokrasi, eşitlik, özgürlük, hak ve adaletin oluştuğu bir döneme dönüşür…

Siyasiler, halkın çıkarlarından ve de geleceğinden sorumlu olduklarının ayırdında olurlar.

***

17 yıldır işbaşında bulunan AKP hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimini değiştirmiştir. Maalesef bugün TBMM’de yer alan muhalefet partilerinin bu vahim konuma gelişte büyük katkıları olmuştur…

AKP’nin pervasızlığının altında HDP’nin Türkiyelileşememesi, CHP ve MHP yönetimlerinin siyasi aymazlıkları yatmaktadır.

Türkiye, iktidarı ve muhalefetiyle birlikte kötü yönetilmektedir!

2020, bu kötü yönetimden kurtuluş yılı olmalıdır.

***


Muhalefetin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu temel ilkelerine sahip çıkan, laik demokrasiden başka çıkış yolunun bulunmadığı düşüncesiyle özdeşleşen bir konuma evirilmesi gerekir.

Özellikle CHP’nin sağ ve sığ politikalar ve sağcı politikacılar arayışından vazgeçmesi, gerçek solun insana saygı ve onun varlık nedeni olan emeğinin en yüce değer olarak değerlendirildiği, sermayenin değil, emeğin çıkarını düşündüğü, çalışanların sendikalaşma, toplu sözleşme, grev haklarını sahiplendiğini açıkça belirtmelidir.

Özgürlüğün fırsat eşitliğiyle eşdeğer olduğu, temel hakların var olması için tarafsız ve bağımsız yargının oluşması ve evrensel hukuk devletine ivedilikle dönüşmenin gerekliliğini CHP halka anlatmalıdır.

***

Mutlak dokunulmazlığı olan, tüm erkleri elinde tutan ve de bir siyasi partinin başkanı görevinde bulunan bir kişinin yönettiği ülkede, laik demokrasiden bahsedilemeyeceği, tarafsız ve bağımsız yargının görev yapamayacağı ve siyasal yönetimin tüm ülke insanları adına oluşturulamayacağı yurttaşlara açıklanmalıdır...

***

Sosyal devletin sadece iktidardaki yöneticinin partisinin değil, tüm Türkiye’nin bugünü ve geleceğinden sorumlu olduğu bilinci ülkede yerleştirilmelidir.

 

***

İktidar ekonomiyi kurtarmak için reel yöntemlere, kaynakların doğru kullanılmasına, güven veren liyakatli kadrolarla çalışmaya mecburdur...

Türkiye geri kalmışlıktan ancak üreten bir ekonomiye sahip çıkarak kurtulabilir!

Ve ekonomik kalkınmanın yolu laik demokrasiden geçmektedir!

***

2019’un son günlerinde AKP Genel Başkanı, İstanbul Kanalını istemeyen yurttaşlara; “İsteseniz de istemeseniz de kanalı yapacağım” diyebilmiştir.

Bu durum 2020’de tek adam rejiminin daha da belirginleştiği göstermektedir...

***

Oysa demokrasilerde halkın kendi kaderini belirlemesi en doğal hakkıdır.

Siyasi irade halkın tercihiyle meşruiyet kazanır!

Halk ne istediğini, neler beklediğini ve kimlerle bu işin gerçekleşebileceğine karar verdiğinde iktidar oluşur. Siyasal yöneticileri belirleyen halktır...

Yani seçim, halkın iradesi için en belirgin yöntemdir.

Halk yöneteni seçebildiği kadar, yapılmak isteneni de reddetme hakkına sahiptir.

Bilinmeli ki; halkın hakkını, hukukunu koruyan, adaleti gerçekleştiren, üreten ve adil paylaşan ekonomiyi kollayan, insan emeğine, canı ve malına güvence olan tek sistem parlamenter demokratik rejimdir!

***

Laik demokratik parlamenter sistem yok edildiği için Türkiye için yıkım olacak Kanal İstanbul’u yapma kararını veriyor.

Devletin kurumlarına, bilim dünyasına, halkın tepkisine bakmadan ve de doğru bilgileri saklayarak “yapacağım” diyebiliyor!

Kendinde bu hakkı görüyor!

Böyle bir baskıcı davranış demokrasiyle uyuşamaz!

***

Halef/selef olduğumuz denizcilikten sorumlu bu feodal anlayışa karşı çıkıyor.

Yazdığı 2 sayfalık mektupta önemli konuları hatırlatıyor.

Özetle paylaşmak isterim.

……. Sevgili Kardeşim; Anlamış değilim. Montrö nedeniyle serbest geçiş hakkı olan yabancı gemiler neden ve nasıl daha fazla ücret ödeyecekleri kanala yönlendirilecekler?

…. Yabancı gemilerin kanala gitmesi için ileri sürdükleri tek gerekçe boğazlardaki olası gemi kazalarının İstanbul’u tehlikeye atma riskidir. Bu risk 49. ve 50. Hükümetler zamanında yani 1994 yılında bertaraf edilmişti.

O dönemde, İstanbul’un güvenliği için “Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Tüzüğü” ve “Gemi Trafik Ayrım Şemaları” hazırlanmış ve Birleşmiş Milletler Denizcilik Örgütü İMO’dan geçirilmiştiDemokrasi dışı uygulamalar ve baskılar artarsa 2020 de kaybedilen yıl olur.